.::Güncel Haberler::.

‘Bir Yadigar Ejder Kitabı’ Çıktı!

KİTABIMIZI aşağıdakİ SİTELERDEN EDİNEBİLİRSİNİZ.

Kitapyurdu (Ücretsiz Kargo Seçeneği) Pandora, Simurg

ve Yurt dışında yaşayan okurlarımız için: Kitap Avrupa

.::Üçüncü Adam’ın Kurucusu ve Yazarı Erhan Tuncer’in Yazıp-Yönettiği ‘Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’ Adlı Uzun Metraj Film, 23. Adana Film Festivali’nde!::.

Üçüncü Adam‘ın kurucusu ve yazarı Erhan Tuncer‘in yazıp-yönettiği ‘Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’ adlı uzun metraj film, 23. Adana Film Festivali yarışma bölümünde yer alacak ve 21 Eylül Çarşamba, 14:45‘te izleyici ile buluşacak. İkinci bir gösterim de 22 Eylül Perşembe, 20:30‘da gerçekleşecek.

Filmin başrollerini Gün Koper, Bennu Yıldırımlar, Erdem Akakçe ve Yücel Erten paylaşmakta.

Filmin fragmanı ve afişi sizlerle;

afis

.::Değerli Sanatçı Tarık Akan Hayatını Kaybetti::. 

Sinema sanatçısı Tarık Akan hayatını kaybetti. Akan bir süredir kanserle mücadele ediyordu. Üçüncü Adam olarak kendisini sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz. 

.::Değerli Sinema Sanatçısı Mahmut Hekimoğlu Hayatını Kaybetti::. 

Değerli sinema sanatçısı Mahmut Hekimoğlu hayatını kaybetti. Sanatçımız prostat kanseri ile mücadele etmekteydi. Ruhu şad olsun. 

.::Değerli Yazar – Senarist Vedat Türkali Hayatını Kaybetti::. 

Değerli yazar ve senarist Vedat Türkali, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Edebiyatımızın ve sinemamızın başı sağ olsun. 

.::Değerli Sinema Sanatçısı Kubilay Hakan Hastanede Tedavi Altına Alındı::.

Değerli sinema sanatçımız Kubilay Hakan, kontrol için gittiği hastanede, damar tıkanıklığı teşhisi koyularak tedavi altına alındı. Sinema emekçisi Zeki Demir ağabeyimizin bizi arayıp bilgilendirmesine göre sağlık durumu şimdilerde iyi lakin tedavisine devam ediliyormuş.

Sanatçımızı Zeki Demir ile birlikte, Mete İnselel‘in eşi Kamuran İnselel hanımefendi de ziyaret etmiş. Kendilerine hassasiyetlerinden ötürü çok teşekkür ediyoruz.

Sanatçımız Alanya Başkent Üniversitesi Hastanesi‘nde 202 numaralı odada yatmaktadır.

Üçüncü Adam ekibi olarak sanatçımıza acil şifalar dileriz.

.::Gülgün Erdem’in Ardından::.

Gülgün Erdem‘in geç gelen vefat haberi tüm okurlarımızı oldukça şaşırttı ve üzdü. Bu süreç içerisinde bizlere ulaşan Yahya Karadaş, kendi arşivinden Gülgün Erdem’e ait bir fotoğrafla, kendisine ait biyografik bilgileri bizlerle paylaştı.

Kendisine ilgisi için çok teşekkür ederiz.

Yahya Karadaş;

“Gülgün Erdem 60’ların hemen başında figüran olarak sinemaya başlamıştır. Bu dönemde rol aldığı filmlerin jeneriklerinde adı yazılmamıştır. Özellikle 1964-65 yıllarından itibaren diyaloglu rollere geçmiş ve siyah-beyaz filmlerde genellikle vamp karakterleri (küçük roller de olsa) canlandırmıştır. 60’lı yılların ikinci yarısında yaptırdığı burun estetik operasyonu onu daha da güzelleştirmiş ve 68’den itibaren yapımcıların daha fazla dikkatini çekerek, giderek başrollere tırmanmıştır. Gülgün Erdem genellikle “B” sınıfı filmlerde başrollerde oynamış, “A” grubu firmaların filmlerinde de yardımcı kadın oyuncu olarak rol almıştır. Başarılı bir sinema oyuncusudur. Vamp rollerde bile hiçbir zaman aşırı çıplaklığa kaçmamıştır. Sanatçımızın ölüm haberini 2 yıl sonra öğrenmeniz Yeşilçam’ın vefasızlığına ilk örnek değildir. Gülgün Erdem ve benzeri tüm Yeşilçam oyuncuları sinemamızın gerçek emektarları ve sahipleridir.”

.::Murat Yağmur, Babası Mehmet Yağmur’u Anlatıyor: “İstiklal Caddesi’nde bir kadın gelip babamın yüzüne tükürüyor. Babam tabi ne olduğunu anlamaya çalışırken kadının ağlayarak ‘Sen o kadına nasıl tecavüz edersin?’ diye cevap vermesiyle, kadının 5 dakika önce sinemadan çıktığını anlıyor.”::.

Sevgili dostlarımız merhabalar,

Yine bir sanatçımızın yakını bizlere ulaştı ve babasını, sinemamızın emektar kavgacı karakter oyuncularından Mehmet Yağmur‘u anlattı. İçtenliği ve samimiyetinden dolayı, Mehmet Yağmur’un oğlu Murat Yağmur‘a çok teşekkür ederiz.

Bizzat kendi arşivinden çıkardığı fotoğraflarla, karşınızda sinemamızın gerçek emekçilerinden Mehmet Yağmur!

1) Çocukluk yıllarınızdan kısaca bahseder misiniz? Babanızla ilişkiniz nasıldı?

Hep babamın anılarıyla büyüdüm. Baba oğuldan ziyade arkadaş gibi olduk. Babam ortaokul terkti ama hayat okulundan mezun olmuş ve genel kültür olarak mükemmel bir bilgisi vardı. Ben aşırı yaramaz yerinde durmayan  bir çocuk olmama rağmen babamdan sadece 1 kere dayak yemişimdir. Buna karşılık yaşım 31 oldu hala da babamdan korkarım ve saygım sonsuzdur. Babam benim idolümdür.

2) Babanızın sinema kariyeri öncesinde herhangi bir mesleği var mıydı?

Sinemadan önce Malatya’da babasının yanında kerestecilik yapıyormuş.

3) Mehmet Yağmur’un sinema kariyeri nasıl başladı?

1960 yıllarında evden İstanbul’a kaçarak tesadüfen bir elektrikçinin yanında setlerde ışıkçılık yapmaya başlayarak… Daha sonra sette çalışmış ve set amirliği yapmış. Ardından 1965 yılında askerden geldikten sonra 1965-67 yıllarında Malatya’da kalmış. Daha sonra yine İstanbul’a gelmiş ve Trakya’ya, Ege’ye yani bölge bölge sinemalara film gezdirmeye başlamış. 1970 yılında Antalya’da Yılmaz Duru ile ‘Bin Yıllık Yol’ adlı film çekimine gitmişler. Babam o zamanlar yine kamera arkası çalışmalar yapıyormuş. Filmin bir oyuncusu gelmemiş, Yılmaz Duru babama ‘Seni oynatalım…’ demiş. Yapardın-yapamazdın derken babam ‘Bin Yıllık Yol’ adlı filme oynamış. Daha sonrasında İstanbul’a gelmişler. Rahmetli Hüseyin Baradan yine set amirliğine çağırmış fakat babamı ilk işe alan Arif Eriş -o zaman prodüksiyon amiri- karşı çıkmış ‘Mehmet Yağmur artık sinema sanatçısı oldu, set amirliğine almayın…’ diye… Ve babam filmin afişindeki yazıyı o zaman görmüş ‘Ve Mehmet Yağmur…’ diye. Ondan sonra sinema macerası başlıyor.

4) Sinemada ne tür zorluklarla karşılaştı? Bu zorlukları sizlerle paylaştı mı?

Evet, bir gün yanında Tevfik Şen ve bir arkadaşı beraber İstiklal Caddesi’nde giderken karşılarından 3 bayanın kendilerine doğru geldiklerini görüyorlar. Babam tam ‘Hanımefendi bir sorun mu var?’ diye soracakken karşısındaki bayan babamın yüzüne tükürüyor. Babam tabi ne olduğunu anlamaya çalışırken niye öyle bir davranışta bulunduğunu sorduğunda kadının ağlayarak ‘Sen o kadına nasıl tecavüz edersin?’ diye cevap vermesiyle, kadının 5 dakika önce sinemadan çıktığını anlıyor. Ayrıca film bütçelerinin az olduğundan dolayı filmi bir kerede bitirmeleri gerektiğini, yanlışları ve hataları en aza indirmek zorunda olduklarını, Avrupa’nın ‘olmamış’ diyip attıkları filmlerle Türk sinemasında 3 veya 4 tane film çekilebileceğini, bunun da ne zor şartlarda sinema yaptıklarının göstergesi olduğunu anlatırdı.

5) Çalışma disiplini açısından Mehmet Yağmur’u nasıl değerlendiriyorsunuz? Rolü üzerine düşünen bir oyuncu muydu yoksa her şey sette başlayıp sette mi bitiyordu?

Ben Üçüncü Adamlar’ın düşünerek oynadıklarını sanmıyorum. Onlardaki kabiliyetin ayrı bir şey olduğuna inanıyorum. Çünkü atın üstünden rol gereği düşmenin, Malkoçoğlu Cem Sultan filmindeki köprüden düşme sahnesi gerçekte olan şeyler, yani kamera oyunları falan değil ve sadece küçük örneklerden bahsediyorum.  Bence düşünenler bunları yapmaz…

6) İzleyicilerimiz Mehmet Yağmur’u ağırlıklı olarak kavgacı – kötü adam karakterleri ile hatırlıyor. Bir çok tehlikeli kavga sahnesinde başarılı performansları oldu. Hatırlıyorsanız, oynadığı  filmler ile ilgili size anlattığı bazı anılarını bizlerle paylaşır mısınız?

Tabi birçok hatırası var ama şu an aklıma gelen, Kara Murat filmlerinde ‘Baba, o kadar adamı nerden buluyorlar?’ diye sorduğumda, ‘Oğlum ben o filmlerde en az 17 -18 kere ölüyordum…’ demişti. Ve annemin bir gün evde ağlayarak ve hatta sinirli bir şekilde kızıp bağırmasını duyduğunda içeri girmiş, ‘Hanım hayırdır? Ne oldu, ne bu sinir?’ diye sorduğunda, annem ‘Rabia’ filmini göstererek ‘Görmüyor musun? Adi adam nasıl da Rabia’ya iftira atıyor…’ dediğinde, anneme ‘Ağzına sağlık hanım, o benim tanımadın mı?’ demiş…

7) Başarılı bir karakter oyuncusu olarak, “keşke oynamasaydım”  ve “keşke o filmde ben de oynasaydım” dediği filmler var mıydı?

Keşke oynamasaydım dediği bir filmini hatırlamıyorum. Oynamak istediği fakat sette attan düşüp kolunu kırdığı için oynayamadığı Cüneyt Arkın’ın ‘Küçük Kovboy’ filmi var.

8) Sitemiz sinemamızın Üçüncü Adam’ları, emektarları üzerine bir site. Bizler çalışmalarımızda sıklıkla, onların hak ettikleri değeri göremediklerinden bahsediyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette ki görmüyorlar. En basiti Malatya’da 6-7 defa film festivali yapıldı, şu ana kadar babama bir davet dahi gelmedi. Bu örneğin bile çok şey anlattığına inanıyorum.

9) Babanız Mehmet Yağmur olarak, sinemada hayal ettiği yerde miydi?  

Elbette ki değildi… Hala kendine kızar, ‘Neden cahil davrandık da savrulup gittik?’ diye ama şu gün olmuş o günlerini anlatmaya başladığında hala gözleri dolar. Özlemini ben anlarım ve biz onunla gurur duyuyoruz.

10) Son olarak babanız ile ilgili unutamadığınız birkaç anınızı bizlerle paylaşır mısınız?

İhsan Gedik abi Malatya’ya gelmişti. Kitap tanıtımı yapıyordu. Babamla buluştular. Onların o zaman anlattıkları anıları dinlemek çok keyifli idi ve ikisinin de gözlerindeki sinemaya olan özlemleri ve sevgilerini görmek unutamadığım anılardan bir tanesiydi.

11) Babanız şimdilerde ne yapmakta, geçimini nasıl sağlamakta?

Sinemadan sonra ticari taksicilik yaparak bizleri büyüttü. Şu an Bağ-Kur emeklisi ve 3 erkek evladını yetiştirmenin gururu içinde Malatya’da yaşıyor.

Murat Yağmur‘a tüm emekleri için bir kez daha teşekkürler…

Mehmet Yağmur‘a sonsuz selam, sevgi ve saygılarımızla…

Üçüncü Adam