Tag Archives: türk sineması

.::Bir Süredir Yaşanan Durgunluk Hakkında::.

İhsan Yüce ve Fuat Onan

Merhaba sevgili Üçüncü Adam okurları,

Aylardır siteye yazı ekleyemiyorum çünkü hem mesleğimle ilgili yoğun bir çalışma temposundayım, hem de bildiğiniz üzere İhsan Yüce üzerine oldukça ayrıntılı bir kitap yazmaktayım. Kitap öyle çok mesaimi alıyor ki, en basit işlem olan Üçüncü Adam’ın İnstagram hesabına fotoğraf eklemeye dahi fırsatım, enerjim olmuyordu. Sizlerden gelen özlem ve dolayısıyla sevgi temelli sitem mesajlarına kayıtsız kalamadığım için İnstagram hesabına bir miktar hareket kazandırmaya başladım. Umarım vakit bulurum ve siteye de geçen aylardaki gibi yazı ve fotoğraflar eklemeye başlarım.

İhsan Yüce kitabına da kısaca değinecek olursam: 60.000 sayfaya yakın dergi ve gazete ile 20.000‘e yakın lobi kartı/film fotoğrafı karıştırdım. İçinde Yavuz Turgul, Ahmet Sezerel, Kaya Ererez, Aytekin Çakmakçı, Menderes Samancılar, Alev Oraloğlu, Mazlum Çimen gibi isimlerin olduğu 60’tan fazla isimle röportaj yaptım. İhsan Yüce’nin mahalle arkadaşlarını, hatta alt komşusunu dahi buldum. Aylar sonra okuyacağınız bu kitapta, 1954 yılından, 1991 yılına kadar ülkemizde yaşanan ve çoğunu ilk kez duyacağınız tiyatro ve sinema bilgilerine ulaşacaksınız. Çok uğraştım, beğeneceğinizi ümit ediyorum.

Site ile ilgili ilk planımdan da bahsedeyim; Haftanın belirli bir gününü, sitede paylaşım günü olarak belirlemek için bir ön çalışma yapacağım. En azından ilk yayın ayını eksiksiz geçirebileceğim arşiv taraması ve yazı taslaklarına ufaktan başladım. Umarım vaadettiğim gün ya da günlerle ilgili size mahçup olmam.

Daimi sevgi ve muhabbetle.

Üçüncü Adam adına: Erhan Tuncer

.::Değerli Sanatçımız Ayşen Gruda’yı Kaybettik::.

Değerli sanatçımız Ayşen Gruda, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Sinemamıza kattığı tüm güzellikler için kendisine minnetarız. Ruhu şad olsun!

.::Bir Yeşilçam Son Dakikası: Öldü Sanılan Gülgün Erdem Yaşıyor!::.

Sevgili dostlar, bu kez sevindirici bir haber ile sizlerleyiz.

Kardeş sitemiz Sinematik Yeşilçam‘ın değerli emekçisi Utku Uluer ağabey bize az önce müjdeyi verdi ve Gülgün Erdem’in yaşadığını aşağıdaki yazı ile duyurdu:

“2016 tarihinde Gülgün Erdem hakkında, hem içeriği ile hem de ortaya çıkış şekli nedeniyle çok üzücü bir haber almıştık.

Yeşilçam’ın en güzel kadınlarından, Fantastik sinemamızın Dişi Killing‘i, Dişi Tarzan‘ı Gülgün Erdem ‘in 2 yıl önce aramızdan sessiz sedasız ayrıldığı haberini yayınlamıştık.

Değerli bir Sinema Yazarı abimiz kendisine ulaşan bilgiyi bizlerle paylaşmıştı. Biz de hiç bir yayın organında belirtilmeyen, üzerinden zaman geçtiği için magazinciler için haber değeri taşımayan bu bilgiyi daha fazla kişiye ulaştırmak istedik. Çünkü kaynağımız önemli bir kaynaktı ve ortada her zaman yaşadığımız gibi önem vermeme ve ilgisizlik durumu vardı. Biz de yapmamız gerekeni yaparak haberin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamaya çabaladık…

Bu konuda taraf olduğumuz için haberi vermemiz önemliydi çünkü dört yapraklı yonca dışında Türk sinemasında yer alan kadın oyuncuların haber değerleri çok fazla olmuyordu… Hele heleGülgün Erdem gibi sinemadan elini eteğini çekmiş oyuncularımız hakkında bilgi almamız da pek mümkün olmuyordu. Oyuncumuz artık göz önünde olmamayı seçmiş olsa da bu şekilde ortaya çıkan bir ölüm haberini 2 yıl sonra almış olmamız bizi de harekete geçmeye yöneltti.

Ancak Gülgün Erdem Hayattaymış!!!

Ancak bu sefer bir haberi elimizde olmayan sebeplerden dolayı olsa da yanlış verdiğimize çok sevindik. Çünkü Gülgün Erdem aramızdan ayrılmamış! Oraya çıkan haber ise isim benzerliğinden dolayıymış. Ayrıca bu sefer işimizi sağlama aldık ve haberi bize verebilecek en yetkin isimden doğrulattık. Yani Gülgün Erdem‘den.

Öncelikle kendisinden özür diledik, istemeden de olsa bu gibi haberlerin yayılmasının bir parçası olduğumuz için de mahcubiyetimizi ilettik. Çok sağolsun bizim iletişime geçme isteğimizi kabul etti. Bizler de sizleri bilgilendirmek istedik.

Sayın Gülgün Erdem gerçekten de sinemadan elini ayağını çekmiş, basından uzak ve uzun zamandır sinema sadece izleyici olarak ile ilgileniyormuş. Ayrıca kendisi hakkında çıkan haberlerin bazı akrabalarını endişelendirdiğini bizlere iletti. Ulusal basın bu haberi Sinematik Yeşilçam veya Üçüncü Adam sitelerinden aldığı için kendisini detaylı olarak bilgilendirdik. Değerli sanatçımız ile ilgili bize ilk haberi ulaştıran değerli sinema yazarı büyüğümüz ile de iletişime geçtik. Kendisi de Gülgün hanım ile görüştü ve haberin yanlış olduğuna o da sevindi.

gülgün erdem sabu korkusuz kaptanGülgün Hanımın tüm sevenlerine selamı var. Artık sinema ile ilgilenmediği için bazı bilgilerinin saklı kalmasını bizlerden rica etti. Biz de gösterdiği kibarlık ve bilgilendirmeden dolayı kendisine teşekkür ettik. Kendisine uzun ömürler dileriz!

Dişi Killing, Süpermen Fantoma’ya Karşı, Korkusuz Kaptan Swing, Tarzan Korkusuz Adam, Casus Kıran, Kızıl Maske, Altın Çocuk Beyrut’ta, Keloğlan, Çifte Tabancalı Damat, Demir Pençe Casuslar Savaşı, Red Kit, Killing Ölüm Saçıyor, Dişi Tarzan gibi pek çok Fantastik filmde yer almış olan Gülgün Erdem sinemaya 1963 yılında başlamıştı.1976 yılında evlenip sinemadan ayrılana kadar da 100’ün üzerinde filmde yer alan bu güzel oyuncumuz 1976 yılında bir daha geri dönmemek üzere sinemadan ayrılmıştı.”

*www.sinematikyesilcam.com

.::Değerli Sinema ve Tiyatro Sanatçısı Uğur Kıvılcım Hayatını Kaybetti::.

Değerli sinema ve tiyatro sanatçısı Uğur Kıvılcım‘ı kaybettik dostlar. Ruhu şad olsun.

*Görsel: listeist.com

.::Avantür Filmlerin Yıldızı Behçet Nacar Anlatıyor: “Parçala Behçet’lerde çok cıvıttık! Filmlerimizde pek bir yenilik yapamadığımız için seyirci artık bizim filmlerimizden bıktı…”::.

Merhaba sevgili dostlarım,

28 Ağustos’tan bu yana, hepimizi derinden üzen vefat haberleri dahil olmak üzere hiçbir paylaşım yapamadım Üçüncü Adam‘da. O günlerde yoğun bir kitap yazma dönemindeydim ve bu tempo 2 hafta öncesine kadar yer yer artıp yer yer azalarak devam etti. Bu ortalama 2 buçuk aylık süre içerisinde: Adana Film Festivali için hazırladığım Ahmet Mekin‘in biyografi kitabı “Yeşilçam’ın Sessiz Fazileti Ahmet Mekin”, yine aynı festival için hazırladığım fakat henüz basılmayan 4 kitaplık “25 Aşk – Komedi – Aksiyon -Dram Filmi ile Yeşilçam” ve festival dışı olarak emektar karakter oyuncumuz Yavuz Karakaş‘ın hayatının ve Yeşilçam anılarının yer aldığı “Yeşilçam’da Bir Ömür – Yavuz Karakaş” kitaplarını bitirdim.

Siz değerli Yeşilçam severlerden ayrı kaldım ama  yine sizin için, Yeşilçam’a dair bir bellek oluşturmak için çalıştım diyebilirim. Sadakatle beklediğiniz ve Üçüncü Adam’ı hiç yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederim.

Bildiğiniz üzere sürekli olarak güncellenen ve büyüyen bir arşivi var Üçüncü Adam’ın. Geçen aylarda toplu olarak edindiğim 80’li yılların film sektörü dergisi “Film Market” adlı dergide öyle özel ve önemli bulduğum bir röportaja denk geldim ki paylaşmadan edemedim.

Yeşilçam’ın en orijinal isimlerinden Behçet Nacar ile yapılan bu söyleşide Nacar, kendi sinemasından ve video filmlerin fayda ve zararlarından tüm içtenliğiyle bahsediyor ve avantür-aksiyon filmlerinin kült karakteri “Parçala Behçet” ile ilgili geç kalmış bir itirafda bulunuyor: Çok cıvıttık!

Bugünü, Üçüncü Adam’ın yeni yayın dönemi olarak görmenizi ve hasretin bittiğini belirterek sizi röportajla başbaşa bırakıyorum.

Keyifli okumalar dilerim.

Söyleşinin Yayınlandığı Dergi: Film Market – 15 Temmuz 1984 / Sayı: 22

Söyleşiyi Yapanlar: Hüseyin Kuzu / Ziya Hocaoğulları

Behçet Nacar ile Söyleşi

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?

1934 yılında İstanbul’da doğdum, İstanbul’da büyüdüm. Sultanahmet Erkek Sanat Okulu’nu bitirdim. Askerkliğimi yedek subay olarak yaptım. Evliyim, bir çocuğum var.

Sinemaya girişiniz nasıl oldu?

Kendi arabamla İstanbul’da taksi şoförlüğü yapıyordum. Arabamla filmcilerle çalışmaya başladım. Daha sonra da filmlerde figüranlığa başladım. 1964 yıllarıydı… O zamanlar figüranlar günlük 10 lira alıyorlardı. Daha sonra “yevmiyeci” oldum. Yıllar geçerken aldığım parada giderek 20, 30, 40… arttı. Hep “kötü adam” oynadım. Önceleri sıradan bir kavgacı iken daha sonra kavgacıların başı oldum. Film başına da fiks para almaya başladım. Yaklaşık 100 kadar filmde böyle oldu bu…

Başrole geçişiniz nasıl oldu?

Başrole geçişim rahat olmadı tabii… Denemeler oldu… 1971’de yönetmenliğini Melih Gülgen’in yaptığı, daha sonra bir furya başlatan “Parçala Behçet” ile başrole geçtim. “Parçala Behçet” bir döneme damgasını vurdu, benim de sinema yaşantımın dönüm noktası oldu. Bugüne kadar 10 siyah-beyaz, 35 kadar renkli filmde başrol oynadım. Bu filmlerin çoğunluğu avantür ve seks filmleridir. “Parçala Behçet” türü filmler benim değil, Türk Sineması’nın tipik filmi oldu. Fakat çok cıvıttık…

Başrolden sonra yapımcılığa, daha sonra da işletmeciliğe geçtiniz…

Evet… 1975 sonrası yapımcılığa başladım. “Bizim Film”i kurdum. Burada çoğunlukla küçük bütçeli avantür filmler yapmaya başladık. 1975’ten sonra “Bizim Film” olarak 18 tane film yaptık. 1978 sonrası da kendi filmlerimizin işletmeciliğine başladık. Başka yapımcılarla yaptığım, başrol oynadığım filmlerin hemen hepsini satın aldım. Bunların işletmesini de kendimiz yapıyoruz.

Son yıllardaki yapım çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Artık senede bir film yapabiliyoruz. O filmi yapmaya, çalıştırmaya ancak yetebiliyoruz. Çevirdiğimiz bütün filmlerin başrolünde ben oynuyorum. Geçen yıl da “Kobra” diye bir film çektik. Konusu Meksika’da geçen askeri bir film…

Oynadığınız avantür filmlerin yanısıra hiç tür değişikliği düşündünüz mü?

Başrolünde benim oynadığım başka tür bir filmde oynamam çok zor. Böyle tanındık, böyle devam ediyoruz. Başka da avantür filmi yapan, Cüneyt’in (Arkın) dışında kimse yok. Filmlerimizde pek bir yenilik yapamadığımız için seyirci artık bizim filmlerimizden bıktı. Özellikle Almanya pazarından dolayı, modaya uyup filmlerimize şarkı-türkü katıp, “müzikal” bir hava vermeyi de düşünüyoruz. Video piyasasında evlere girmek için filmlerimizin yapısını yumuşatmamız gerek…

“Küçük bütçeli avantür film”in yapım sorunları neler?

Avantür filmlerin yapımları daha masraflıdır aslında… Ama tam avantür olursa… Kırıp-dökmeden kısıtlamayacaksın yani! Bir silah patlaması 500 lira, bir yumruk yemek 10.000 lira… Bizim bu küçük bütçeli filmleri yapabilmemiz çok özel şartlarda mümkün olabiliyor. Bütün malzemeler, giysiler, silahlar vs. kendimizindir. Filmlerimizdeki bütün efektleri bizzat kendimiz yapıyoruz. Oysa arabesk film fiks sahnelerle doluç Dağda, bahçede kolayca çekilebiliyor. Bizim filmlerimiz çok yorucu çalışma gerektirir. Çalışan adam artık hiçbir tehlikeden de sakınmaz. Her işin kazası belası var.

Ülkemizde avantür film seyircisi potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında avantürün çok geniş bir seyirci kitlesi var. Fakat bu seyircimiz gerek iyi film yapmamamız, gerek işletme sorunları yüzünden başka alanlara kaydı. Yabancı avantür filmlere sinema salonlarında büyük ilgi var. Yerli avantür film seyircisi ise sinema salonlarından video alanına kaydı.

İşletme sorunlarınız nelerdir?

Büyük şehirlerde filmlerimizi göstermek için hiç sinema salonu bulamıyoruz. Küçük yerlerde de sinema salonlarının çoğu kapandı. Örneğin eskiden Trakya’da 10-15 vizyon bulabiliyorduk, şimdi 2 tane kaldı. Bölge işletmeleri de azaldı. Kalanlar filmlerimizi almıyor. Eskiden bölgelerde çok işletmeci vardı ve bunlardan biri gelip filmimizi alıyordu. Filmlerimizi ancak İstanbul çevresinde kendimiz işletebiliyoruz. Her tarafta bir tekel davası var anlıyacağınız. Yurt dışına satışımız da çok zor. Reklam yapmadan, dil bilmeden olmuyor bu işler. Savaştan önce Ortadoğu’dan gelip film alan işletmeciler vardı. Artık onlar da gelmiyor. Yurt dışına filmlerimizi satan arkadaşın kafasına yatmazsa filmlerimizi satmıyor.

Videonun gelişi filmlerinizi ve işletmeciliğinizi nasıl etkiledi?

Video bizim elimizde malın yeniden değerlendirilmesi oldu. Sadece bizim için değil, herkes için… Video ile ihya olanlar oldu. Büyük filmler her zaman sinema salonu bulabiliyor ve video yoluyla da evlere kadar girebiliyor. Biz ne sinemadan ne de videonun bu piyasasından yararlanabiliyoruz. Video ile ilgili yasaların belirsizliği de elimizi kolumuzu bağlıyor.

Bir türlü çıkmayan video yasası aslında büyük yapımcıların işlerine yarayacak. Çıkacak haliyle bizim için daha kötü olacak. Bizim seyircimiz artık kahvelerde, biracılarda, meyhanelerde… Bu yür yerlerden video cihazının kaldırılması bize en büyük darbeyi vuracak. Her gün bir kahvede 3-4 filmimiz oynarsa film yetiştiremeyiz…

.::Yeşilçam’ın Çınarı Selahattin Fırat Hayatını Kaybetti::.

Yeşilçam’ın yaşayan en yaşlı sanatçılarından Selahattin Fırat, gece 04:00 sularında hayatını kaybetti. Onu tanımış olmanın mutluluğunu hep taşıyacağım. Ruhu şad olsun.

.::Yeşilçam Filmlerinde Rol Almış Karateci Kazım Aktan Hayatını Kaybetti::.

Geçen günlerde çok üzücü bir olay yaşandı. Anadolu haber ajansı tarafından servis edilen haberi biz de sizlerle paylaşmak istedik. Kartal Tibet’in rol aldığı Tarkan Güçlü Kahraman Kolsuz Kahramana Karşı filminde “Mançu”, Siyah Eldivenli Adam filminde de “Karateci” rollerinde oynamış olan ve siyah kuşak sahibi karateci Kazım Aktan dün feci bir olay sonucu hayatını kaybetti. İşte AA’nın tüm gazetelerde yer alan haberi şu:

Refahiye ilçesine bağlı Damlaca köyünde oturan 75 yaşındaki sinema oyuncusu Kazım Aktan‘a ait 2 katlı evde, henüz sebebi belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Kısa sürede büyüyüp evi saran yangın sırasında Kazım Aktan ile kızı Melike Aktan (30) evde mahsur kaldı.

Kazım Aktan olay yerinde hayatını kaybederken, dumandan etkilenen kızı Melike Aktan ise komşularının yardımıyla evden çıkartıldı.

EV TAMAMEN KULLANILAMAZ HALE GELDİ

Gelen sağlık ekiplerince ambulansa alınarak kent merkezindeki Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Melike Aktan, buradaki tedavisinin ardından taburcu edildi.

Kazım Aktan’ın cesedi ise otopsi yapılması amacıyla Trabzon Adli Tıp Kurumuna götürüldü. Evde çıkan yangın ise itfaiye ekiplerince söndürüldü. Yangında ev tamamen kullanılamaz hale geldi. Jandarma ve itfaiye görevlileri yangının çıkış sebebini saptamak için araştırma başlattı.

YEŞİLÇAM FİLMLERİNDE OYNAMIŞTI

Kazım Aktan Mehmet Aslan’ın yönettiği, başrollerinde Kartal Tibet’in rol aldığı “Tarkan Güçlü Kahraman Kolsuz Kahramana Karşı” filminde “Mançu”, “Siyah Eldivenli Adam” filminde de “Karateci” rollerinde oynadığı belirtildi.

Kazım Aktan’ın 7 çocuk babası olduğu ve bir oğlunun da tekvando antrenörlüğü yaptığı öğrenildi.

Servis edilen haberde 2 filmde oynadığı yazılmasına rağmen bazı gazetelerin tanıtım yazılarında duayen oyuncu olarak haberi geçmesi ve israrla siyah kuşaklı bir karateciye hatta ve hatta milli sporcuya sadece yeşilçam oyuncusu yazılması ise biraz garip. Çok acaip bir basınımız var! Vur denilince öldürüyor. O kadar önemli isim hayatını kaybeder 1 ay hatta, 1 yıl sonra haberi olur. Haber değeri olan bir facia yaşanır hemen paketlemeye çalışırlar… En azından haber paylaşılmış oldu yine de sitemimizi yazalım

Aktan ailesine baş sağlığı dileriz…

kaynakça: internet google

*http://sinematikyesilcam.com