Tag Archives: üçüncü adamlara dair

.::İçinden Yeşilçam Geçen Şiirler -1- / Yusuf Hayaloğlu: “…ama necdet tosun öldü nalân / artık yemekleri sen, salatayı da ben yapacağım / sami hazinses kadar olmasa da / bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım!”::.

“’Sinema’ denilen dev makinenin en önemli parçalarının, olmazsa olmazlarının, tüm güzelliği ile arz-ı endam eden onlarca sinema yıldızının gölgesinde kalanların değil, o gölgeyi oluşturanların hikâyesidir bu.” yazmıştım Bir Yadigar Ejder Kitabı’nda. Bu şiirler de onların hikayesidir.

Bu yazımda bir süredir özenle derlediğim Yeşilçamlı şiirlere yer vereceğim.

Defalarca okuduğum bu şiirlerde filmlere, oyunculara, sinemalara ve film kahramanlarına rastlayacaksınız. Bu özel serinin devamı gelecek.

Keyifli okumalar.

İlk şiir, sinemamızın ve ilk kitabımın kahramanı için yazılmış. Değerli ağabeyim, vefa denizim Hüseyin Alemdar’dan, Yadigar Ejder için;

-Yadigar Ejder / Yüreği Sokakta-

 

“bırakır yüreğini Alyon Sokağı’nda

girer Bursa Sokağı’na

abidir tüm çocuklara, candır,

yumuşaklığında kocaman ellerinin

yüzünü okşar yine bir çocuğun

 

üçüncü sınıf lokantalarda doyurur karnını

uyur üçüncü sınıf otellerde

üçüncü sınıf rollerde oynar

birinci sınıf yürekle–

 

hep kötüdür, dağdır, ısırgan olur dostluklara

oysa tepeden tırnağa yürek

tepeden tırnağa acımak

tepeden tırnağa dostluktur

gerçek yaşamında.

 

omzumda dinlendirir ellerini

der ki bana: – Sokaktayım!

tokalaşırız kuş cıvıltıları siner ceplerine

bir denize açılır gibi açılır sokağa

kırsoylu bir yürek takılır arkasına.

 

o otel odalarındadır şimdi

ah, yüreği sokakta!”

İkinci şiir, İdris Atmaca’nın ‘Filmin Devamı’ adlı şiir kitabından… İdris Atmaca’yı tanıyın, şiirlerini okuyun. Günümüz internet ortamının da vesile olduğu şiir çöplüğünde, taze bir gül gibi açacaktır onun şiirleri.

Filmin Devamı’ndan;

(…)

mangalda cezve küpte su okulda süttozu

duvar diplerinde birdirbir uzuneşek ‘çattı battı kaç attı’

ön dişlerimizde kırmızı yumurta sağlamlığı ‘bu cam gibi’

hanımeli sinerdi üzerimize geçemezdiniz ferace’den

inci’de sadri baba ‘ofsayt osman’ bakışları yağmur

babam en çok aziz basmacı’ya gülerdi

 

kırık aynalarda parçalanmış yüzüm

ne yapsam gelemiyorum bir araya

 

harman sonu dönerdik alacadan saman kokardık

içimize işlerdi yanık sesi gazi’nin on kasımlarda ağlardık

rakıyı ne çok severmiş niye kapalı lan bura’nın meyhanesi

koçero yakalanmış diyorlar eşkıyaymış şaki ne demekti sahi

kar yağıyor şarapçı necdetin kulübesine üşüyorum

cüzdana beyaz ip bağlamasın bit cemal herkes anlıyo

 

hiç anımsamıyorum aynadaki yüzümü

kuyu’sunu metin erksanın gencölen nili biraz

(…)

Üçüncü Yeşilçamlı dizeler, ‘şu dağlarda kar olan’ların şairi Yusuf Hayaloğlu’nun Merhaba Nalân’ından;

(…)

ama necdet tosun öldü nalân

artık yemekleri sen

salatayı da ben yapacağım

sami hazinses kadar olmasa da

bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım

 

kemal sunal da öldü nalân

iyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık

ve dünya kirlendi

filmler bozuldu

o masum sevdalar yaşanmıyor artık

(…)

Bu yazının son şiiri de, Martıloji adlı şiir kitabının yazarı Bay Martılog – Muharrem Hüseyinoğlu’na ait. Kendisine, böyle bir seçki için şiir toplayacağım malum olduğundan mıdır bilinmez, günler önce şöyle bir mesaj aldım;

anlamsız sözler koleksiyoncusu

raf=XI

 

yıl 1963

4 film birden

sabah başlar

gece yarısı biter

şehzadebaşı

turan sinemasında

 

garibanların mekanı

soğuk kış günlerinin

en ucuz oteli

içerisi

sigaradan

ateş böceği tarlası

 

ve

her an

şaban’ın gazozu

hamdi’nin ekmek arası

 

zamanın

şakası

yok

not: bu şiir Erhan Tuncer’e ithaf edilmiştir. telif hakkı aranmaksızın sonsuza kadar onundur.

____________________________________________________

Bu derlemenin ilki de, tüm sinemaseverlere ithaf edilmiş olsun, sonsuza kadar.

Sinema ile,

Sevgiler.

Reklamlar

.::Hakkı Kıvanç, Yönetmen Natuk Baytan’ı Anlatıyor: “O filme başladığı zaman bütün Yeşilçam oradadır… Öyle bir adam… Öyle güzel bir adam!”::.

Hakkı Kıvanç ağabey ve diğer sanatçılarımızla yaptığım söyleşilerden yayınlamadığım kısa anı ve anekdotları derlemeye başladım. Onlardan ilki, Hakkı ağabeyin Üç Kağıtçı filmini ve Natuk Baytan‘ı anlattığı kısa bir söyleşi…

Keyifli okumalar dilerim.

Hakkı Kıvanç;

Sana bir şey diyeyim mi, senin ilgilendiğin kavgacılar, bizler karakter aktörleri falan hep “Natuk (Baytan) abi bir film yapsa…” diye beklerlerdik. Çalışması rahat, neşeli, tam bir ustaydı. Onun senaryolarını bir görsen, üzerinde sanki resim yapmış. Neyi nereden, nasıl çekeceğini hep yazardı. Her sahnede illa şaryo olurdu. Tahta şaryo… Yoksa tekerlekli sandalye, o da yoksa inşaatlardaki el arabası gibi arabalar… İlla kayacak o kamera! Sonra onun karelerine bak, hep beraber görürsün bizi. Kalabalık resimleri çok severdi. Tablo gibi dizerdi bizi. Kemal’in de en iyi anlaştığı yönetmenlerdi. O bizi severdi, biz de onu baba gibi sever, nereye çağırsa canla başla koşardık…

Kemal‘in (Sunal) bir filmi var Üç Kağıtçı diye… Onu çekiyoruz Kemerburgaz’da, köyde… Akşam oldu, işten dönüyoruz, bir kar… Bir kar! Biz de Natuk ağabeyle şoför muhalinde oturuyoruz. ‘Ulan Hakkı…’ dedi, ‘Ne yapacağız? Vaziyete bak… Çamur olsun, mühim değil ama kar olmasın…’ dedi. Filmi de sinemaya yetiştirecekler. Yahya (Kılıç) ağabeye çekiyoruz. ‘Yahu Natuk ağabey, ben sana bir şey söyleyeceğim.’ dedim, ‘Söyle evladım…’ dedi. ‘Bu filmden kaç kişi ekmek yiyor?’ O filme başladığı zaman bütün Yeşilçam oradadır! Öyle bir adam… Öyle güzel bir adam! Dedim; ‘Yahu burada en aşağıya 18-20 kişi var. Kameramanı var, setçisi var, ışıkçısı var. Oyuncusu var. Bir sürü adam var, kalabalık. Cenab-ı Allah…’ dedim. Acır bize… Bir de benim çocuklarımı, karılarımızı düşün… Şimdi biz burada 20 kişi miyiz, 30 de sen… 30 da oradan ilave et, 60 kişi…’ dedim. Sabah oldu abi, yine aynı böyle bindik minibüsün önüne. Köye bir gittik, ne kar var ne bir şey!

Nur içinde yatsın Natuk ağabey!

.::Münir Özkul Anlatıyor: “Evet, paşa olamadım ama iyi bir tiyatrocu oldum!”::.

Geçen Cuma kaybettiğimiz, sinemamızın ve tiyatromuzun büyük değeri Münir Özkul üzerine ne yazsak az kalır. En iyisi onu kendi cümleleri ile anlamak, daha yakından tanımak.

Yine dumanı üzerinde bir röportajla karşılaştık arşivimizde. Heyecanla sunuyoruz.

Aşağıdaki fotoğrafın üzerine tıklayarak fotoğrafı büyütebilir, rahatlıkla okuyabilirsiniz.

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Arşivde gezinirken, uzun yıllar sonra sadece Özkul’un cenazesinde rastladığımız eşi Umman‘ın gençlik fotoğrafına da denk geldik. Aşağıdaki karede, eşi Umman ile birlikte, podyumdaki kızı Güner Özkul‘u izleyen Münir Özkul’u görüyorsunuz.

Bir kez daha rahmetle anıyoruz.

Bu da, yine ilk kez bizim yayınladığımız bir röportajından özel bir kare. Sanırım Münir Özkul ve eşinin ilk fotoğrafları.

Münir Özkul Sevgilisi Umman İle

.::Efsane Karakter “Tarkan” Geri Dönüyor!::.

İlk olarak 1967 yılında Hürriyet gazetesinde yayınlanmaya başlayan, bir süre ara verildikten sonra 1970’li yıllarda yeniden yayınına devam edilen etmiş Sezgin Burak’ın ölümsüz eseri Tarkan geri dönüyor!
1978 yılında hayata gözlerini yuman Sezgin Burak, Türk sinemasında klasikleşen Ağrı Dağı Efsanesi ve Tarkan gibi filmleri resimleyerek Hürriyet gazetesinde yayınlamıştı. Sezgin Burak’ın yarattığı karakterler yıllarca Türk okurları tarafından ilgiyle takip edilmişti. Tarkan filmi uzun yıllar seri halde Türk sinemasında yayınlanmış ve büyük ilgi görmüştü.
Sezgin Burak’ın yarattığı unutulmaz karakterlerden bazıları şöyle; 1964 yılında Bizimkiler (Hüdaverdi) adlı sevilen bant karikatür tipi, İtalya’da El-Cougar isimli western (kovboy) kahramanını, İtalyan bir ressamla beraber Kolosso adlı bir çizgi kahramanı ve Tarkan, Çoban Çantası, İnce Memed ve Ağrı Dağı Efsanesi romanlarının resimlenerek Hürriyet gazetesinde yayınlanması…
Sezgin Burak’ın oğlu Tan Burak, babasının ünlü çizgi roman karakteri Tarkan’ı yeniden yayınlamak üzere harekete geçti. Tarkan’ın hangi tarihten itibaren hangi maceralarının yayınlanması gerektiğini Tarkan dostlarına soran Tan Burak, tarkan.com.tr isimli site de okuyucuları için anket düzenledi.
“TARKAN’ın maceralarını yeniden yayınlamak için yola çıkmak üzereyiz. Hedefimize ulaşmak için sizlerden gelecek istek ve öneriler bizim için önemlidir” diyen Tan Burak’ın “yayın projesinin detayları netleştiğinde seçilen yayın formatı, başlama tarihi ve periyodu hakkında okuyucuya bilgi verileceğini” belirtiyor.
Biz de Üçüncü Adam olarak, Tarkan dostlarına seslenmek istiyoruz.; Tarkan dostları, http://www.tarkan.com.tr isimli web siteyi ziyaret ederek ankete katılsınlar. Bu çok önemli. Çünkü Tarkan’ın hangi formatta yayınlanacağı ve pek çok konu bu ankete bağlı. Eğer Tarkan’ın seviyorsanız ve yayınlanmasını istiyorsanız ankete katılarak görüşlerinizi belirtiniz.

Resim kaynağı: http://www.tarkan.com.tr

.::”Üçüncü Adamlara Dair” Devam Bölümleri İle TRT Belgesel’de!::.

Nihayet!

2013 yılında çekimlerini tamamladığım 7 bölümlük, sadece Yeşilçam’ın karakter oyuncularının yer aldığı belgeselim Üçüncü Adamlara Dair, devam bölümleri ile her Cumartesi, TRT Belgesel‘de…

Hakkı Kıvanç ağabey maalesef konu olduğu bölümünü göremedi. Şükür ki, Yavuz Karakaş, Necdet Kökeş, İhsan Gedik, Hasan Yıldız ve Mehmet Uğur görebilecekler.

Yukarıdaki kare belgeselin 2. bölümünden. Bu Cumartesi, 3. bölüm olan Yavuz Karakaş bölümü yayınlanacak. Sonrası ise sırası ile şöyle;

4. Bölüm: Necdet Kökeş

5. Bölüm: İhsan Gedik

6. Bölüm: Hasan Yıldız

7. Bölüm: Mehmet Uğur

Şimdiden keyifli seyirler.

Erhan Tuncer

.::Vefatının 3. Yılında Süheyl Eğriboz’u Rahmet ve Özlemle Anıyoruz::.

Süheyl Eğriboz ağabeyi ne kadar sevdiğimi, ne kadar önemsediğimi biliyorsunuzdur. Bugün, aramızdan ayrılalı 3 sene olmuş. Onu her gün, her sene daha çok özlemle anıyor, sinemamız için önemini her geçen gün daha çok anlıyorum.

Aşağıda gördüğünüz belgeseli çektikten 1 sene sonra kaybettik Süheyl ağabeyi. Bugün, her şeyiyle onu analım, onun filmlerini izleyelim, ona rahmet okuyalım istedim. Belgeselin altında Üçüncü Adam e-derginin Süheyl Eğriboz özel sayı ve Süheyl ağabeyin cenaze merasimini dakika dakika anlattığım çalışmalar mevcut.

Okumanız ve onu hep hatırlamanız dileğiyle…

Ruhun şad olsun Süheyl ağabey…

Süheyl Eğriboz Özel Sayısı‘nı okumak ve yoğun bakım dönemini gün ve gün hatırlamak için aşağıdaki fotoğrafın üzerine tıklayınız.

Süheyl Eğriboz’un cenaze merasimi ilgili tüm anlara tanık olmak için aşağıdaki fotoğrafın üzerine tıklayınız.

.::Üçüncü Adam Arşivinden Bir Yavuz Karakaş Belgeseli::.

Sevgili Üçüncü Adam okurları merhabalar,

Herkese güzel haftasonları dilerim. 2012 yılında çektiğim bu belgeseli yıllardır arşivimde bekletiyordum. O dönemde, bir internet televizyonu için çekmiş olduğum bu belgesel ilk kez burada yayınlanıyor. Daha sonra TRT Belgesel için tekrar, daha detaylı şekilde çektiğim belgeselin bir ön taslağı niteliğinde sayılabilir bu belgesel.

Birbirinden güzel onlarca fotoğraf ve bilgi eşliğinde, 30 dakika boyunca keyifli seyirler dilerim herkese. 🙂

Erhan Tuncer