Tag Archives: oyuncu

.::Türk Sinemasından Unutulmaz Kareler -16-::.

.::Üçüncü Adam E-Dergimizin Eylül Sayısı; Yadigâr Ejder Özel Sayısı!::.

Yadigâr’ımıza dair yeni fotoğraflar e-dergimizin içinde. Yeni bir anı da, sporcu/oyuncu Mecit Yavuz’dan;

Mecit Yavuz (Sporcu/Oyuncu)

Rahmetli Yadigâr Ejder iyi dostumdu. Biliyorsunuz, ben dövüş ustasıyım. Bir kavga sahnemiz vardı karşılıklı. Rahmetli iri cüsseli olduğundan, dedim “Senin gibi birini ancak uçan tekme devirebilir…” Tabii ki provalar yapıldı. ‘Ama dikkatli ol, sakın yüzüme vurma demişti…” “Yok ya…” dedim. Çektiğimiz sahnede tekmenin yüzüne gelmesi gerekti. İlk provada, koşarak uçan tekmeyle yüzünün önünden geçirdim tekmeyi… “Tamam çekelim…” dedi yönetmen. Kameralar hazır, set hazır, herkes hazır… Yönetmenin komutuyla birlikte bağırarak aynı yerden uçup tekmeyi vurdum.  Bağırışımdan korkarak öne gelmesiyle tekme gerçekten suratına geldi… O dev adamın yere yıkıldığını görünce çok üzüldüm… Hemen yerden ayağa kaldırmaya çalıştık tüm set çalışanlarıyla… Ağzından kan gelmeye başlayınca sarıldım… “Canım abim, çok özür dilerim…” dedim. Sarıldı bana;  “Merak etme, suç senin değil benim… Senin bağırmanı hesaba katmadım…” dedi…  Mekanı cennet olsun, güzel yürekli insan, canım Yadigâr Ejder abimin…

22 sayfalık ‘Yadigâr Ejder Özel Sayısı’nı sitemizin üst kısmından online olarak okuyabilir ve bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.

Keyifli okumalar efendim.

49. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu.

Antalya Altın Portakal Film Festivali ‘En İyi Film’ ödülünü, Tabak’ın yönettiği ‘Güzelliğin On Par’etmez’ kazandı. ‘En İyi Yönetmen Ödülü’ ise ‘Zerre’ ile Tepegöz’e gitti.

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Cam Piramit Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen kapanış galası ve ödül törenine sanat ve siyaset dünyasından ünlü isimler katıldı. İşte Altın Portakal’da ödül kazananlar:

En İyi Film yönetmenliğini Hüseyin Tabak’ın üstlendiği, ‘Güzelliğin On Par’etmez’ seçildi.
En İyi Müzik Ödülü’nü ‘Elveda Katya’ ile Tamer Çıray kazandı.
En İyi Senaryo Ödülü ‘Güzelliğin On Par’etmez’ ile Hüseyin Tabak’ın oldu.
En İyi Yönetmen Ödülü ‘Zerre’ ile Erdem Tepegöz’ün oldu.
En İyi İlk Film Ödülü’nün de sahibi festivalin favorisi ‘Zerre’ oldu.
Jüri Özel Ödülü yönetmenliğini Ali Adnan Özgür’ün yaptığı, ‘Toprağın Çocukları’ adlı filme verildi.
En İyi Kadın Oyuncu ‘Elveda Katya’ filmdeki performansıyla Anna Andrusenko seçildi.
En İyi Erkek Oyuncu ‘Güzelliğin On Par’etmez’ filmindeki rolüyle Abdülkadir Tuncer’e verildi.
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ‘Küf’’teki rolüyle Tansu İçer oldu.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü ise ‘Güzelliğin On Par’etmez ile Lale Yavaş aldı.
SİYAD En İyi Ulusal Film ödülü Zerre’ye gitti.
En İyi Kurgu ‘Güzelliğin On Par’etmez’.
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’ne, ‘Zerre’ adlı filmdeki çalışmasıyla Tora Aghabayova uzandı.
En iyi Görüntü Yönetmeni Ödülü ise ‘Pazarları Hiç Sevmem’ ile Florent Herry’nin oldu.

*http://haber.stargazete.com

.::Cem Arıkan, Babası Cevdet Arıkan’ı Anlatıyor: “Her çocuk, “benim babam büyük adam” der… Benim babam artistin önde gideni, benim gözümde en önde gideni.”::.

Her çocuk, “benim babam büyük adam” der… Benim babam artistin önde gideni, benim gözümde en önde gideni. Babamın hayatını film yapmayı düşünüyordum ama şimdi onu anlatan kısa bir makale yazarken bile uzun uzun düşünüyorum. Babamın hayat hikâyesi neredeyse benimki ile aynı… O babasını dinlememiş oyuncu olmuş, ben dinlemedim senarist oldum…

Genç Cevdet Arıkan, önce Adana vücut şampiyonu olmuş, sonra elleri üstünde apartman merdivenlerini bir bir inince, birilerinin dikkatini çekmiş. Bu dikkat çekiş de sinemaya attığı ilk adım olmuş… Önce fotoroman, sonra sinema oyunculuğu, derken 100’ü aşkın dizi ve filmde, Yeşilçam’ın efsane isimleri ile aynı kadrajı paylaşmış.

Bu filmlerden birinin hayatımdaki yeri çok ayrıdır. Ferdi Tayfur‘un başrolde oynadığı Ben de Özledim… Çünkü ben, babam bu filmin setinde iken doğmuşum ve babamın sahneleri apar topar çekilmiş, soluğu İstanbul’da almış. Bir anı daha var hiç unutmadığım, o yıllarda şu battaniye gibi olan kaşe paltolar çok moda imiş ve bunlardan bir tane de babamda varmış. Ben tabi daha bebeğim, evde ne odun var ne de kömür. Babam oynadığı bir filmin parasını almaya gitmek üzere evden çıkmış. Çıkarken de anneme; “Ben para almaya gidiyorum, gelirken de odun alıp geleceğim. Geç kalırsam paltomu yak, çocuk üşümesin.” diye tembihlemiş. Neyse ki, çocuk üşümeden gelmiş.

Cevdet Arıkan düşünceli, duyarlı, disiplinli ve ketum bir adamdır. Hazır ilk ağızdan Cevdet Arıkan’ı anlatırken bir de düzeltme yapalım. Bazı internet sitelerinde babamla ilgili yanlış bilgiler var. Babam 1948 Adana doğumludur. Şu an Mersin’de yaşamaktadır.

Cem Arıkan’a ilgi ve alakası için çok teşekkür ederiz…

.::Türkiye’de Çekilen Yabancı Filmlerde Yer Alan Karakter Oyuncularımız::.

Okurlarımız bilirler, ağırlık verdiğimiz diğer kategorilerimizden dolayı, çok sık güncelleyemesek de, sitemizin “Türk Sineması’ndan İstanbul Kareleri” adlı bir kategorisi var. Sitemiz, İstanbul’da yaşayan ve bu şehre aşık olan iki kişi tarafından hazırlandığından, böyle bir kategorinin açılması kaçınılmaz olmuştu. Yakın zamanda bu kategorimize de ağırlık vereceğimizi söyleyip esas meselemize gelelim.

Yazımın başlığında belirttiğim gibi aşağıdaki kareler, Türkiye’de çekilmiş yabancı filmlerde yer alan emektar sinema sanatçılarımıza ait. Yukarıda bahsettiğim İstanbul tutkumuzun yalnızca Türk filmlerinden ibaret olmadığını tahmin etmişsinizdir. Bu nedenle içinde İstanbul geçen tüm film, belgesel ve dokümanlara elimizden geldiğince sahip olmaya çalışıyoruz. Yakın zamanda İstanbul’da çekilmiş yabancı filmleri araştırdığımızda hem birbirinden güzel İstanbul kareleri elde ettik, hem de bir sürprizle karşılaştık. İstanbul’da geçen yabancı bir filmde önemli Türk aktör ve aktrislerinin konuk oyuncu olarak yer alması şaşılacak bir şey değildi ama bol figürasyonlu kalabalık sahnelerde karakter oyuncularımıza yer verilmesi üzerinde durulması gereken bir konuydu. Biz de araştırmalarımız devam ederken, elimize geçen yabancı filmlerdeki emektar sanatçılarımızı sizlerle paylaşmak istedik. İtiraf edelim ki filmlerin tamamını izleyecek ne zamanımız, ne de tahammülümüz vardı. Tahammül konusuna kısa bir açıklık getirmek gerekirse; bu yazıyı hazırlayan ben, tam bir B filmi ve ucuz aksiyon hayranı olmama rağmen, müthiş mantık hataları ve birbirinden kötü oyunculuklarla dolu bazı filmlere pek sabır gösteremediğimi söylemeliyim. Tabii ki, ilk James Bond filmi olan ‘007 From Russia With Love’ ve Elia Kazan’ın ‘America America’ filmlerini bir kenara koymak gerek.

Bu çalışmamızı detaylı hale getirmeden “Bunları Biliyor Muydunuz?” adlı sayfamızda paylaşmayı planlıyorduk ama dayanamadık. Başlı başına bir çalışma olması gerektiğini düşünerek sizlerle bu şekilde paylaşmak istedik. Yine de, ne olursa olsun 60’lara, 70’lere dair İstanbul görüntüleri için filmlere detaylı şekilde bakmakta fayda var diye düşünüyor, sizleri Türkiye’de çekilen yabancı filmlerde yer almış emektar sinema sanatçılarımızla baş başa bırakıyoruz.

*Fotoğraflara tıklayarak büyütebilirsiniz.

-America, America (1963) – Necdet Mahfi Ayral

Bu filmde usta tiyatro sanatçısı Necdet Mahfi Ayral‘ı taşıdığı yükün altında kalıp ezilen hamal rolünde izliyoruz.

 -007 From Russia With Love (1963) – Hasan Ceylan

Hasan Ceylan bu filmde, bir Türk  ajanı canlandırıyor.

-Murder On The Orient Express (1974) – Nubar Terziyan   

Nubar Terziyan bu karede, filmin baş kadın oyuncusuna tespih satmaya çalışan bir satıcıyı canlandırıyor. (en sağda)

-Tintin et le mystère de la Toison d’Or / Tenten İstanbul’da (1961) – Faik Coşkun ve Kamer Sadık (Kamer Baba)

Bu filmde Faik Coşkun (tezgahın arkasında) bir sahil kahvecisini, Kamer Sadık‘da İstanbul’a gelen Tenten’e yardımcı olan bir görevliyi canlandırıyor.

-The Red Headed Corpse (1971) – Aydın Tezel ve Ekrem Dümer

Aşağıdaki karelerde görmüş olduğumuz Aydın Tezel, varlığı ile filmin baş kadın oyuncusunu ele geçirmeye çalışan bir adamı, dördüncü karedeki Ekrem Dümer de Kapalı Çarşı’da çalışan bir antikacıyı canlandırıyor. Filmde Aydın Tezel’in rolünün bir hayli büyük olduğunu belirtelim.

-Kriminal (1966) – Nermin Özses, Nimet Tezel ve Sıdıka Duruer

Nermin Özses (çocuğunun elinden tutan kadın), Nimet Tezel (ikinci karede, sağdaki kadın) ve Sıdıka Duruer (üçüncü karede, sağdaki kadın) filmin finalinin geçtiği trende yolculuk eden kadınları canlandırıyorlar.

-Zombie and The Ghost Train (1991) – Süheyl Eğriboz

Bu filmde Süheyl Eğriboz ikinci sınıf bir otel sahibini canlandırmakta. Kendi sesi ile oynadığı bu filmde onun dışında yönetmen Ali Özgentürk ve Halil Ergün de konuk oyuncu olarak görev almaktadır.

-You Cant Win Em All (1970) – Yüksel Gözen, Süheyl Eğriboz, Kayhan Yıldızoğlu

Birçok karakter oyuncumuzun yer aldığı bu filmde Fikret Hakan ve Salih Güney‘in yanısıra, aşağıda ilk iki karede gördüğünüz üzere Yüksel Gözen, üçüncü karede, ortada, en arkada elinde silahla gördüğünüz Süheyl Eğriboz ve dördüncü karede en solda ayakta duran Kayhan Yıldızoğlu‘nu da yan rollerde görmek mümkün.

Genseriko (nam-ı diğer: Lüzumsuz Adam)

.::Serdar Kürkbabaoğlu’ndan, Yılmaz Kurt İle İlgili Bir Anı::.

Serdar Kürkbabaoğlu abimizin yolladığı bu fotoğrafın, kendisi için ayrıca bir önemi olduğundan, tek bir başlıkta yayınlamak istedik. Kendisine bir kez daha teşekkür ederiz.

Tesadüfler ve Yılmaz Kurt

Yeşilçam’ın kavgacılarından, en önemli karakter oyuncularından birisi olan Yılmaz Kurt’a sıkça rastlardım. Her İstanbul’a gittiğimde mutlaka uğradığım Yeşilçam sokağında ama konuşmaya cesaret edemezdim. Yaşamımızın tesadüflerle dolu olduğu düşüncesiyle, Yeşilçam’a emek vermiş birçok oyuncu görmek, tanışmak düşüncesi ve hayaliyle yaşarken…

İzmir’de vatani görevimi yaptığım 1983 yılında görevim gereği çarşıda bulunuyordum ve aynı gün memleket iznine gitmek için bilet almıştım. Belediye otobüsüyle Konak’tan Karşıyaka’ya gidiyordum. Otobüs seyir halindeyken ben yolu ve durakta bekleyen insanları gözlemliyordum. O ara birden Yılmaz Kurt’u gördüm, hemen otobüsü durdurdum ve indim. Yılmaz Kurt hızlı adımlarla ilerlerken ben de onu takip ettim. Sonrasında eğlenceli bir mekânın bodrum katına indi, ben de ardından indim. İçeride set kurulmuştu, kamera, ışıklar, asistanlar ve konuşmacılar… Derken Yılmaz Bey’in yanına gittim ve kendimi tanıttım,  tanıştık. Birazdan burada bir film sahnesi çekilecek, Cüneyt Arkın gelip, barı basacak ve kavga olacaktı. Gerçekten de fazla uzun sürmedi sohbet. Beyaz chevrolet bir arabadan Cüneyt Arkın indi ve barı bastı, kavga çıkardı. Kavgadan Yılmaz Kurt nasibini alırken benim de Adana’ya aldığım bilet yanmıştı. Çekimler uzun sürdüğü için, ben de dalıp gitmiştim. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan. Filmin yönetmeni Çetin İnanç’tı.

Serdar Kürkbabaoğlu

.::Yavuz Turgul’u Oyuncu Olarak Görmek::.

*resme tıklayarak büyütebilirsiniz.

Evet, biz de sizin kadar şaşırdık… 🙂

Sinemamızın en önemli yönetmenlerinden, büyük usta Yavuz Turgul, Temel Gürsu‘nun yönetmenliğini yaptığı, başrollerini Kartal Tibet, Tanju Gürsu, Sevda Ferdağ, Şükriye Atav ve Reha Yurdakul‘un paylaştığı, 1972 yapımı Yalan Dünya adlı filmde, Reha Yurdakul‘un kötü adamlarından birini canlandırmıştır.

Filmin yukarıda gördüğünüz sahnelerinde Turgul ve arkadaşı, Tanju Gürsu’nun evine gelmiş, patronun kendisini acilen çağırdığını söylemiştir. Ardından gelen sahnelerde gariptir ki, Turgul’un yanındaki diğer kötü adam, kötülük macerasına Oktay Yavuz ile devam etmiş, Turgul, sağ alt karedeki sahne dışında filmde bir daha görünmemiştir.

Biz bu güzel anının, Ses dergisinde gazetecilik yaptığı yıllarda, sete konuk olarak gelmesi ile gerçekleştiği kanaatindeyiz. Bu küçük maceranın nasıl gerçekleştiğine dair bilgisi olan okurlarımızın yorumlarını heyecanla bekliyoruz.