Tag Archives: figüran

.::Süheyl Eğriboz’un Yadigar Ejder’i İterek Kadrajdan Çıkarması::.

Sevgili dostlar merhabalar,

Öncelikle değerli yapım şirketi Erler Film ve sahibi pek kıymetli Türker İnanoğlu beyefendiye, sahibi oldukları filmleri böylesine özlenle temizleyip bizlerle buluşturdukları için Üçüncü Adam adına çok teşekkür ederim.

Bu filmdeki ufak bir sahne yıllardır dikkatimi çekiyordu ama internette düzgün bir kopyası olmadığından sizlerle bir türlü buluşturamıyordum. Filmin restorasyonlu kopyasının yayınlanması ile artık izlemenizi istediğim sahne sizlerle. 🙂

Filmin 40:23 dakikasında, mahkumları kırbaçlayan Yadigar Ejder sağ tarafta görülmekte. Lakin Süheyl Eğriboz, Canan Perver‘in tam arkasında kalmakta ve Canan Perver’in başının üzerinden şapkası görünmekte. Muhtemelen o an filmin görüntü yönetmeni Çetin Gürtop, Süheyl Eğriboz’a “Biraz soluna gel, arkada kaldın.” dedi ve Süheyl Eğriboz da kadraja girmek için sağa hamle yaptı ama sanırım o esnada iri cüssesi ile kadrın tamamını kaplayan Yadigar Ejder’i hesaba katmadı.

Süheyl Eğriboz aldığı direktifi öylesine heyecanla yapmaya çalışıyor ki, koca adamı yerinden oynatarak kadrın dışına çıkarıyor ve bu kez de Yadigar Ejder dışarıda kaldığı için Süheyl Eğriboz’u geriye doğru ittiriyor. Ortaya da, hem gözükmek, hem de doğru mizanseni yakalamak için izlediğiniz oldukça ilginç bir an çıkıyor.

Keyifli seyirler.

Erhan Tuncer

Reklamlar

.::Yavuz Karakaş’la Gerçekleştirdiğimiz Canlı Yayın Röportajı Sizlerle!::.

Değerli karakter oyuncumuz Yavuz Karakaş‘la, Üçüncü Adam‘ın İnstagram Hesabında keyifli bir Yeşilçam sohbeti gerçekleştirmiştik. Yoğun isteğiniz üzere sohbet videosu sizlerle!

Beğenip paylaşmanız dileğiyle. 🙂

.::Ata Saka’dan Üçüncü Adam Takipçilerine Selam Var!::.

İşte huzurlarınızda, ilk kez bizlere özel görüntüsü ile Yeşilçam’ın dev çınarı Ata Saka! 😊 Bu özel videoyu bizim için çeken, kendisi ile telefonla görüşmemizi sağlayan Ali İhsan Tunç ağabeye sonsuz teşekkür, sevgi ve saygılarımı yolluyorum. 😊👍 Sağlıklı nice güzel günlere Ata Saka ağabeyimiz! 🙏 *Kendisinden röportaj sözü de aldım en kısa zamanda röportaj yapacağım. 👍

.::Değerli Sinema Emekçisi Kemal Sağlam Hayatını Kaybetti::.

Emektar karakter oyuncumuz Kemal Sağlam hayatını kaybetti. Sağlam’ın vefatı ile ilgili, yapımcı ve yönetmen Bülent Pelit aşağıdakileri yazdı;

“Yazacaklarım can sıkıcı aslında, ama Deli Kemal’in ölümü ile ilgili birkaç satır karalamadan rahat edemezdim. Birazda uzun olacak, onun için okumasanız da olur. Kemal Sağlam yıllarını sinemaya vermiş bir emekçi. Behçet’in yazıhanesinde ona uygun sürekli duran bir polis kostümü vardı, filmlerin kadrolu polisiydi, çatık kaşları, sert duruşu ile çok yakışırdı polisliğe. Nasıl Orhan Çoban kadrolu garson, soy adını hatırlayamadığım adı Fahri olan ağabeyimiz kadrolu baterist ise Kemal’de polisti. Bazen setlerde çalışırdı, genelde düşük bütçeli işlerdi bunlar, aslında faydalı bir elemandı ama isminin önüne gelen deli lakabı daha yukarı çıkmasına izin vermezdi. Arada alkol sorunu yaşadığı da olurdu. Ama pırlanta gibi kalbi olan sonuna kadar güvenebileceğiniz biriydi. Tabi ki sosyal güvencesi de yoktu. Hayattaki bu belirsizlik onu biraz agresif yapmıştı, alkolle birleştiğinde agresifliği iyice açığı çıkıyordu. O zaman kaçmak gerekirdi. Bizleri çok severdi, yolsuz kaldığında imkanımız varsa karınca kararınca yardım etmeye çalışırdık ama bazen bizimde ondan farkımız olmazdı ekonomik olarak. Birkaç yıl önce Adana’ya gelmişlerdi bir iş için. Orada hastalandı, hem para yoktu, hem sosyal güvence, doktor arkadaşım Can Mustafa Eren kendi imkanları ile tedavisini yaptırdı, ilaçlarını aldı, bu gibi şeyleri düşündükçe aklıma gelir hep, cennet kimler içindir diye, hiç tanımadığı birine sadece Yeşilçam emekçisi olduğu için cani gönülden koşan insandır bana göre. Kemal ağabeyi en son üç ay önce, çok kötü başlayan bir günün öğle saatlerinde gördüm. Aylar sonra istiklal caddesindeydim, aşağı doğru yürürken hiç param yoktu, aşağıda gelen bir havaleden bankamatikten para çekmiştik Levent ile, birkaç adım sonra Kemal ile karşılaştık, baston yardımı ile yürüyordu, ağır bir ameliyat geçirdiğinden bahsetti sakat kaldım dedi, boynumuza sarıldı biz onu o da bizi gerçekten özlemişti, o bizden bir şey istemeden biraz harçlık koyduk cebine, gözleri doldu, eşini sorduk, kadın mı kalır hasta adamın yanında diye cevap verdi, beni ihmal etmeyin arada arayın dedi vedalaştık tabi daha sonra arayamadık, birkaç adım sonra başka bir Yeşilçam emekçisi ile karşılaştık onunda durumu biliyorduk, Allahtan verebilecek birkaç kuruşumuz vardı cebimizde, yok dediğimde gerçekten çok üzülüyordum çünkü. Şimdi deli Kemal öldü, artık o köşelerden çıkmayacak, öldü kurtuldu diyecek kadar acımasız bir girdaptayız aslında. Ölüm kurtuluşsa niye yaşıyoruz? Saygılarımla.”

Kemal Sağlam’ın bizzat çektiğim fotoğrafları arşivimde. İlk fırsatta yayınlayacağım. Ruhu şad olsun.

Erhan Tuncer

.::Vefatının 3. Yılında Süheyl Eğriboz’u Rahmet ve Özlemle Anıyoruz::.

Süheyl Eğriboz ağabeyi ne kadar sevdiğimi, ne kadar önemsediğimi biliyorsunuzdur. Bugün, aramızdan ayrılalı 3 sene olmuş. Onu her gün, her sene daha çok özlemle anıyor, sinemamız için önemini her geçen gün daha çok anlıyorum.

Aşağıda gördüğünüz belgeseli çektikten 1 sene sonra kaybettik Süheyl ağabeyi. Bugün, her şeyiyle onu analım, onun filmlerini izleyelim, ona rahmet okuyalım istedim. Belgeselin altında Üçüncü Adam e-derginin Süheyl Eğriboz özel sayı ve Süheyl ağabeyin cenaze merasimini dakika dakika anlattığım çalışmalar mevcut.

Okumanız ve onu hep hatırlamanız dileğiyle…

Ruhun şad olsun Süheyl ağabey…

Süheyl Eğriboz Özel Sayısı‘nı okumak ve yoğun bakım dönemini gün ve gün hatırlamak için aşağıdaki fotoğrafın üzerine tıklayınız.

Süheyl Eğriboz’un cenaze merasimi ilgili tüm anlara tanık olmak için aşağıdaki fotoğrafın üzerine tıklayınız.

.::Yeşilçam’ın İsviçre Çakıları -1. Bölüm-: Sadece Oyuncu Olmayanlara Dair::.

Sevgili dostlar merhaba,

Bu çalışma dizisinde sizlere, Yeşilçam’da sadece oyunculuk ya da yönetmenlik yapmamış, sinemamızın gerçek emekçilerinden bahsedeceğim. 2 bölüm olarak yayınlanacak bu çalışmanın ilk bölümünün konukları Zeki Alpan, Cemal Konca, Nizam Ergüden, Niyazi Vanlı ve Necdet Kökeş olacak. Sadece oyuncu olarak izlediğiniz değerli sanatçılarımızın, Yeşilçam içerisinde ayrıca uzman olduğu alanları öğrenince gerçekten şaşıracaksınız.

Bu çalışmayı hazırlarken, sanatçılarımızın sosyal hayatlarındaki özel yeteneklerini/uğraşlarını değil, Yeşilçam içerisindeki bir nevi ikinci –hatta bazıları için birinci- mesleklerini gün ışığına çıkarmaya dikkat ettim. Bu nedenle, gençliğinden beri profesyonelce keman çalmakta olan Hulusi Kentmen gibi özel yeteneklileri değil, -çalışmamızın ikinci kısmında yer alacak olan- sinema filmleri için besteler yapan Sami Hazinses’i sizlere anlatmayı uygun buldum. Çalışmamda yer alan 10 isim de, sinemaya farklı alanlarda eş zamanlı olarak hizmet etmiş isimler olacak.

İlk 5 isim sizlerle…

İşte Yeşilçam’ın İsviçre çakıları…

İşte Yeşilçam’ın maharetli elleri…

1) Zeki Alpan

Zeki Alpan’ı Kemal Sunal ve Keloğlan filmlerinden hatırlamayanınız yoktur sanırım. Özellikle kostüme filmlerde boy gösteren Alpan, sinemamızın ilk ‘profesyonel’ makyajcılarından birdir. Profesyonel kelimesini özellikle tırnak içine almak istedim çünkü bu işi kendine meslek edinmiş, özel sakal ve bıyıklar üretmiş ve kendine tam donanımlı bir makyaj çantası oluşturmuştur. Sanatçımızın oğlu ile yaptığım bir söyleşide, Kadir İnanır’ın Yeşilçam’da çekilen ilk bıyıklı fotoğrafındaki takma bıyığın Zeki Alpan tarafından yapıldığını ve hatta kariyerine bıyıklı olarak devam etmesini öneren ilk kişi olduğunu öğrenmiştim. Araştırmalarım doğrultusunda vardığım sonuç, sanatçımızın oğlunun anlattıklarını doğrular nitelikte çünkü 1950’li yıllardan itibaren sakal-bıyık ihtiyacı olan neredeyse tüm filmlerdeki sakallar-bıyıklar Zeki Alpan’a ait. Aşağıda kendisi ile yapılan söyleşiyi okuduğunuzda, işine ne kadar özenle yaklaştığını göreceksiniz.

*Röportajın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

_______________________________________________________

2) Cemal Konca

cemal-konca-portre

Sinemamızın adı bilinmen önemli makyajcılarından biri de Cemal Konca’dır. Onlarca filmde karakter oyuncusu olarak görev alan Konca, özellikle plastik makyaj konusunda kendini oldukça uzmanlaştırmıştır. Aşağıdaki fotoğrafta kendisini, Natuk Baytan’la birlikte Duvardaki Kan dizisinin setinde görüyorsunuz. Gerçekleşmesi güç bir makyajı kendi yöntemleri ile dakikalar sonra bitirdiğini okuyacağınız bu dergi haberinde, Konca’nın kendi gibi yetiştirdiği oğlunu da göreceksiniz.

*Haberin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

_______________________________________________________

3) Nizam Ergüden

Nam-ı diğer Kör Nizam… ‘Kör Nizam bir bomba yapmış abi… Bir patladı, pantolonum falan parçalandı…’ gibi onlarca cümle duyarsınız Yeşilçam sokağında. Aksiyon ve avantür filmlerdeki patlamaların büyük bir bölümü yapan kişi, Yeşilçam’ın özel efekt uzmanlarından Nizam Ergünden’dir çünkü. Elinin ayarının olmadığı ve patlamalı sahnelerde barutu biraz fazla kaçırdığı söylenir hep. Yaşayanların şimdilerde gülerek anlattığı birçok ‘patlamalı’ kazanın altında onun parmağı vardır. ‘Kör Nizam’ın Bombaları’ üzerine sayfalar dolusu anı var arşivimde. Uygun bir zamanda bu başlıkta bir yazıyı sizlerle paylaşacağım. Unutmadan, Nizam Ergüden’in ‘kör’ lakabı işini gözü kapalı yaptığından değil, gözlerinin şaşı olmasından kaynaklanmaktadır. Yeşilçam’da özellikle set çalışanlarının böyle ilginç lakapları vardır. Bu yıl içinde kaybettiğimiz, sinemamızın bir diğer özel efekt uzmanı Godzilla lakaplı Selahattin Geçgel’i de rahmetle analım. Onun uzmanlaştığı en önemli alan da fünye üretimiydi. Bir oyuncu vurulduğunda vücudundan patlayarak çıkan –çoğu sade dumanlı- kanların etrafa saçılmasını sağlayan fünyeleri Godzilla Selahattin hazırlardı.

_______________________________________________________

4) Niyazi Vanlı

‘Ah Nerede’ filminin finalinde kalabalığı yararak gelen polis memurunu hatırladınız mı? Evet, onun adı Niyazi Vanlı. Peki o yararak geldiği kalabalığı sete kim getirdi? Bu sorunun cevabı da aynı: Niyazi Vanlı. O, Yeşilçam’ın en büyük figürasyon ajanslarından birinin sahibi. Hatta 70’li yıllarda filmlerde yeni yeni görmeye başladığımız kavgacı karakter oyuncularının büyük bir bölümünü sinemamıza kazandıran kişi o. Yeşilçam Sokağı’nda arkadaşlarından duyduklarım, görüldüğünün aksine son derece egosu yüksek ve piyasanın kurdu bir insan olduğu yönünde. Elinden hiçbir zaman düşürmediği viskisi ile ‘Onu ben oyuncu yaptım… O benim bulduğum adamdı… Kapımdan ayrılmazdı…’ gibi ‘benim sayemde’ başlıklı onlarca cümle duyulurmuş Niyazi Vanlı figüranlık bürosunda. ‘Seni artist yapacağım…’ diyerek kandırılan genç kızların uğrak yerlerinden biri olduğu da söylenir bu büronun. Setlerde sakatlanan kavgacıların da uğrak yeridir aynı zamanda. Niyazi Vanlı’nın eşinin, zeytinleri, otları ezerek oluşturduğu özel bir karışımla çıkıklar hemen tedavi edilir, oyuncu bir gün istirahatten sonra sete çıkabilir hale getirilirmiş.

_______________________________________________________

5) Necdet Kökeş

Sivori Necdet… Brezilyalı bir futbolcuya benzerliğinden dolayı ona takılan bu lakap, yıllarca setlerde prodüksiyon amirliği yapmış Necdet Kökeş’in hızını ve çalışkanlığı özetler nitelikte. “Bir set kaç kişiden oluşur? Kimler işini en iyi şekilde yapar? Bir film kaç günde biter? Biraz da daha zorlarsak kaç günde biter?” Bu soruların tamamının cevabını veren en önemli kişilerden biridir Necdet Kökeş. Yapımcının en güvendiği insan, tüm seti emanet ettiği gerçek bir profesyoneldir. Özellikle Hulki Saner prodüktörlüğünde gerçekleşmiş 70’li yıllara ait filmlerin önemli bir bölümünün prodüksiyon amiri odur. İzleyiciler onu oyuncu olarak tanısa da, Yeşilçam Sokağı –özellikle de eski yapımcılar- onu daha çok prodüksiyon amiri özelliğiyle hatırlamaktadır.

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. 

*Çalışmamızın 2. Bölümü birkaç gün içerisinde sizlerle.

.::Yine Sessiz Sedasız Bir Yok Oluş: Sinema Sanatçısı ve Dansçı Nur Ay’ı Mart Ayında Kaybetmişiz::.

23 Mart 2016‘da aramızdan sessiz sedasız ayrılmış Nur Ay

Sinematürk dışında hiçbir yerde vefatına dair bir bilgi yok. Birkaç sinema araştırmacısı dostumuz da bu bilgiyi teyid edince, sizlerle üzülerek paylaşmak istedik.

Melda Davran‘ın söyleşisinden Yalçın Özgül şöyle derlemiş Nur Ay hakkında;

“Sahneye dansla adım atan Nur Ay (Nuray Özpınar), yıllar öncesinde  gece kulüp­lerinin ve Pazar Dergisi’nin en gözde yıldızlarındandı. Birçok ülkede striptiz yapan, 1970’lerin ortalarından itibaren seks filmlerinde rol alan yıldız, 1999’a kadar sahneden inmedi. Ünlü pehlivan Suyolcu Mehmet’in to­runu ve Devlet Demir Yolları memuru Mehmet Efendi’nin kızı Nuray, dans etmeyi çok küçük yaşta kafasına ko­yar. Ailesinin tepkisi, “Eteğini savurmak pehlivan torununa yakışır mı?” diyen çev­resi onu yıldırmaz ve “show girl” olmayı, dünyanın her yerinde dans etmeyi hayal eder hep: “Evde kardeşimle sürekli dans eder, mahallede küçük gösteriler yapar­dık. Caddebostan’daki, Bostancı’daki, Ankara’daki dans müsabakalarına katılır­dık. O zamanlar tango, mambo, rock’n roll, çaça, swing, bugi bugi çok modaydı. Bizden iyi yapan yoktu, görenler hayran kalırdı.” 

Nuray uzun boyu, ince vücudu, Arnavut genlerinden gelen farklı fiziğiyle dikkat çekmektedir. Yıllar içinde striptiz denince akla gelen ilk isim olacağından habersiz sürekli dans eder, çünkü en çok dans etmeyi sever. O yıllarda Beyoğlu’nda oturan Nur Ay, dans tutkusu yüzünden eğitimine ara verip Vahi Öz’lü, Mürüvvet Sim’li Ses Tiyatrosu’nda, Muammer Karaca Tiyatrosu’nda çalışmaya başlar. Fransız balerin­lerle modern bale gösterilerinde sahneye çıkar, dans eder. İlginç dansları, Avrupai programlarıy­la dikkat çeker. Bir anlaşmazlık sonucu partneri Erdoğan Bey’le yollarını ayırdık­tan sonra tek başına dans etmeyi sürdü­rür; Yunanistan’a, İspanya’ya ve Beyrut’a gider. Henüz 20 yaşındayken babasının ölümüyle ailenin sorumluğunu üstlen­mek zorunda kalır. Artık o çok sevdiği, kendini bildi bileli hayaller kurduğu dans onun mesleği, ekmek kapısı olacaktır. 196O’lı yılların ünlü striptizcisi Nur Ay, sadece striptizde değil oryantal dansta da bir numara olur zamanla. İsviçre’den Beyrut’a kadar en ünlü gece kulüplerinde striptiz yapar, yıllarca dans eder. Evlilik, hamilelik yüzünden verdiği kısa aralar dı­şında 1999 yılına kadar da sahnelerde kalır. Türkiye’nin ilk transeksüellerinden, ünlü assolist Emel Aydan’ın babası, tiyatrocu ve yönetmen Hüseyin Kaşifle evlenir, bir de oğlu olur. Aydan ise üvey kızı olmuştur. Evlilik birkaç yıl sonra bitse de Aydan’ın üvey annesi olarak birlikte ver­dikleri cüretkâr pozlar, ilginç yorumlarla sık sık dergilerde yer alır. Beyoğlu’nda yıllarca çalıştığı, her gün ilk defa yapıyormuş gibi heyecanlandığı striptiz günleri, ilginç de­meçler, rengarenk neonların tek tek sön­mesi gibi çok gerilerde kalmış Nur Ay için. Göztepe’de çocuğu gibi sahiplendiği yeğeni, manken Didem Ak­su’yla yaşıyor.”

Nur Ay / 1940 -23 Mart 2016

*sinemaesintileri / sinematürk