Tag Archives: hakkı kıvanç

.::”O Ağacın Altında – Yeşilçam Sanatçıları ile Sohbetler” Kitabı Çıktı!::.

Kitabımız baskıdan çıktı ve dağıtıma başladı Yeşilçamsever dostlarım!

320 sayfa, 33 Yeşilçam sanatçısı ve 100’lerce Yeşilçam anısı…

Kitabımızı satın almak için tıklayınız.

O Ağacın Altında’yı, tüm kitap satan sitelerden ve D&R’lardan temin edebilirsiniz. Henüz ellerine ulaşmamış kitap dükkanlarından ısrarla isteyiniz. 🙂

 

İlginiz için çok teşekkürler.

Sevgiler.

Erhan Tuncer

.::33 Yeşilçam Sanatçısı ve Yüzlerce Anı ile “O Ağacın Altında” Adlı Röportaj Kitabı Sizlerle!::.

10 yıldır tutkuyla yaptığım yeşilçam röportajları kitaplaştı! 🤗

33 sanatçımızın yer aldığı, 320 sayfalık her sayfası anılarla dolu özel bir kitap oldu. Özenli çalışmalarından dolayı değerli kardeşim Gürkan Bayar’a, yayıncım @reyhan.erdgn, @hdemiray34 ve @hashatunns‘ya çok teşekkür ederim. 😊

Kitabımız baskıdan çıktı, sonraki hafta sizlerle buluşuyor! 😊

Şimdiden keyifli okumalar dilerim!

Erhan Tuncer

.::Hakkı Kıvanç, Yönetmen Natuk Baytan’ı Anlatıyor: “O filme başladığı zaman bütün Yeşilçam oradadır… Öyle bir adam… Öyle güzel bir adam!”::.

Hakkı Kıvanç ağabey ve diğer sanatçılarımızla yaptığım söyleşilerden yayınlamadığım kısa anı ve anekdotları derlemeye başladım. Onlardan ilki, Hakkı ağabeyin Üç Kağıtçı filmini ve Natuk Baytan‘ı anlattığı kısa bir söyleşi…

Keyifli okumalar dilerim.

Hakkı Kıvanç;

Sana bir şey diyeyim mi, senin ilgilendiğin kavgacılar, bizler karakter aktörleri falan hep “Natuk (Baytan) abi bir film yapsa…” diye beklerlerdik. Çalışması rahat, neşeli, tam bir ustaydı. Onun senaryolarını bir görsen, üzerinde sanki resim yapmış. Neyi nereden, nasıl çekeceğini hep yazardı. Her sahnede illa şaryo olurdu. Tahta şaryo… Yoksa tekerlekli sandalye, o da yoksa inşaatlardaki el arabası gibi arabalar… İlla kayacak o kamera! Sonra onun karelerine bak, hep beraber görürsün bizi. Kalabalık resimleri çok severdi. Tablo gibi dizerdi bizi. Kemal’in de en iyi anlaştığı yönetmenlerdi. O bizi severdi, biz de onu baba gibi sever, nereye çağırsa canla başla koşardık…

Kemal‘in (Sunal) bir filmi var Üç Kağıtçı diye… Onu çekiyoruz Kemerburgaz’da, köyde… Akşam oldu, işten dönüyoruz, bir kar… Bir kar! Biz de Natuk ağabeyle şoför muhalinde oturuyoruz. ‘Ulan Hakkı…’ dedi, ‘Ne yapacağız? Vaziyete bak… Çamur olsun, mühim değil ama kar olmasın…’ dedi. Filmi de sinemaya yetiştirecekler. Yahya (Kılıç) ağabeye çekiyoruz. ‘Yahu Natuk ağabey, ben sana bir şey söyleyeceğim.’ dedim, ‘Söyle evladım…’ dedi. ‘Bu filmden kaç kişi ekmek yiyor?’ O filme başladığı zaman bütün Yeşilçam oradadır! Öyle bir adam… Öyle güzel bir adam! Dedim; ‘Yahu burada en aşağıya 18-20 kişi var. Kameramanı var, setçisi var, ışıkçısı var. Oyuncusu var. Bir sürü adam var, kalabalık. Cenab-ı Allah…’ dedim. Acır bize… Bir de benim çocuklarımı, karılarımızı düşün… Şimdi biz burada 20 kişi miyiz, 30 de sen… 30 da oradan ilave et, 60 kişi…’ dedim. Sabah oldu abi, yine aynı böyle bindik minibüsün önüne. Köye bir gittik, ne kar var ne bir şey!

Nur içinde yatsın Natuk ağabey!