Tag Archives: gülşen bubikoğlu

.::Yeşilçam’ın ‘Dev’ Oyuncuları: Rol Arkadaşlarına Gerçekten Tepeden Bakanlara Dair!::.

Şimdilerde ‘İçerde’ diziside boy gösteren Seyithan Özdemir, sert mizacına ve iri cüssesine rağmen, sempatik tavırları ve içtenliği ile ilk bölümlerden itibaren milyonlarca izleyicinin sevgisini kazandı. Bu durum, izleyicinin iri cüsseli&karakteristik yüzlü insanlara sempatisinin ilk örneği değildi elbetteki.

Şimdi sizlere sinemamızda boyu ve karakteristik yüz ifadelerinden dolayı dikkat çekip yer edinen sinema sanatçılarından bahsedeceğim. Onlardan sadece ikisi jön olup onlarca filmde başrol oynayabildiler. Biri de genç kızların sevgilisi olabilecek yüz hatlarına sahipti. Öyle de oldu… Diğerleri, orta boylu jönlerin aşması gereken son engel olarak karşı tarafta yer aldılar ve sinema kariyerleri boyunca kimileri onlarca, kimileri yüzlerce filmde ‘kötü adam’ı oynamak zorunda kaldılar.

İşte huzurlarınızda sinemamızın kelimenin tam anlamıyla ‘dev’ oyuncuları…

1) Hüseyin Alp

Onu özellikle Tarkan filmlerindeki Dev Orso olarak hatırlayacaksınız. Tarık Akan ve Robert Widmark‘ın başrollerinde oynadığı Babanın Evlatları adlı filmdeki performansı da gayet akılda kalıcıydı.

_______________________________________________________

2) Özdemir Aydın

Hayat Bayram Olsa filmindeki gülüşü nasıl unutulabilir? Sert yüz hatları, uzun boyu ve iri kalıbı ile onu gördüğümüz her an bir olay çıkaracağını, birilerine laf atıp sataşacağını düşünmemize sebep olan sanatçımızı dikkatli Yeşilçam izleyicileri Köroğlu filmi ile de hatırlayacaktır.

Özdemir Aydın _______________________________________________________

3) Tarık Akan

Sinemamızın ‘bebek yüzlü’ jönlerinden Tarık Akan, şüphesiz Yeşilçam’ın ‘en uzun boylu jönü’ olma ünvanını ömrünün sonuna kadar taşıdı. Onunla kim oynadıysa hep karşısında kısa kaldı. Özellikle de Ah Nerede filminde birlikte oynadığı Adile Naşit. İkisinin yanyana duruşunu gözünüzün önüne getirebildiniz mi? O halleriyle çok güzel değiller miydi?

 _______________________________________________________

4) Yadigar Ejder

Kiminle oynarsa oynasın hep en son onu dövdüler, onu yıkmaya çalıştılar. O hep kavgacıların yıkılmaz kalesiydi. O yıkıldı, film bitti, jön alkışlandı. Ondan yadigar  yediği binlerce tekme ve yumruk kaldı. Vuranların adı kadar yazılmadı adları afişlerde ama Yeşilçam severler onların hakkını hep verdi, hep de verecek.

_______________________________________________________

5) Behçet Nacar

İnce-uzun, atletik yapısı ile avantür filmlerin aranılan aktörlerinden olan Behçet Nacar, boyunun verdiği avantajla attığı tekmelerle kavgacı karakter oyuncularının kabusu olmuştur. Aile filmlerinde mahallenin heybetli koruyucusu olan Nacar, aksiyon ve avantür filmlerinde tüm kötülerin korkulu rüyası olmuştur.

Behçet Nacar_______________________________________________________

6) Kenan Karagöz 

Memduh Ün‘ün yeniden çektiği, Kadir İnanır, Müşik Kenter, Halit Akçatepe ve Hülya Koçyiğit‘in başrollerini paylaştığı Üç Arkadaş filmindeki Mevlanakapılı Ayı Recep karakterini başarıyla canlandıran Kenan Karagöz, diğer birçok karakter oyuncumuza nazaran daha iri kalıplı ve uzun boyludur.

Kenan Karagöz 2_______________________________________________________

7) Mehmet Ali Güngör

Kavgacı karakter oyuncularımızın en iri yapılılarından biri de Mehmet Ali Güngör’dür. Sahte Kabadayı filminin ilk dakikalarında Kemal Sunal’a meydan okuduğu sahnedeki heybeti ve duruşu ile sinemamızdaki akılda kalıcı tiplerden biri olduğunu ispatlamıştır.

_______________________________________________________

8) Gülten Kaya

Gülten Kaya’yı listeye dahil etmemin sebebi takdir edersiniz ki boyu değil iri yapısıdır. Erotik filmlerdeki rol arkadaşlarından onu farklı kılan -ve en çok istismar edilmesine sebep olan- iri vücut hatlarıdır. Diğer kadın oyunculara baktığımızda, onu kadınların ‘dev oyuncusu’ olarak nitelememizde bir sakınca yok sanırım.

Dev kalpli, dev sanatçılara selam olsun…

Erhan Tuncer 

 

.::Türk Sinemasından Unutulmaz Kareler -12-::.

*Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

.::Türk Sinemasından Unutulmaz Kareler -10-::.

.::Bir Sinema Tutkunu Ali Gençli, Tüm İçtenliğiyle Anlattı / 2. Bölüm: “Haftada bir film çekildiği ve o malum parçalarla süslendiği dönemde, tek tük çekilen normal filmlerden birisini yapan Acar Film’de gelişen bir grev, Yeşilçam’da tüm taşları yerinden oynattı…”::.

5) “Keşke oynamasaydım” dediğiniz ve “keşke o filmde ben de oynasaydım” dediğiniz filmler var mı?

Ali Gençli: Keşke oynamasaydım dediğim film olduğunu sanmıyorum. Oynadığım tüm filmlerde kamera önünde tadı damakta kalan keyifler yaşadım. Zaten yaşam felsefesi olarak da yaşamda ‘keşke’lerden çok, ‘iyi ki’leri çoğaltmayı ilke edinmiş biri olduğum için hep ‘keşke’siz yaşıyorum ben… Yılmaz Güney‘in bir filminde oynamayı çok isterdim.

6) Sitemiz sinemamızın Üçüncü Adam’ları, emektarları üzerine bir site. Bizler çalışmalarımızda sıklıkla, onların hak ettikleri değeri göremediklerinden bahsediyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ali Gençli: Bir sabah bir minibüs figüranla birlikte bizi Yeşilyurt’ta bir tripleks villaya getirdiler. Figen Han ve teknik ekip hazırdı. Tanımadığımız bir jön, filmin erkek oyuncusuydu sanırım. İşte bir gariplik olduğu belliydi… Minibüste birlikte geldiğimiz figüranların hepsi erkekti ve on beş kişiydik. Bir süre bekledik. Figen Han setten ayrıldı. Bize çay ikram ettiler. Çaylar bitmeden sekiz tane bayan getirdiler. Bu kadınları burada ilk kez görüyorduk. Figürasyondan değildiler ve aşırı süslüydüler. Sonradan bunların, o günlerde çok revaçta olan ve sansürden geldikten sonra filme eklenen parçaların çekimleri için, randevu evinden getirildiklerini anladık. O günlere kadar bu parçalar, yabancı porno filmlerinden kırpılarak avantür filmlerine eklenirdi. İstanbul’da ve taşrada, sırf bu parçaların tutkunlarından oluşan bir sinema izleyici kitlesi türemişti. Biz de işsiz güçsüz olduğumuz günlerde, Beyoğlu’nda sadece bu tür filmleri oynatan sinemalara giderdik. Devamlı matinelerde, üç film birden oynardı ardışık olarak. On, on beş dakika süren o sahnelerden sonra sinema birden boşalırdı. Bu sinemalara sadece erkekler giderlerdi. Yeşilçam, böyle ‘yabancı porno parçalı’ dönemi uzunca bir süre yaşadı. Sonra hangi yönetmenin aklına geldiyse Amerikan pornolarının yerine yerliler çekilmeye başlandı. Önce anadan doğma kadınlar ekranda belirdi, Sonra cıs cıbıl sevişmeler aldı bunun yerini. Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak – Kartal Pendik Gittik Geldik, sinema tarihimizde kayda geçti. Bunların ardından, ek parçalar çekilmeye başlandı. İlk yerli porno parça çekimlerinde A. Selvi adlı bir bayan arkadaşın oynadığını anımsıyorum. Ondan sonra hayat kadınlarıyla devam etti. Ve bu süreç bir çok “Üçüncü Adam”la sürdü…

Hatta bir gün, bir olaya tanık olduk… Böyle çekimlere katılan, Cüneyt Arkın‘ın ekibinden Üçüncü Adam’lardan birisine iyi bir fırça çekmişti, takıldığımız Artistler Kahvesi’nde…

İşte o gün… Madamın köşkünde böyle sahnelerin çekileceğini sezinleyen ben, üniversiteli bir emekçi yanlısı olarak, “Arkadaşlar bu gün özel çekimler için geldik sanırım, ücretlerimizi beş yüz lira yapmazlarsa, çekimlere katılmayalım.” önerisiyle kazan kaldırdım. Bana iki kişi daha katıldı. Set amirine bunu bildirdim. O da sanırım yönetmenle görüştü. Yönetmen yanımıza geldi. “Beş yüz lira yevmiye isteyenler ayağa kalksın!” dedi. Beş kişi olmuştuk ayağa kalkanlar… “Şoföre söyleyin bunları, geri götürsün. Bir daha da bunları görmek istemiyorum!” dedi. Böylece ilk eylemimizi yapmış ve setten kovulmuştuk… Böyle durumlar pek görülen şeyler değildi o günlere kadar. Ücret artışı için belki de ilk eylemdi bizimkisi. Ama iyi ki kovulmuştuk, çünkü o gün çekimlere katılan arkadaşlar, film vizyona girdiğinde, değişik odalarda, banyoda, mutfakta, yatakta çekilmiş, pek de hoş olmayan görüntülerle meşhur olmuşlardı. Bu da benim ‘iyi ki’lerimden birisidir. İşte tam bu dönemlerde, haftada bir film çekildiği ve o malum parçalarla süslendiği dönemde, aynı ekiple iki film çekildiği ve baş oyuncular dahil kimsenin bundan haberi olmadığı günlerde, tek tük çekilen normal filmlerden birisini yapan Acar Film’de gelişen bir grev, Yeşilçam’da tüm taşları yerinden oynattı…

7) Türk Sineması’nın dününü ve bu gününü değerlendirir misiniz? Sizce sinemamız neredeydi, şimdi nerede?

Ali Gençli: Türk sinema tarihine önemli bir hak arama mücadelesi örneği olarak kaydedilen bu grev bir bakıma üçüncü adamların greviydi. Ama aslı, o günlerden elimde kalan bir bildiriden de anlaşılacağı üzere, filmin başrol oyuncusu Cüneyt Arkın’ın araya girmesiyle grev sonlandırıldı. Grevcilerin tüm istekleri film bitiminden sonra yerine getirilecek denilmesine karşın, verilen hiç bir söz yerine getirilmedi. Arşivimdeki bir bildiri o günlerin kanıtıdır. Daha sonra ‘Sinema Emekçileri Derneği’ kuruldu. Hatta, 1 Mayıs 1977’de, Taksim’de büyük bir katılımla “Sinema Emekçileri Derneği” pankartı altında yerimiz almıştık.

Sorunun yanıtına gelince, güçlü bir örgüt altında bir araya gelinmediği sürece bu sektörde de  sorunlar yaşanacak, hak kayıplarına maruz kalınacaktır. Televizyon dizilerinde eski sanatçılarımıza zaman zaman destek verilse de, üçüncü adamların kendi köşelerinde unutulmuşluklarına bir çözüm olamamaktadır. Bu konuda “Beyoğlu Belediyesi”nin çözüm üretebileceğini düşünüyorum. Ancak bu çözümler konusunda bir çok proje üretebiliriz olanak sağlanırsa… Aydın’da, birlikte çalıştığımız Harun Kızılarslan ile bu konuda güzel bir proje hazırlamış durumdayız ama mali anlamda sıkıntıyı aşamadığımız için, bu proje şimdilik askıdadır.

8) Ali Gençli olarak, hayal ettiğiniz yerde misiniz? Sitemiz aracılığı ile bu mesleği yapmak isteyen okuyucularımıza söylemek istedikleriniz var mı?

Ali Gençli: Elbette bu büyülü dünyaya girerken, iyi bir karakter oyuncusu olmak hayalimdi. Tiyatrodan sinemaya geçmiş ustalar gibi nitelikli filmlerde başarıyı yakalamayı çok isterdim. Ancak sinemanın yoğun bakımda olduğu dönemde, Yeşilçam serüvenimin başlaması ve kısa bir dönem de olsa yılda bir – iki film çekilen günlere geldiğimizde ayrılmak zorunda kaldığım bu sektöre dönüşüm uzun yıllar aldı… 1980’den 2006 yılına kadar eğitimcilik görevimi yaptım. 2006 yılında bir belgeselde aldığım rolden sonra aralıklarla kamera karşısına geçiyorum. Ama yine de istediğim yerde değilim. Bunda İstanbul’dan uzak olmamın etkisi de var elbette. Bu mesleği yapmak isteyenlerin önce bilgi ve donanımlarını geliştirmelerini, kamera önü oyunculuğu için gerekli eğitimi almalarını ve iş prensiplerini geliştirmelerini öneririm. Bir de iş disiplininin her meslekte olduğu gibi bu meslekte de başarı için önemli olduğunu ifade etmek isterim.

9) Sinema filmi ya da dizi olarak yeni projeleriniz var mı?

Ali Gençli: Ege Bölgesi’nde çekilen filmler için yeni yüzleri Ege-Cast ajansın çatısı altında toplarken, kendi projelerimizi de oluşturuyoruz. Öyküsü senaryolaştırma aşamasında olan “Balıkçı” adlı bir projemizi, 2014 yılında gerçekleştireceğimizi ümit ediyorum.

10) Çalışmaktan en çok keyif aldığınız yönetmen kimdir? Nasıl çalışır?

Ali Gençli: Süreyya Duru‘yla “Güneşli Bataklık” ve “Ben Bir Garip Keloğlanım” filmi setinde keyifli anlar yaşamıştık. Çok babacan bir insandı. Bir de Remzi A. Jöntürk ciddi olduğu kadar espriliydi de çok… Behçet Nacar‘ın “Nerde Beleş, Orda Yerleş” adlı film setinde de ilginç anılarım oldu. Son olarak da, Yüksel Aksu‘nun son filmi “Entelköy Efeköy’e Karşı”nın çekimlerinde unutulmaz güzellikler yaşadık…

Ali Gençli’ye samimi cevapları ve ilgisi için sonsuz teşekkürler…

6.11.13 / Genseriko (Nam-ı Diğer Lüzumsuz Adam)

.::Herkese İyi Bayramlar::.

Herkese iyi bayramlar efendim. Keyifli bir bayram geçirmeniz dileğiyle… 🙂

.::’Bizim Kız’ Filminden Güzeller Güzeli Bir Hatıra Fotoğrafı::.

Ve efsane fotoğraf sizlerle! Bu güzellikleri birlikte, böylesine güzel görmek her zaman mümkün olmuyor. Bu kıymetli fotoğrafın afişi, arşivimizin en güzel yerinde durmakta…

Cevat Kurtuluş – Sami Hazinses – Nubar Terziyan – Mürüvvet Sim – Toto Karaca – Mine Soley – Şemsi İnkaya – Kadir Savun – Bilge Zobu – Ayfer Feray – Hulusi Kentmen – Zeki Alpan – Öztürk Serengil – Hüseyin Baradan – Şaziye Moral – Kayhan Yıldızoğlu – Tarık Akan – Gülşen Bubikoğlu

Bizim Kız adlı filmden…

.::Türk Sinemasından Unutulmaz Kareler -9-::.