Tag Archives: sinemamızın kavgacıları

.::Cüneyt Arkın’ın Bağışlamadığı 10 Film::.

Sevgili dostlar bir süredir yine işlerimin yoğunluğundan dolayı siteye yeni çalışma ekleyemiyordum. Bu sıralar biraz rahatım ve yine birlikteyiz. Yazı yayınlayamasam da Üçüncü Adam’ı terketmediğiniz, hep sahip çıktığınız için sonsuz teşekkürler.

Şimdi sizlere, yumruğu tekmesi bol, Cüneyt Arkın’ın düşmanlarını tabiri caizse eşek sudan gelinceye kadar dövüp öldürerek intikamını aldığı en iyi 10 filmin listesini sunuyorum. Elbette ki herkesin listesi farklı olacaktır ama bu çalışma için birçok filme baştan göz attığımı söylemeliyim. Aşağıda 10’dan 1’e doğru sıralanan filmlerde gerçekten Cüneyt Arkın’ın yumruklarını saymak imkansız. Bu filmlerde elinden kimse kurtulamamış…

Bu listeyi yapmamın esas nedenine gelince; Bu filmler, Üçüncü Adam’ın esas ev sahipleri kavgacı karakter oyuncularımızı en çok gördüğümüz filmler. Onların yer aldığı birbirinden teklikeli onlarca sahneyi görmek için bu filmleri izlemelisiniz! Aramızda olmayanlara rahmet, yaşayanlara selam olsun!

Son olarak, listeye almadığım Soysuzlar, Adalet, Yarınsız Adam, Üç Kağıtçılar, Yalnız Adam, Yıkılmayan Adam, Cemil, Cemil Dönüyor, Battal Gazi Serisi, Kara Murat Serisi, Cüneyt Arkın-Çetin İnanç birlikteliğin 80 sonrası filmleri ve diğer tüm Cüneyt Arkın’lı avantürleri unuttum sanmayın. Hepsinde aksiyon üst düzeyde lakin aşağıdaki filmlerde bazı sahneler var ki, bu filmlerden biraz daha fazla anılmayı hak ediyorlar. Aşağıda kısa cümlelerle anlattım.

*Ayrıca kavga sahnelerinin nasıl çekildiğini anlattığım “Bir Kavganın Anatomisi: Opuuuaaa Pişşşş’uuu” adlı yazıyı okumak için tıklayınız.

İşte o 10 film!

10- Deli Yusuf

Bu filmin birçok yerinde onlarca kavga sahnesi var ama finale yakın Cüneyt Arkın’ın Yavuz Selekman‘da genişçe bir arazide kavga ettiği öyle bir sekans var ki… İzlemeye doyum olmaz.

9- Kılıç Arslan

Bu filmin özellikle finali, diğer tüm Battal Gazi ve Kara Murat’lardan çok daha fazla ve çok daha estetik kavga sahnesi içermekte. Cüneyt Arkın’ın en güzel uçtuğu filmlerden biri -hatta en önemlisi- diyebilirim. Tüm Bizans askerlerinin toplanıp kalkanlarını duvar gibi ördüğü ve Kılıç Arslan’ın üzerlerinden uçtuğu sahne nasıl unutulabilir. Kadir Kök ve Mehmet Uğur hiç ölmedilerse en az 200 defa ölmüşlerdir bu filmde!

8- Çaresizler

Çaresizlerin finali, sanırım en çok ağladığım Cüneyt Arkın film finallerinden biridir. Bir baba ve oğul, kum deposunda, ellerinde birer silah, tüm kötü adamlara karşı yürüler…. Öleceklerini bile bile… Finaldeki Hakkı Koşar‘ın trajik ölümünü de unutmamak gerek.

7- Alın Yazısı

Bu filmle ilgili söylenecek çok şey yok sanırım. Çoğu Cüneyt Arkın severin açık ara en favori filmi Alın Yazısı‘dır. Filmde abisinin ve kız kardeşinin intikamını alan Cüneyt Arkın öyle güzel sahnelere imza atar ki, tüm tekli ölüm sahneleri defalarca izlenmeye değedir. Özellikle de İhsan Gedik‘in hamamda öldürüldüğü sahne… Kare kare ezbere bilirim. Aynadan onu takip etmesi, asılı usturayı alması… İçeri girmesi ve bir süre duşta akan suyun altında bekleyip karar vermesi… Ve final!

6- Akrep Yuvası

Cüneyt Arkın çıldırmış olmalı! Yolda dur durak bilmeden giden bir tırın üzerine, hiçbir can güvenliği olmadan, paralel giden bir arbadan nasıl atladın? Nasıl tırmandın. Üst geçitlerde nasıl hızlı hareket edip kendini korudun? O binanın tepesinden, Kudret Karadağ‘ı etkisiz hale getirmek için nasıl aşağıya sarktın? Nasıl, nasıl, nasıl? Akıl almıyor. En sağlam aksiyona sahip Cüneyt Arkın filmerindendir kesinlikle…

5- Deli Şahin

Her anı kavga sahnesiyle dolu, Cüneyt Arkın’ın tüm kavgacı ekibini döndürüp dolaştırıp defalarca dövdüğü en ilginç filmlerden biridir. Sanırım ilk yönetmenlik denemesi. Bu nedenle de nerde filmde hikayesel boşluk varsa oraya kavga sahnesi koymuş. Özellikle Mehmet Uğur ve Yadigar Ejder, bu filmde ondan çok fazla dayak yiyor.

4- Kin

Cüneyt Arkın’ın sürekli dayak yiyip, sabredip, susup, unutmaya çalışıp, en sonunda yeminini bozduğu filmlerden. Elbette izlemeye doyum olmayan sahnelerle dolu. Yeminini bozduğu ve kötü adamların mekanını dağıtmaya gittiği sahnede kendisinin ve Kemal Sunal’ın yıllarca dublörlüğünü yapmış olan Ferhat Ünal’a öyle bir uçan tekme atıyor ki! Birkaç kez dikkatlice izlediğinizde tekmenin yüzünde patladığını görebilirsiniz.

3- Baba’nın Oğlu

Cüneyt Arkın’ın bir villanın ikinci katına camı parçalayarak girip, İbrahim Uğurlu‘yu üst kattan alt kata kadar hiç durmadan dövdüğü sahne ve hapisteki ‘Sana hırladım! Hepinize hırladım! Tüm dünyaya hırladım! Bugüne kadar hep insanlar beni ısırdır, artık ben onları ısıracağım!” diye bağırıp Tarık Şimşek‘e 3 dakikada 100’e yakın yumruk attığı meşhur hapishane sahnesi nasıl unutulur!

2- İnsan Avcısı

Punisher çizgi romanını bilirsiniz. Adam intikam için geri döner ve herkesi en akıl almaz işkencelerle öldürür. İşte bu, Punisher‘ın yerli versiyonu. Cüneyt Arkın filmin hiçbir anında durmuyor. Önüne gelen kötü adamı ilk kez yerli sinemamızda gördüğümüz yöntemlerle paramparça ediyor! Adnan Mersinli ve İbrahim Uğurlu‘ya kendi mezarlarını kazdırıp çift kırma ile vurarak öldürdüğü sahne harikadır!

1- Hınç

Ve 1. film elbette ki Hınç! “Alo… Ben Kemal… Geliyorum!” diye başlayan her sahnede yerimde duramam. Yıllarca dayak yiyip tüm kötü adamların ayaklarını öpen Arkın, müthiş bir intikam alevi ile geri döner ve kötü adamları dünyaya geldiğine pişman eder. Öyle enfes kavga ve ölüm sahneleri var ki, Cüneyt Arkın filmografisinin kendi türünde “kült” olarak nitelendirilebilecek en önemli filmlerinden biri! Turgut Özatay‘ın ölümü nasıl unutulur?

Benim ilk 10 filmim bunlar.

Sizin kavga ve ölüm sahneleri ile izlemeye doyamadığınız ilk 10 Cüneyt Arkın filminiz hangileri?

Yorum olarak yazarsanız çok sevnirim.

Şimdiden yukarıdaki filmleri tekrar tekrar izleyeceklere keyifli seyirler dilerim. 🙂

Erhan Tuncer

.::Gülgün Erdem Gideli Çok Olmuş… Çok Üzgünüz…::.

Dost sitemiz Sinematik Yeşilçam‘da okuduğumuz bu haber bizleri çok üzdü… Sinemamızın güzel yıldızlarından Gülgün Erdem‘i sessiz sedasız kaybetmişiz dostlar.

______________________________________________________

Sinematik Yeşilçam;

Gülgün Erdem hakkında, hem içeriği ile hem de ortaya çıkış şekli nedeniyle çok üzücü bir haber aldık.

Yeşilçam’ın en güzel kadınlarından, Fantastik sinemamızın Dişi Killing‘i, Dişi Tarzan‘ı Gülgün Erdem meğer 2 yıl önce aramızdan sessiz sedasız ayrılmış. Ölümü hakkında ne bir haber var medyamız da ne de bir ilgi. Pek çokları için ana bilgi kaynağı Wikipedia‘da da ölüm bilgisi yer almıyor. Türkan Şoray‘ın alışveriş merkezini ziyaretini bile haber yapan, sosyal medyada toparladıkları yazılar derleyen Ulusal basınımız bu sefer gerçekten sınıfta kaldı anlayacağınız ama Yeşilçam emektarlarının kaderi bu. Şahsen ben bu habere yeni ulaştığım için utandım. Bu acı haberi Agah Özgüç bizlere ulaştırdı. Bizim yapmamız gereken de haberin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamak…

Dört yapraklı yonca değilse Türk sinemasında yer alan bir kadın oyuncuların haber değerleri yok belki de… Hele hele Gülgün Erdem gibi sinemadan elini eteğini çekmiş oyuncularımız hakkında bilgi almamız pek mümkün olmuyor. Oyuncumuz artık göz önünde olmamayı seçmiş olsa da ölüm haberini 2 yıl sonra almış olmamız ve haber paylaşımındaki dengesizlik ister istemez bazı soruları sordurtuyor…

Dişi Killing, Süpermen Fantoma’ya Karşı, Korkusuz Kaptan Swing, Tarzan Korkusuz Adam, Casus Kıran, Kızıl Maske, Altın Çocuk Beyrut’ta, Keloğlan, Çifte Tabancalı Damat, Demir Pençe Casuslar Savaşı, Red Kit, Killing Ölüm Saçıyor, Dişi Tarzan gibi pek çok Fantastik filmde yer almış olan Gülgün Erdem sinemaya 1963 yılında başlamıştı. 1976 yılında evlenip sinemadan ayrılana kadar da 100’ün üzerinde filmde yer alan bu güzel oyuncumuz 1976 yılında bir daha geri dönmemek üzere sinemadan ayrılmıştı. Bir süreden beri rahatsızlık çeken 2 çocuk sahibi oyuncumuz 2014 yılında sessiz sedası aramızdan ayrılmış…

İlerleyen günlerde bu konu hakkında daha fazla bilgiye ulaşırsak yazımızı güncelleyeceğiz.

Güle Güle Gülgün Erdem!

Kaynak: Sinematik Yeşilçam

.::Kudret Karadağ – Yılmaz Kurt::.

Değerli karakter oyuncularımız Kudret Karadağ ve Yılmaz Kurt, sinemamızın buhranlı günlerinde okullarda tiyatro gösterileri düzenlerken…

Bu değerli fotoğrafı ve diğer birçok fotoğrafı dijital olarak arşivimize hediye eden, Kudret Karadağ’ın değerli oğlu Can Korudağ‘a sonsuz teşekkürler…

.::Fotoğraflar ve An’larla Hakkı Kıvanç’ın Cenaze Töreni: Bir Sinema Emekçisini Daha Unutulmazlar Arasına Uğurladık!::.

Tarih: 30 Ocak 2015 / Saat 11:20

Telefonum çaldı. Arayan Süheyl Eğriboz ağabeyin oğlu Yaşar Eğriboz‘du. “Erhancığım selamlar… Yahu, sana kötü bir haberim var. Az önce anneme telefon etmişler, Hakkı (Kıvanç) ağabeyi kaybettik…”

Kalakaldım. Birbirimize baş sağlığı diledikten sonra telefonu kapattık. Bir süre oturup düşündüm. Daha birkaç hafta önce telefonla aramış, halini hatırını sormuştum. “İyi olmaya çalışıyorum evladım…” demişti. Sesinden yorgun olduğu anlaşılıyordu. 50 küsür senesini sinemaya vermiş bir sinema emekçisi, elim bir hastalıkla mücadele ediyordu. ‘Biraz daha dinlensin, toparlansın, elini öpmeye giderim.’ diye düşünüyordum, olmadı. Hakkı Kıvanç ağabeyi kaybetmiştik.

İki sene önce, TRT Belgesel kanalı için hazırlamış olduğum Üçüncü Adamlara Dair adlı belgeselin 2. Bölüm konuğuydu kendisi. 2013 yılından beri bir dizi aksilik yaşayan projemiz, 2014-Haziran ayında devam bölümlerinin yayınlanması adına kanaldan talep edilmişti. Çektiğimiz 6 bölümü de kanala teslim ettiğimiz günlerde aramızdan ayrıldı Hakkı ağabey… Kendi bölümünü izleyemeden, sessiz sedasız bir şekilde gitti… Süheyl ağabey bölümünü izlemiş, çok beğenmiş, üzerine saatlerce konuşmuştuk. Keşke o da izleyebilseydi de üzerine konuşabilseydik…

Hakkı ağabeyin vefat haberini aldıktan sonra tüm yaşadıklarım, Süheyl ağabeyin cenaze günü yaşadıklarımın neredeyse aynısıydı. Aynı acı, aynı söylemler, cenaze namazının kılındığı Beyoğlu Ağa Camii‘nde, cenazeye gelmeyenlere, gelemeyenlere aynı sitemler… Bir çuval dolusu ‘keşke’, onlarca ‘iyi ki’ ve hala kulaklarımda çınlayan, göz dolduran hatıralar…

“Hakkı ağabeyin esas soyadı Güvenç… Şimdi Osman Seden’le film çekiyor Hakkı ağabey. Başrollerde Hakkı ağabeyle Nedret Güvenç. Ee Hakkı ağabeyin de soyadı ‘Güvenç’ dediğim gibi. Osman Seden diyor; Bir sinemada iki ‘Güvenç’ olmaz… Senin soyadın ‘Kıvanç’ olsun. İşte Hakkı ağabeyin soyadı o günden sonra ‘Kıvanç’ oluyor.”  

Şimdi kulağımda çınlayan bu anıyı kim anlattı hatırlamıyorum ama o gün buna benzer onlarca set anısı dinledim. Cenazeye gelenlerle merhabalaşmalar, hal-hatır sormalar derken cenaze namazı kılındı ve Hakkı ağabeyi Beyoğlu-Kulaksız Mezarlığı’na defnettik… Yadigar Ejder’e yakın bir aile mezarlığına… Yine ağladık, yine üzüldük ve yine bir sinema emekçisini unutulmayanlar arasına uğurladık.

Şimdi sizleri, Hakkı Kıvanç ağabeyin cenaze töreninden fotoğraflarla ve an’larla baş başa bırakıyorum…

Ruhun şad olsun Hakkı Kıvanç!

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Cenaze töreni öncesi Beyoğlu-Gazeteci Erol Dernek Sokağa geldiğimde, çektiğim ilk fotoğraf… Hasan Yıldız ağabey, eski yapımcılardan Şahin Koçak, emektar kavgacı karakter oyuncularımızdan İhsan Gedik, Hasan Uçar, Hasan Demircan ve eski prodüksiyon amiri Mehmet Gülen (Tokmak Mehmet) çay içerken eski günleri yad ediyorlardı. Bir süre beraber sohbet ettikten sonra müsaadelerini isteyip, sokağın içindeki diğer bir kahveye gittim.

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Serdar Gökhan ve Tuğrul Meteer de cenazeye gelmişlerdi. Sokaktaki tüm sinema emekçileriyle az önce olduğu gibi onlar da eskileri yad edip, onlarca anı anlattılar. Şartlar, zorluklar, acılar, üzüntüler ve sevinçler konuşuldu.

Çok geçmeden yanımıza koltuk değnekleri ile Selahattin Geçgel (Godzilla) ve Necdet Kökeş ağabey geldi. Selahattin ağabey, “Geçenlerde araba çarptı… Ucuz atlattık…” diye anlatmaya başlayınca, Serdar Gökhan “Arabaya bir şey oldu mu peki ağabey? Sen eski topraksın, Godzilla’sın! Sen arabadan haber ver!” dedi ve birden gülmeye başladık. Sokaktaki o hüzünlü hava bir an olsun dağılmıştı…

5-10 dakika sonra camiye doğru yürümeye başladık. Avlu kalabalıktı. Hakkı ağabeyin ailesi ve akrabaları ile onlarca sinema emekçisi gelmişti cenazeye. Herkes önce kederle tokalaşıp birbirine sarılıyor, ardından da ‘Ne yaptın? Nerelerdesin? Gözükmüyorsun?’ gibi sorularla özlem gidermeye başlıyordu. Emektar sinema sanatçılarının cenazelerinde sıkça rastladığım bir durumdu bu. Öyle anlara tanık olursunuz ki, birileri bir köşede göz yaşlarını silerken, iki eski dost gülümseyerek birbirine sarılıp koyu bir muhabbete başlayabilir. Yani bir cenaze töreninin beraberinde getirdiği ‘hüzün’, ‘ayrılık’, ‘ölüm’ gibi onlarca duygunun unutulup, cami avlusundaki törenin ‘eski dostların görüşme merasimi’ne dönüşmesine tanık olabilirsiniz. Eski günlere duyulan özlemin, ölümün hüznünü yendiği tek yerdir bir sinema emekçisinin cenazesi…

*Fotoğrafa tıklayarak büyütebilirsiniz.

Kalabalık içerisinde tanıdık-tanımadık herkesle selamlaşıp baş sağlığı diledikten sonra, aklımın bir kenarında yukarıda yazdığım duygularla, soldaki fotoğrafı yakama iliştirdim. Hakkı ağabeyin cenazesinin başına dikildim ve bir süre düşündüm. Gözümün önünde, Türk sinemasının belki de en çok set görmüş oyuncularından biri yatıyordu. Oynamadığı baş kadın-erkek oyuncu kalmamıştı. Çalışmadığı yönetmen yoktu. Sinemamızın her dönemine şahit olmuş, her dönemine büyük emekler harcamıştı…

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Yukarıdaki iki fotoğrafta Hakkı Kıvanç’ın kızını, oğlunu ve torununu görüyorsunuz. Cenazeye gelen tüm sanatçılarla yakından ilgilenip, taziyelerini kabul ettiler. Oğlu ile gerçekleştirdiğim kısa bir görüşmede: “Son zamanlarda çok çökmüştü. Acı çeker hale gelmişti. Şu an çok üzgünüz. Son iki ay her gün babamızı acı içinde görünce kahroluyorduk. Sinemaya yıllarını verdi, sağ olsun dostları, sevenleri onu yalnız bırakmadı…” dedi. Siz değerli okurlarımızın selamını ve baş sağlığı dileklerinizi de kendisine ilettim.

Ardından avluda bir hareketlilik oldu. Sinemamızın usta yapımcılarından Türker İnanoğlu‘nun ağır adımlarla cami avlusuna girdiğini gördüm. Çelenk yollamakla kalmamış, bir de cenazeye gelerek Hakkı ağabeyin ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileklerini sunmuştu. Avludaki birçok kişinin ‘Vay be… Helal olsun…’ dediğini hatırlıyorum. Helal olsun Türker İnanoğlu…

Sinemamızın kavgacı karakter oyuncularından Ali Ateş de cenazedeydi. Yanıma gelip elimi sıktı ve ‘İyi ki varsınız siz…’ dedi. Ne demek istediğini bir an anlayamadım. ‘Üçüncü Adam siz siniz değil mi?’ dedi, ‘Evet…’ dedim. ‘Çok yaşayın…’ dedi ve ‘Elimden ne gelirse yaparım… Anlat derseniz anlatırım, mutlaka haberleşelim…’ diye ekledi. Teşekkür ederek ellerinden öptüm. İlk fırsatta görüşmek dileğiyle, iletişim adreslerimizi aldık ve tekrar Hakkı ağabeyin cenazesinin başına geldim.

Yukarıdaki fotoğraf, Hakkı ağabeyin cenazesinin olduğu gün sanal ortamda çok paylaşıldı. Hatta bazı sitelerde ve kişisel facebook hesaplarında cenazede sanki sadece 2-3 kişi varmış gibi bir algı uyandırıldı. Sizi temin ederim ki Hakkı ağabeyin cenazesi ‘haberi olan herkesin geldiği’ kalabalık bir cenazeydi. Elbette ki gözlerimiz birçok kişiyi aradı ama emin olun Hakkı ağabey o camiden yalnız uğurlanmadı. Yukarıdaki fotoğrafı çektikten bir süre sonra İhsan Gedik‘in yerine bir başkası geçti… Sonra bir başkası… Sonra bir başkası… Hakkı ağabeyin başını yalnız bırakmadık…

Cenaze namazının kılınmasının ardından işi olanlar ve sıhhati el vermeyenler aramızdan ayrıldı. Yaşar Eğriboz ağabey, Aytekin Akkaya, İhsan Gedik, Necdet Kökeş, Salih Eskicioğlu, Yusuf Çetin, Mehmet Yüksel, Hakkı ağabeyin sevenleri ve akrabaları ile Kulaksız Mezarlığı’na geldik…

Ufak bir parantez açmak istiyorum. Değerli sanatçı ağabeyimiz Aytekin Akkaya‘nın vefa ve samimiyetini hiçbir zaman unutmayacağım. Süheyl ağabeyin cenazesinde yan yana ağladık, bu cenazede de varlığı hepimize güç verdi. Bir de özellikle değinmek istediğim isim Necdet Kökeş ağabeydir. Yaşına ve fiziksel durumundan dolayı zorlanmasına rağmen merdivense merdiven, yokuşsa yokuş, çamursa çamur demeden son ana kadar tüm cenaze törenlerinde en önde yer almıştır kendisi… Vefa denilince, aklıma gelen bu iki değerli ismi ben unutmuyorum, lütfen siz de unutmayın değerli dostlar…

*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Hüzünlü bakışlarla Hakkı ağabeyi defnettik… O an aklımdan vefat etmiş ve hasta yatağında yatmakta olan onlarca sinema emekçisi bir kez daha geçti. Kederlendim, içim çok yandı… Benim düşündüklerimi emektar kavgacı karakter oyuncumuz İhsan Gedik de düşünmüş olacak ki, -aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere- dayanamayıp bir sigara yaktı. Mezarın bulunduğu onlarca merdiveni ve tümsekli yolları bastonuyla nasıl çıktığını görmeliydiniz. Belki de yıllarca kamera, şaryo, ışık taşıdığı o tepeleri düşünüyordu o an… ‘Eskiden…’ diyordu kederle…

İhsan Gedik Mezar Başında Necdet Kökeş ve Mehmet Yüksel Mezar Başında

Hakkı ağabeyi defnetmiştik. Hoca duasını okumuştu ve dağılıyorduk. İşte o an, yine Necdet Kökeş ağabey, Süheyl ağabeyin mezarına olduğu gibi, Hakkı ağabeyin mezarına da son suyu döküverdi… Dilediği gibi ağlayamadığı, üzülemediği her şeyi, o suyla birlikte, Hakkı ağabeyin mezarına bırakıverdi…

Bir ömür, burada bitti sevgili okurlarımız.

Sinemamız, 50 küsür yıllık gerçek bir emekçisini, bir ağabeyini kaybetti.

Başımız sağ olsun…

Huzur içinde yat Hakkı Kıvanç ağabey…

Sinemamıza kattığın tüm güzellikler için sana minnettarız…

22.02.2015 / Pazar

Üçüncü Adam

Erhan Tuncer 

.::’Bir Yadigâr Ejder Kitabı’ Baskıdan Çıktı::.

Bir Yadigar Ejder Kitabı*Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

Sevgili dostlarımıza selam olsun!

Kitabımız baskıdan çıktı. Önümüzdeki günlerde internet satışı ve kitapevlerine dağıtımları başlayacak. İnternetten ön sipariş adreslerini sizlere birkaç gün sonra ileteceğim. 🙂

Kitabımızın gecikmesinin 2 temel sebebi var, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum;

1) Kitabımız normalden daha kaliteli, sarı, pürüzsüz-parlak bir kağıda basıldı. Kitabın baskısı Ankara’da yapıldığından ve orada bu tür bir kağıt bulunmadığından, İstanbul’dan sipariş edildi. Kağıdın gelmesi belirli bir süremizi aldı…

2) Kitabımızı baskıya yolladığımız gün, kişisel facebook hesabıma ‘Ben Yadigar’ın yakın arkadaşıyım, birlikte çekilmiş fotoğraflarımız var, dilerseniz yollayabilirim.’ yazılı bir mesaj geldi. Hevesle mesaja cevap yazdım ve gördüğüm 3 fotoğraf karşısında oldukça duygulandım. Çünkü Yadigar’ımızın kişisel fotoğraflarının sayısı oldukça azdı. Bu yeni fotoğraflar, onun sosyal yaşantısını daha iyi anlayabilmemizi sağlayacaktı. Hemen yayıncımı arayıp, baskıya başlamadılarsa biraz daha beklemeleri gerektiğini söyledim. Mesaj atan beyefendiyle de iletişimimi sıklaştırıp ondan mümkünse anılarını da yazmasını istedim. Sağ olsun, var olsun, oldukça ilgili davrandı ve 3 sayfalık altın değerinde anılarını kitabımız için yazdı… Fotoğraflar ve o altın değerindeki anı, kitabımızda yer almakta…

Bu iki önemli gelişmeden ve yayınevinin iş sırasından kaynaklı biraz bekledik ama zannediyorum ki beklediğimize değecek.

Sizlere, ilgi ve alakanızdan, manevi desteğinizden, sabrınızdan ve samimiyetinizden ötürü sonsuz teşekkür ederim…

Selam olsun Yadigar’ımıza…

Selam ve saygılarımla.
Üçüncü Adam
Erhan Tuncer

.::Değerli Karakter Oyuncumuz Ahmet Karatop, Geçirdiği Ciddi Rahatsızlıkların Ardından İyileşme Sürecinde::.

Üçüncü Adam’ın facebook profili vasıtasıyla iletişimde bulunduğumuz, avantür filmlerin vazgeçilmez karakter oyuncusu Ahmet Karatop, geçirdiği bir dizi rahatsızlık ve ameliyatların ardından iyileşme sürecinde. Dualarınız/dualarımız kendisi için…

Sanatçımızın rahatsızlığı ile ilgili yakın arkadaşlarından Erdinç Şahin beyefendi, kişisel hesabından şunları paylaşmış;

“Ahmet Karatop’un, böbrek ameliyatı sonucunda böbreğinin biri alındı. Kısa bir süre önce Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde Laparoskopik Cerrahi yöntemiyle bel fıtığı ameliyatı olmuştu. Bu operasyon, onun mevcut sıkıntılarını gidermek yerine daha da arttırdı ne yazık ki.

Biraz önce hanımıyla görüştüm. Ameliyatın başarılı geçtiğini kistli olan böbreğin alındığını, ancak hıçkırığının kesilmediğini, doktorların onu düzeltmek için uğraştıklarını söyledi. Ahmet emmi düzelecek inşaallah, bundan hiç bir kuşkum yok… Sen eski topraksın, neler atlatmadın ki Emmi… Bunları da atlatacaksın. Cenab-ı Allah’tan acil şifalar dilerim. Bir an önce iyileş, aramıza dön…

Dualarımız seninle Koca Gakko…”

Bu paylaşımın ardından kendisi Ahmet Karatop’u arkadaşları ile ziyaret etmiş ve fotoğrafın altındaki son, güncel bilgiyi paylaşmıştır;

“Ahmet Karatop dostum evinde istirahat ediyor… Ancak bu kez de 24 saat geçmeyen bir ağrı musallat olmuş kendisine. Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyoruz sevgili Emmi’mize. Bir an önce iyileşip-katılsın bize diye…”

Biz de Üçüncü Adam ekibi olarak kendisine selam ediyor, acil şifalar diliyoruz. Kısa zamanda, sözleştiğimiz röportajımızı gerçekleştirmek dileğiyle…

*Ziyaret fotoğrafları Erdinç Şahin’in kişisel hesabından alınmıştır.

*Film kareleri ve Ahmet Karatop fotoğrafları da, sanatçımızın kişisel profilinden alınmıştır.

.::Emektar Kavgacımız Mehmet Uğur Hakkında Son Bilgi::.

Sevgili dostlar bildiğiniz üzere geçen günler içerisinde, sinemamızın emektar kavgacı karakter oyuncularından ve dublörlerinden Mehmet Uğur ağabeyimizin bir iş kazası geçirdiği haberini sizlerle paylaşmıştım.

Pazar günü kendisi ile telefonda görüştüm ve kazanın ayrıntıları ile şu anki durumunu öğrendim. Kaza, Mehmet Uğur ağabeyimizin tahta bacak gösterisi yaptığı esnada gerçekleşiyor. Gösterinin bitimi ardından, sahneden çıkmak adına geri adım attığı sırada, yerdeki ipe takılan tahta bacağı dolayısıyla hakimiyetini kaybedip 3 metreden aşağıya düşüyor. Düşme sonrası gittiği doktor, kalça kemiğinin kırıldığını, 1 ay boyunca hiçbir şekilde hareket etmeden, yatıp dinlenmesi gerektiğini söylemiş.

Kendi ile görüştüğümüzde, “Ne yapayım Erhancığım, ne sağa dönebiliyorum ne sola… Öylece yatıp dinleniyorum… 1 ay böyle yatmam gerektiğini söyledi doktor…” demesi üzerine, “Biliyorum ekmek parası ama artık gösteri yapmayı bırakacaksın değil mi ağabey? Geçen zamanlarda da bir kaza geçirmiştin. Artık dinlenmen gerek…” dedim. Yıllarını bu mesleğe vermiş değerli sanatçımız, üzgün bir ses tonuyla “Zaten bırakmak zorundayım Erhancım… Artık bu rahatsızlığın ardından gösteriye çıkamam…” dedi. Üzülüyordu ama artık ilerleyen yaşının ve sağlık durumunun buna müsaade etmeyeceğini biliyordu. İyi dileklerimi sunup, yakın zamanda ziyaretine gideceğimi belirterek telefonu kapattım.

Konuştuğum kişinin, yüzlerce filmde surlardan atlamış, camlardan çıkmış, birçok sinema yıldızının dublörlüğünü yapmış, sinemamızın en atletik kavgacı karakter oyuncularından biri olduğunu bir daha belirtmek istiyorum…

Tez vakitte iyileşip, o çok sevdiği Gazeteci Erol Dernek sokakta ağır adımlarla yürüyüp, dostları ile sohbet etmesi dileğiyle….

Selam olsun sana Mehmet Uğur ağabey…

________________________________________________________

*Mehmet Uğur ağabeyin telefonu; 0531 968 74 71

Kendisini arayın dostlar… Çok mutlu olacaktır… Çünkü şimdilerde köşelerine çekilmiş/çekilmek zorunda kalan sinema sanatçılarımızın, siz değerli izleyicilerinden başka kimseleri yok… Emin olun yok… Şükürler olsun, Mehmet Uğur ağabeyimizin bir ailesi ve aslan gibi evlatları var ama, sizlerden gelen bir telefonun, onu nasıl mutlu edeceğini tahmin dahi edemezsiniz…

Mehmet Uğur