.::Hasan Yıldız Anlatıyor: Yeşilçam’da Süpermenler Otobüse Biner!::.

Hasan Yıldız ağabeyimle her fırsatta bir araya gelir sohbet ederiz. Hafızası en güçlü ve anlatımı en keyifli karakter aktörlerinden biridir o. Başına gelen en talihsiz olayı dahi öyle keyifli anlatır ki, birlikte güldükten sonra bir an kalır, “Nasıl olabilir böyle bir şey?” diye düşünmeye başlarsınız. Onunla daha önce yaptığım oldukça detaylı bir röportaj, sitemizin RÖPORTAJ KÖŞESİ kısmında mevcut.

Aşağıda okuyacaklarınız, hiç sözleşmeden, tesadüf eseri Hasan ağabeyle karşılaşıp bir çay içerken anlattıklarıdır. Ben çok gülmüş, hevesle ses kayıt cihazına kaydetmiştim. İşlerimin yoğunluğundan böyle bir kayıt aldığımı bile unutmuşum. Az önce ses kayıt cihazımdaki röportjları kontrol ederken rastladım ve hemen hevesle deşifresini gerçekleştirdim.

İşte yine Üçüncü Adam farkı ile Yeşilçam’ın dipsiz kuyularından bir ses…

Bu kez oldukça komik bir ses!

______________________________________________________

Hasan Yıldız Anlatıyor:

“Şimdi “Çılgın Kız ve 3 Süper Adam” diye bir film çekiyoruz. Süpermenler biliyorsun filmde uçan adamlar. Kemerburgaz’da bir sahne var, çalışıyoruz. O filmin yönetmeni –Allah rahmet eylesin- Cavit Yürüklü.

Bir sahne var; biz 3-5 kişi kavgacılar varız, Süpermenlerden biri de üzerimize uçacak. Cavit Yürüklü da dedi ki; “Süpermenler, şu Kemerburgaz’ın tepesine çıkın. Oradan uçacaksınız, aşağıda brandalar gerili olacak. Sonra da 5 kavgacının üzerine atlayacaksınız ve kavganı başlayacak.” İçlerinden biri “Ben hemen çıkar atlarım!” dedi. Süpermenlerden biri çıktı kemerlerden birinin tepesine. Aşağıda brandayı tuttular. Mesafe yüksek, herkes girdi brandanın altına. Elli-altmış kişi var, kalabalık. Herkes sıkıca tuttu. Bu çıktı yukarıya, oradan tarif ediyor “Brandayı şuraya çekin, buraya çekin…” diye. Tam ayarladık, “Tamam!” dedi el işareti ile. “İyi!” dedi yönetmen. Sonra da megafonla bağırdı: “Kaybol, atla!”. Yani kadrajdan çık, sonra bir anda kadrajda belirip atla. Çok yüksek ama kemer, herkes tedirgin bekliyor. Süpermen kayboldu arkaya doğru. Yönetmen yine megafonla bağırdı: “Motor!” dedi, kamera çalışmaya başladı. Bize döndü, “Sıkı tutun!” dedi. Herkes brandayı iyice gerdi. Hüseyin Sayar’dı oyuncu arkadaşın adı.

“Hüseyin gel!” diye bağırdı yönetmen tekrar. Hüseyin yok! Bir daha bağırdı, yine gelen giden yok. Herkes bağırıyor “Gel, atla!” diye, gelen yok. “Duymuyor mu acaba?” diye herkes birbirine soruyor. “Neyse bozmayın, birazdan gelir!” diyorlar ama kamera çalışıyor, boşa film akıyor. Film akınca da yönetmenin canı gidiyor. Elimizdeki negatif belli, ucu ucuna yetecek zaten. Biraz daha bekledik, adam gelmedi. Yönetmen “Stop!” dedi. “Ama brandayı bozmayın, belki çıkar atlar!” dedi. İnanmayacaksın, bir 10 dakika brandanın altında bekledik. Yine kimse gelmedi. Yönetmen de kameramana diyor ki, “Tetikte ol, çıkıp atladığı an bas kayda!”

Baktık gelen yok, yönetmen arkaya birilerini yolladı bakmaları için. Acaba çok geriledi de arkaya mı düştü diye herkes telaşlanmaya başladı. Arkaya baktılar kimse yok. Yukarı çıktılar, orada da kimse yok. Biz de hala brandayı tutuyoruz belki atlar diye. Yukarıdan bağırdılar, orada da kimse yok. Biz indirdik brandayı, sağa sola yayıldık adamı arıyoruz. 15-20 dakika aradık, bulamadık kimseyi. Ormanlık bir alan vardı oraya baktık, orada da bulamadık. Yönetmen dedi: “Bu korktu atlamaya, utandı da gelmeye kaçtı gitti…” E nereye kaçar gider üzerinde Süpermen elbisesi ile?

Bindik minibüse, az bir işimiz daha vardı. Başka bir mekanda çekim yaptık, akşama kadar çalıştık, bitirdik. Bir geldik artistler kahvesine, bizim Hüseyin, Süpermen elbisesi ile oturmuş kağıt oynuyor. “Ne oldu yahu?” dedik, “Atlayamadım, gözüm kesmedi… Utandım da aşağı inmeye. Kaçtım gittim.” dedi. “E nasıl geldin buraya kadar?” dedik, “Biraz saklandım…” dedi. Orada kömür taşıyan kömür arabaları vardı. Onlardan birinin şoförüne rica edip, üzerinde Süpermen kostümü, kamyonla Sarıyer’e gidiyor. Oradan da belediye otobüsüne biniyor, Beyoğlu’na geliyor.

Biz şaşkın şaşkın ona bakakaldık, o bize “Elbiselerimi getirdiniz mi?” diyor.

İşte bizim Süpermen’imizin başından geçen olay!”

*Afiş ve lobi görseli http://www.sinematurk.com sitesinden alınmıştır.

Reklamlar

.::Yeşilçam’dan Akıllara Zarar Erotik Film Fotoğrafları::.

Üçüncü Adam’ın sandığı bir kez daha ardına kadar aralandı. Derinlerde kalan birbirinden özel fotoğraflar ve bilgiler her zaman olduğu gibi yine sizlerle.

Bu çalışmamda Erotik Film döneminde çekilen lobi kartlarından sizler için hazırladığım 5 fotoğraf mecvut. Bu fotoğrafları özellikle hazırladım çünkü her biri dönemin alaycı ruhunu en üst düzeyde yansıtan fotoğraflar. Özellikle üstteki fotoğraf arşivimin en özel fotoğraflarından biriydi, artık sizlerle. 🙂

Feri Cansel ve Aydemir Akbaş‘ın yer aldığı üstteki fotoğraf, filmin “son” karesi görülmekte. Yönetmen filmin “son” yazısını öyle bir yere yazmış ki, uzun bir süre akıldan çıkacak gibi değil!

Aşağıdaki fotoğrafta, ön kısmı normal fotoğraflı olan lobi kartlarının arkasına yazılan erotik film adları mevcut. Herhangi bir afiş çalışması, özel bir karton yahut bir pano düşünülmemiş. Vizyondan kalkan bir filmin lobi kartının sinema işletmesi çalışanlarının el yazısı ile film isimleri yazılmış ve sinemanın kapısına yapıştırılmış.

İsimlerin alt alta bir bütün oluşturması ve aynı tempoda devam etmesi gerçekten özel bir tesadüf (!) olsa gerek.

Bazı fotoğrafları görünce, o dönemin birçok filmini izlediğimde aklıma takılan en temel soruyu soruyorum: “Neden? Nasıl? Hangi akla hizmet?” Cevabı elbette ki çok basit; Zor bir dönemde, zor bir iş içerisinde eğlenmeye çalışmışlar. Aşağıdaki fotoğraf da aynı alaycı ruhla çekilmiş. Filmde neye karşılık geliyor bu kare bilmiyorum ama, Hadi Çaman ve Tamer Yiğit oldukça unutulmaz bir fotoğrafa imza atmışlar. Çırılçıplak kadınları çok gördüm lobilerde ama adı sanı bilinen bir aktörün çırılçıplak fotoğrafına ilk kez bu fotoğrafta rastladım diyebilirim.

Yine bir Aydemir Akbaş klasiği…

Masa bulamayan Akbaş, tabakları koyacak yer bulmakta elbette zorlanmamış. Elmasından biraz ısırmış ve rakısını keyifle yudumluyor. Fotoğrafa baktığımda aklıma Edip Cansever’in şu mısrası geliyor: “Masa da masaymış ha!”

Elif Pektaş ve Aydemir Akbaş, bu fotoğrafları ile erotik film döneminin en ilginç karelerinden birini sunuyorlar bize.

Ve geldik son fotoğrafa. Aşağıdaki fotoğraf benim bir hayli kafamı karıştırdı çünkü filmin geçtiği dönemi, atmosferi, amacı anlayamadım. Diyeceksiniz ki “Diğerleri çok anlaşılıyor sanki!”. Haklısınız ama bu fotoğrafta başka bir şey var.

Fondaki dekor tarihi dönem filmlerinde kullanılan bir dekor. Önde dans etmekte olan oldukça cüretkar dansöz hanım Anuşka hem dönemin ruhunu, hem de bir parti eğlencesinin doruk noktalarından birini yansıtmakta. Sağda normal giyimli olarak Oktar Durukan‘ı görmekteyiz, sigara içmekte. Arkada alkol ve türlü uyuşturucu madde kullanan erkekler (İhsan Bayraktar – Ahmet Karaca) gözükmekte ve kadınlarla birlikte bir “hippi” partisini andırmaktalar. Solda ise nerede ve neden orada olduğunu anlayamayan Tevfik Şen‘i görmekteyiz.

Sanırım fotoğrafın atmosferini o da bizim kadar anlayamamış.

Bu tür derlemeler ve röportajlar devam edecek. Hatta şimdiden müjdesini vereyim, çok yakın bir zamanda, erotik film furyasının en önemli kadın sanatçılarından Dilber Ay’ın dönemin filmlerini ve özel yaşantısını anlattığı en özel röportajı sizlerle olacak.

Her zaman olduğu gibi, takipte kalın…

.::Hababam Sınıfı’nın Kayıp Şarkısı Gün Işığına Çıktı::.

Merhabalar sevgili dostlar.

Arzu Film‘in çok kıymetli yetkililerinden aldığım izin ile, sizlerle arşivimden çok özel bir videoyu paylaşmak istedim.

Tüm Hababam Sınıfı filmlerinin fragmanları arşivimde mevcut, önümüzdeki günlerde Arzu Film’e yollayacağım ve paylaşacaklar. 🙂

Bu viedonun özelliği; Videodaki şarkının “Hababam Sınıfı Tatilde” filminin, Mahmut Hoca‘ya hazırladıkları gösterinin yer aldığı kamp sahnesinde geçen “Ah Bu Hayat Çekilmez” şarkısının haricinde bir şarkı olması. Bu şarkı sanırım sadece fragman için hazırlandı. Şarkıyı, fragmandan sizler için kesip hazırladım. Normalde kendi videolarıma site logosu koyarım ama bu video Arzu Film’e ait. Bu nedenle logo koymayı uygun bulmadım. 🙂

Kısa ama keyifli seyirler dilerim. 🙂
Erhan

.::Değerli Sinema Emekçisi Günay Güner Hayatını Kaybetti::.

Sinemamıza yıllarca karakter oyuncusu olarak emek vermiş, çok kıymetli sanatçımız Günay Güner‘i kaybettik.

Vefat haberi, Güner’in facebook hesabı’ndan şu cümlelerle duyuruldu:

“Canımız babamız günay Güner hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Çarşamba günü öğlen namazında Antalya’da kaldırılacaktır.”

Değerli sanatçımızı, yakın dostu, sinema sanatçısı Ekrem Gökkaya‘da şöyle anlatmış kişisel hesabında;

“Dostlar, Yeşilçamlılar, yoldaşlar…

Yeşilçam bir kozasını daha toprağa düşürdü. Sadece rol aldığı zamanlarda değil, beni sık sık çalıştığı firmalara çağıran değerli arkadaşım Günay Güner’i kaybetmişiz.

Son görüştüğümde, düzene ve patronlara hakkını helal etmediğini söylemişti telefonda….

Ne diyelim… Rahmetler dileyelim…

Güle güle git Günay Güner… Aziz emekçi kardeşim!

Sıranı savdın, hepsi o kadar. Oradakilere selam…

Buluşacağız elbet!”

Ruhu şad, mekanı cennet olsun…

 

.::Üçüncü Adam Karanlık Bir Döneme Işık Tutuyor: Yeşilçam’ı Erotik Film Furyası Mı Bitirdi?::.

Geçen aylarda iki anket düzenlemiştim. Bu anketlerle birlikte öğrenmek istediğim, Üçüncü Adam okurlarının 70’lerin başında başlayıp, 80’lerin başında son bulan ve kimileri için “yüz karası karanlık bir dönem”, kimileri içinse “eğlenceli ve ilgi çekici bir dönem” olarak değerlendirilen Erotik Film Furyası ile ilgili ne düşündüğüydü. Anket sonuçları ön gördüğüm şekilde sonuçlansa da, tüm şıklara verilen oy oranlarını oldukça önemli buluyor, hatta sonuçların sosyolojik bir tespit olduğunu düşünüyorum.

Önce anket sonuçlarına bir göz atalım;

“Üçüncü Adam’da Erotik Filmler Dönemine Dair Görseller/Araştırmalar Görmek İster Misiniz?”

Toplam Oy: 881

1- İsterim.  59.14%  (521 oy)  

2- Araştırma ve fotoğraf yayınları için geç bile kalındı.  18.62%  (164 oy)

3- İstemem.  15.78%  (139 oy)

4- Öyle bir fotoğraf görürsem takibi bırakırım.  6.46%  (57 oy)

_________________________________________________

“Erotik Filmlerde Oynayan Yeşilçam Sanatçıları Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?”

Toplam Oy: 978

1- Erotik filmler çekilmeseydi, birçok Yeşilçam oyuncusu aç kalırdı. Para kazanmak için mecburen yaptılar.  29.35%  (287 oy)  

2- Oynamasalar iyi olurdu ama yine de onları seviyoruz.  18.1%  (177 oy)

3- Kesinlikle oynamamaları gerekirdi!  14.21%  (139 oy)

4- Kendilerine yazık ettiler ve halkın gözünden düştüler.  12.68%  (124 oy)

5- Film filmdir. Bir oyuncu istediği her filmde oynayabilir.  11.96%  (117 oy)

6- Yeşilçam onlar yüzünden bitti. Aileler salonları terk etti.  9%  (88 oy)

7- İyi ki oynadılar ve bu filmler yapıldı. Şimdi komedi filmi diye izliyoruz.  4.7%  (46 oy)

_________________________________________________

Anket sonuçları gösteriyor ki, okurlarımızın büyük bir bölümü Erotik Film Furyası ile ilgili araştırma ve paylaşım yapmamızı istiyor ve o dönem filmlerde boy gösteren sanatçıların çaresizlikten bu furyaya dahil olduklarını düşünüyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu sonucu öngörüyordum lakin okurlarımızın azımsanmayacak bir bölümünün özellikle ikinci anketteki 2., 3. ve 4. şıklara bu denli yüksek oylar vereceğini düşünmüyordum. Yeşilçam’a nostaljik bir yerden bakan ve çoğu kez filmlerden çok oyuncuları izlemek isteyen, oyuncuların varlığından zevk alan okurlarımızın hem onları sevmekten vazgeçememeleri, hem de onlara içten içe kızmaları bence üzerinde gerçekten düşünülmesi gereken bir durum. Okurlarımız hem bu dönemi merak ediyor, izliyor, hem de oynayanlara kızıyor ve “kendilerine yazık ettiler” diyebiliyor. Bu durum, sanırım izleyicinin “yapılmasını istemem ama yapılırsa da izlerim” tutumunun en net göstergesi.

6. şık olan “Yeşilçam onlar yüzünden bitti. Aileler salonları terk etti.”nin %9 oy almasının üzerinde de biraz durmak gerekli sanırım. Bu düşünceye oy veren okurlarımız, o dönem filmlerde oynayan sanatçılarımızı oldukça ağır bir durumla itham ediyorlar: “Yeşilçam onlar yüzünden bittti.”

Gerçekten Yeşilçam o filmler ve o filmlerde oynayan sanatçılarımız yüzünden mi bitti.

Yakın zamanda, bu kez de Üçüncü Adam’ın 15.000 kişilik İnstagram hesabından “Sizce Yeşilçam’ın bitmesinin sebepleri nelerdir?” başlıklı bir anket düzenledim. Ankete yapılan 100’e yakın yorumun tamamını sizlerle paylaşıyorum. Gerçekten kayda değer çok analiz var, bu nedenle satır satır okumanızı isterim. Vakit ayırıp yorum yazan herkese bir kez daha çok teşekkürler;

cenk_inan_ Saçma sapan filmlerin yapılması. Eşkıya’dan beri güzel film izlemedim, yapılan filmler kötü kopyalar!

kurtulanemre Şimdiki oyuncuların sadece para para para demesi…

fatihbilen01 Hep aynı senaryolar ama değişik aktörler. Artı video film döneminin başlaması ve Yeşilçam’ın ağır toplarının yavaş yavaş yaşlanması. Ama en önemli etken siyasi karışıklık ve devrim sonrası sansürlerin çoğu filmin etkisini azaltması.

sametayc Televizyon kullanımının yaygınlaşması, 80 darbesiyle birlikte bazı konuların sinemada işlenememesi vs.

huseyin.yamac.3 80’li yıllardan sonraki sinema kuşağı oyuncu-senarist ve yönetmenlerin 80’li yıllar öncesi sinema kuşakla dalga geçercesine film çevirmeleri etkilemiştir. Tabii ki onlar da kendi ayaklarına kurşun sıkmıştır.

kaderyavuzgoker Tv’lerin her eve girmesi.

sirinbaba99 3. adamlara değer verilmeyişi. Üç etken var; 1- Yapımcı, 2- Star, 3-Emekçi. Kaymağını yapımcı yiyor, bol kepçesini star yiyor, kırıntılarıyla emekçiler aç kalıyor… Tabii ki 3. adamın ahı, çöküşü getiriyor. Tabii ki herkes kaymak peşinde koştuğu için günlük yaşıyor… Eğitmeye eğitilmeye vakit kalmıyor.

sedatdemir_10 80’lerde sinemanın bitmesinin bence en büyük nedeni askeri darbedir. Kısıtlı ve zor imkanlarda süregelen Yeşilçam darbeden oldukça etkilenmiş ve video filmlerle ayakta durmaya çalışmıştır. Video filmlerin geneline bakılınca da usta oyuncuların figüran gibi oynaması üzücüdür. Kalite iyice aşağıdadır bu filmlerde. Ayrıca 70’lerde sıcacık aile filmlerini gördüğümüz Yeşilçam 80’lerde arabesk filmlerin bolca çekildiği döneme girmiştir.

mdtydmr Yeni çekim tekniklerinin takip edilmemesi ve Batı özentisi filmlerin çekilmesi olabilir.

emrahkaradar Hızlı tüketim, kapitalizm.

davutkoc Perihan abla, Uzaylı Zekiye, Bizimkiler gibi dizi yapımlarının başlamasıyla dizilerden sinemaya göre daha çok para kazanılmasının anlaşılması ve dizi çalışmasının devam ettikçe kanaldan haftalık ücret alınmasının daha cazip gelmesi de olabilir.

okancinko İzler kitle artık Selvi Boylum Al Yazmalım gibi filmlere ağlamak yerine; Dallas dizisindeki entrikaları, Amerikanvari hayatı takip etmek istedi. Bunda bir de oluşan yeni kuşağın da etkisi vardı. Artık Kadir Savun’lar, Erol Taş’ların yerini yabancı dizi oyuncuları aldı. Televizyon da günlük hayata iyiden iyiye girmeye başlamıştı zaten. Tam o yıllarda darbe, Özal dönemi politikaları vs. derken filmler ne aranan senaryoda oldu, ne de istenen bütçeler yakalanabildi. Tüm bunların sonucunda ‘Yeşilçam’ da maalesef yavaş yavaş bitti. Sex filmlerinin Yeşilçam’ı bitirdiğini düşünmüyorum. Çünkü o filmler de izleyicide karşılığını buldu. Sex filmleri Yeşilçam’da sadece bir dönemdi ve o dönem de bitti zaten. Bu konuları, “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” filmi çok güzel bir biçimde işlemiş.

ozanphh Modern sinema tekniklerinin takip edilememesi, toplumsal gerçeklikten uzaklaşılarak güzellik algısı ile oyun ve oyuncu seçimleri, Yılmaz Erdoğan hariç, yapılması. Seti, senaryoyu ve ekibi, profesyonellik adı altında, sahiplenilmenin yavaşça bırakılarak duygusuz ve istençsiz oynama psikolojisi.

selcuk_uzuneser Eski çamlar bardak oldu derler ya, Yeşilçam da o arada kaynadı işte. Şimdi popçular topçular hepsi dizilerde bilmem nelerde her gün aynı yüzleri görür olduk. Esas değeri hak eden insanlara, hak ettikleri değeri veremedik. Sonrasında mecbur kaldık; soytarılara, şaklabanlara.

can_pacaci Bence birileri bitirdi. (Arabesk müzik gibi)

emrahsevdaabaci Bence sadece senaryolara ya da 80 darbesine bağlamak biraz yüzeysel olur. Yeşilçam’da sektör şahısların elindeydi ve devlet eli pek yoktu. O yüzden film şirketleri yapımcılar yönetmenler oyuncuları cüzi miktar karşılığında çalıştırıp istedikleri gibi sektörü yönetiyorlardı. Yani bir sosyal güvenceleri yoktu. Hulusi Kentmen’in dediği gibi; İşin acı tarafı fabrikatör zengin babacan bir adamı oynayıp eve otobüsle dönüyordu. Yeşilçam’da yıllık 300 film çekiliyordu ve halk sinemaya akın ediyordu ve bu gişe hasılatı Yeşilçam’a geliyor ve Yeşilçam kendi kendini idare ediyor, kendi yıldızlarını çıkarıyordu ama zamanla özel kanallar açıldı ve halk sinemaya gitmez oldu ve Yeşilçam çatırdamaya başladı. Ayhan Işık 1950’lerde Amerika’ya gidip onların nasıl çalıştıklarını sistemlerini bizzat görmüş incelemiş ve ülkemize de bunu getirmeye çalışmıştı ama tek kalınca başarılı olamadı. Yani Yeşilçam sadece şirketler ve şahıslar elinde olunca temeli zayıftı. Devlet desteğini alıp kurumsallaşsaydı ve Amerika’daki gibi sadece şahıslar elinde değil de devlet eliyle de idare edilen bir sanayi haline gelseydi bitmezdi diye düşünüyorum.

mustafadal816 Kurumsallaşamamak, marka olamamak.

namikkirbasli Amerikan filmleri.

receptamerakbulut61 Kalitesiz yapımlar.

yilmaz.suslu Bence rahmetli Erol Taş’ın deyimiyle “Erotizm”‘in sinemaya gelişi Yeşilçam sinemasına darbeyi vurmuştur. Çünkü halka açık sinemalara giden kendini bilen izleyici, bu tarzın girişiyle sinemaya gitmemeye başladı ve yavaş yavaş Türk sinemasından kaçış başlamış oldu.

emrroly Sanatçılarımıza sahip çıkılmaması, kurumsallaşamamak.

sukruulucan 1930’la 1950 yılları arasında Türk sineması Ermeni kökenli yurttaşlarımız ve tiyatro kökenli sanatçılarımızla sürdürüldü. Ancak 1960’larda popüler ve gelir getiren bir kültüre dönünce ilgi arttı. Ayhan Işık’la beraber star dönemi başladı. İşte aslında tam bu dönem sinemadan kazanılan para kurumsallaşmaya ve yatırıma dönüştürülebilirdi. Sinema akademileri açılıp oyuncu ve teknik kadrolar yetiştirilebilirdi. Büyük film stüdyoları kurulabilirdi. Ama ne yapıldı. Önüne gelen yapımcı, yönetmen, oyuncu oldu. Her zaman yaptığımız gibi bir yağma düzeni kurduk. Mevcut yarım yamalak sistem de çöktü. Sektör bağışıklığını tamamen yitirdi. Tv’lerin evlere girmesi de, kalitesiz yapımlarla aldatılan sinema seyircisini küstürdü. Yani tıpkı sanayi devrimini kaçırdığını gibi bu dönemi de kaçırdı. Nasıl iyi bir araba için dışarıya mahkumsak iyi filmler için de dışarıya mahkum kaldık. Konu çok uzun ama kısaca böyle. Bütün Yeşilçam emekçilerine içten saygılarımla, bizi her şeye rağmen mutlu ettikleri için.

qassimow Para.

cocopop1212 Bence televizyonun yaygınlaşması ve Amerikan filmlerinin daha cazip gelmesi.

cnrkara_ Çok saçma, ezik ve birebir imitasyon filmlerle endüstriyelleştirmiş olması.

dincbasserdar Sendikalaşma olmaması ve eski nesil yapımcıların teknolojiye yenik düşmesi.

seher_altuntas_ Eski artistler yok. Tek nedeni samimiyet yok.

canozukirmizi Oyuncu yok. Mankenlerden oyuncu yapmaya çalışıyoruz. Nerede Tarık Akan, nerede Kemal Sunal, nerede Filiz Akın, nerede Cüneyt Arkın, Hulusi Kentmen vs. Şimdilerde bak bir de…

ozay.ayhan En büyük sebebi Tv’lerin evlere girmesiyle sinemacılık bitmiştir.

freelinden Serbest piyasa ekonomisine geçişte kontrol altına alınamayan yüksek faiz. Filmden gelecek kâr, mevduat ve diğer araçların (örn; bankerler) getirisinden düşük olunca, film yapımcıları paralarını riske atmak istememiş olabilir.

ismaildogan5 En büyük sebep bence zaman ve Yeşilçam’ı devam ettirecek yetenekli doğal ve halkın seveceği oyuncuların hızla azalması…

ulasulker Tabii ki 80 darbesi…

yilmaz-serif

harun_gundz Erotik filmler.

cagribayy Kaliteli oyuncuların yaşlanması… Ticari kaygılar… Endüstriyel platform… Reklam… Sponsor ve popüler kültürün yavaş yavaş empoze edilişi.

sinan_sinan36 Televizyon.

samoli87 Yeşilçam’la ve sinemayla alakası olmayanlar piyasaya girmeye çalıştı para için. Yavaş yavaş sinema öldü o yüzden.

aysegultpl01 Teknoloji.

kcserkanacar Eski oyuncuların kalmaması ve o çok güzel Yeşilçam karakterlerinin bir daha olmaması. Bir de o büyük senarist ve yönetmenlerinin olmaması. Keşke halen olsaydı Yeşilçam.

omeralayfb 70’lerin sonunda erotizm filmler çekilmesi.

hrn.polat12 Oyuncuların sanattan çok paraya önem vermeleri ve 1 filmle ünlü olmaları. Maalesef o karakterler bir daha gelmez.

seventyzzzz Erotik filmler mesela.

solofurky Sadri Alışık, İzzet Günay, Hulusi Kentmen ve Cüneyt Arkın gibi gerçek sanatçılara 80’li yıllarda iyi işler gelmedi. Ortalık arabesk filmleriyle doldu taştı. Bunun sorumlusu TRT’dir. VHS’ten bile kötü çekim teknikleriyle Ümit Besen’e, Cengiz Kurtoğlu’na film yapıyorlar sonra da kalite bekliyorlar? TRT bu sanatçıları sansürlemese Yeşilçam bu kadar kirletilmeyecekti Unkapanı camiası tarafından. 80’li yılları Kemal Sunal sırtladı sinemada. Az buçuk Şener Şen bir şeyler yapmaya çalıştı. Anayurt Oteli, Uçurtmayı Vurmasınlar gibi tek tük güzel işler oldu. Eşkıya, Her Şey Çok Güzel Olacak, Propaganda, Kahpe Bizans, İstanbul Kanatlarımın Altında gibi efsane 5 film ile Yeşilçam bitti güzel işlerin yeniden başladığı yeni bir Türk Sineması doğdu. Yeşilçam 1994’te bitti derler. En azından güzel bitti. O yılın en güzel filmi Yengeç Sepeti’ydi. Sadri Alışık ve Mehmet Aslantuğ sayesinde 1914’te başlayan ve 1994’te biten ve kötüye doğru ilerleyen Yeşilçam çok iyi bir filmle noktalandı. Sadri Baba’yı da 1995’te kaybettik zaten.

kara_cellat_irfan_atasoy Seksenli yıllarda videonun çıkması Yeşilçam’ı bitirdi.

isilyilmaz Yeni teknolojiye ayak uyduramamak.

berkayg16 Yaratıcı olamayan senaryo, yerli görüntü yönetmeninin az olması.

necmettin5375 Kurumlaşması gerekti. Bir de kuşak kuşak değişim. Batılılaşma. İyi olmayan senaryo. Bir de maddi imkansızlıklar.

ozkankurucay_ Kemal Sunal, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Münir Özkul vs.

kenankoca773 Bitmese bile şimdikilerle olmaz zaten bu iş. Çekimler hep zenginlik anlatıyor. Nerde bir Toprak Ana, Büyük Yemin, Yanaşma, Alın Yazısı, Ezo Gelin… İzlerken ağlardı, her şey doğaldı.

ilkerabiniz Her şeyiyle kaliteli bir jenerasyondu, bitti. Özveri, yokluk, amatör ruh falan hikaye. O muhteşem jenerasyon denk geldi ve güzel eserler bıraktılar.

erol7717 Halkın abuk subuk filmleri sevmesi. Yeni hikaye ve iyi oyuncuların olmaması. Birkaç iyi film ve iyi oyuncunun takdir edilmemesi.

ugurisiktas Kaliteli oyuncuların yetişmemesi…

mithat9449 Seksenli yıllarda sinemaya, başı Aydemir Akbaş’ın çektiği nahoş filmlerin girmesi.

yasemin_kucukcingi Konuların gerçekçi işlenmemesi (Gerçek Kesit bile daha samimi, kıyafetleri olsun ev düzeni vs.). Ve Yeşilçam’daki gibi güzel kadınlar yakışıklı erkekler görememek (3-5 yıl sonra bu günümüz yüzleri unutulur fikrimce)

kadir__bgc Bence Yeşilçam bitmemiştir. Bitmiş olsaydı hala tv’de 8:30 haberlerden sonra Hababam Sınıfı veya Cüneyt Arkın, Kemal Sunal filmleri oynamazdı. Tv kanallarını açın bakalım kaç film Yeşilçam, kaçı yeni jenerasyon? Onlar ilk yaptılar. Şimdikilerse sadece taklit.

ihsanuluhanulusooy Yeşilçam’ın bitişi porno sektörüne giriş itibariyle başlamıştır…

nilufer.kaya.58 Eskisi gibi kaliteli oyuncuların olmaması, kurumsallaşmaması ve teknolojinin biraz abartılı kullanılması…

gltsry.99 Devamsızlık… Kimse artık tiyatroya önem vermiyor. Eskiden gene adam gibi adamlar vardı. Ya şimdi? Soytarıdan başka bir şey yok! Ya Aşk, Aksiyon ve Mafya dizileri.

latife.e1 Yapımcıların tekeli. Hatta bu konuda Metin Erksan, Sevmek Zamanı’nı piyasaya zor şartlarda çıkarmış. Hep engel hep engel. Gerçi şimdi de durum farklı değil. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali kendi sineması yerine Hollywood’un kırmızı halı serdiği yer haline gelmiş. Üstelik 2010’dan itibaren vizyona giren yerli filmler de berbat!

kemalist1966 70’li yılların hemen başında başlayan porno yapımlar bitirdi Yeşilçam’ı.

yilmazaydinlii Memlekette sinema alanının 80 darbesinden sonra halkı uyuşturmak için bir araç olarak görülmesi, bununla beraber sinema alanının “sanat” olarak görenlerin değil “sektör” olarak görenlere teslim edilmesi bunun en büyük etmeni olarak okuyabiliriz. Ötesinde günümüze kadar sinemanın felsefesinin bilenlerinin artık neredeyse yok olması da bunun bir diğer etmenidir.

merwe.bkts O zamanların yönetmenleri yok artık. Olsaydı ve hala Yeşilçam oyuncuları oynasaydı, yine devam ederdi. O zamanların senaryo yazarı yönetmenlerinin kafasından yönetmen ve yazar kalmadığı için bitti Yeşilçam dönemi bence.

uetuek Yabancı özentisi ve sinemanın yerinde sayması. Hala oyuncak araba yakıyoruz. Korku filmi yok doğru dürüst.

brsbdnglu Yeşilçam denince akla gelen bazı isimler vardır. Bunları tek tek yazmak bile imkansız. Onların içinde bulunduğu her film güzeldi, özeldi. Ama bugün karakterler üzerinden olmasa da filmlere bakıldığında çok da kötü bir durum olmadığını düşünüyorum. Bugün Yeşilçam’ın bitmiş gibi görünmesinin sebebi toplumsal yaşantının değişmesi. O günkü gibi bir ekonomik yapı yok. Aşklar o günlerdeki gibi yaşanmıyor. Şiddet prim yapıyor mesela. Ama bitti demek haksızlık. Aklıma gelen filmlere bakin: Gönül Yarası, Filler ve Çimen, Uzak, Babam ve Oğlum, Yazı-Tura, Güle Güle, Beynelmilel, Kabadayı, Bir Zamanlar Anadolu’da, Veda, Fetih 1453, Devrim Arabaları… Daha çok vardır da aklıma gelen bunlar.

cengiztrkmn78 Milletin zekasıyla dalga geçer gibi ucuz film yaparsan, Cüneyt gibi karakter de senaryoyu umursamadan oynarsa… Şu an diziler de aynı zeka kurgu ve aklın olmadığı akşam başlayıp sabah bitiyorlar…

ayhan.yener Bence tekrara düşmesi. Şu andaki dizilerde aynı.

tanyeriserhat O araba kazaları.

serkan_yaldir Yapımcılardan tut oyunculara kadar sektörün hepsi bitişe neden oldu bence.

__konul__b_zade Her güzel şey gibi o da bitti.

iv_ecg Hollywood piyasaya girerken “biz filmci değiliz, eğlence üretiyoruz” diyerek girdi. Yeşilçam vizyonunu dar tuttu. Dönemin film yapma teknikleri geride kalınca da silindi gitti.

_sinan_bulut_ Teknoloji.

deliogluomer En büyük etken teknoloji, insanların hazıra alışması, bu işi yıllarca yapanları kenara itip yeni yüzlere yer verilmesi, sinema düşüncesinin komediye çekilmesi ve sinemanın olmazsa olmazı illa bir öpüş sahnesi ve içinde aşk olması olmuş. Ama bu işi gerçek, canı gönülden yapan iyi insanlar iyi atlarına binip gittiler.

rcpozlyn 12 Eylül darbesi her şeyi olduğu gibi sinemayı da vurdu ve bir daha da toparlanamadı.

nasanimikantare Vizyoner yapımcıların, yönetmenlerin, iyi rol kesen aktörlerin azalması, gündemi takip edememe, yeni türleri bilim kurgu dışlama sahiplenmeme.

kuruakman Bence 60, 70 ve 80’lerden sonra zaten değerli sanatçılarımız belli yaşlara geldiler. Yönetmenler yeni yüzler arayışında olabilir ve yeni oyuncular da pek uzun süreli olamadılar. Yeşilçam’daki oyuncuların bazıları bazı film ve dizilerde rol aldılar ama onlar da belli zamandan sonra devam edemediler bir şekilde. Onlar da kabuklarına çekildi diyebilirim. Şu var ki Yeşilçam filmleri hiçbir zaman son bulmadı. Hala çok seviliyor izleniyor. Onların yerini dolduracak kimseler olamadı.

selahaddinaydogan TV dizileri.

ramazan.gonenc Yeni yapımcılardan ziyade gelecek kuşak yetişmedi. Yani 1990’dan sonra 1. sınıf yönetmen ve yapımcılar başrolde oynatacak jön bulamadı. Senaryo illaki yazılırdı. Mesela 1986’da saygı ve rahmetle andığımız Natuk Baytan ve ekibi bunun en büyük örneğidir.

Gültekin Abi Tanıtım Lobi

Cevapların büyük kısmı öylesine zengin ki, daha çok izleyiciye sormak, daha çok onlarla konuşmak, insanların zihinlerinde kalan Yeşilçam’ı daha çok öğrenmek gerekli. Bu doğrultuda daha çok anket ve soruşturma yapmaya çalışacağımı belirteyim. Cevaplardan da görüldüğü üzere cevaplar çok çeşitli ama ortak bir cevap var tüm yorumlarda: Herkes üzgün. Yeşilçam’ın bitmesi, ailemizden birinin evi terketmesi gibi olmuş sanki. İzleyicilerimiz çoğu kez perdede gördükleri karakterleri evlerine, sofralarına, sokaklarına konuk etmişler çünkü. Filmler, bizimle birlikte yaşamış, büyümüş, hastalanmış ve ölmüş…

Temel meselemize tekrar dönecek olursak: Peki ben Erotik Filmler dönemini niye önemsiyorum? Neden böyle bir oylamaya ihtiyaç duydum?

Bildiğiniz üzere Yeşilçam döneminin karakter oyuncuları üzerine bir site Üçüncü Adam ve birçok anlamda kaynak görevi görmekte. Özellikle karakter oyuncularının görselleri üzerine oldukça geniş bir arşive sahip. Bu arşivin en temel kaynağı ne biliyor musunuz? Erotik filmlerin lobi kartları… Baş kadın ve erkek oyuncuların oynamayı reddettiği bu filmlerde kimler oynadı? Karakter oyuncularımız. Dönemin birçok kötü adamı, karakter oyuncusu, kavgacı karakter oyuncusu ve hatta figüranları dahi bu dönemde yapılan filmlerle mesleki olarak sınıf atladılar. Karakter oyuncusu iken jön, figüranken karakter oyuncusu, kavgacı iken baş kötü adam oldular. Birçok filmin bar-pavyon sahnelerinde figüranlık yapmış kadın oyuncular, bu filmler ile baş kadın rolleri oynadılar. Ve doğal olarak da bu filmlerin lobi kartlarında ve afişlerinde adları büyük harflerle yazıldı ve ilk kez en güzel pozları ile boy gösterdiler. İşte görmekte olduğunuz birçok fotoğraf, “Nereden buluyorsun bu kadar net fotoğraflarını?” sorularınızın cevabı bu: Erotik Film Furyası…

Evet, anket sonuçlarını önemsediğim ve uzun süredir düşündüğüm araştırmaları gerçekleştirmek için, Üçüncü Adam’da artık Erotik Film Dönemi’ne yer vermeye karar verdim. Bu dönemle ilgili fotoğraf ve bilgilere hem sitenin üst kısmındaki sayfa sekmesinden, hem de sağ tarafındaki katagori kısmından ulaşabileceksiniz.

Ayrıca anket sonucunu, kardeş sitemiz Sinematik Yeşilçam’la da paylaştım. Onlar bizden çok önce bahsi geçen dönemle ilgili paylaşımlar yapmaktalardı ama sanırım bu denli kapsamlı bir anket, onların da dönemi ele almalarında önemli bir belge niteliği taşıyacaktır.

Anketle ilgili Sinematik Yeşilçam’dan Utku Uluer’in analizlerini www.sinematikyesilcam.com sitesinden okuyabilirsiniz.

Yazıya hemen ulaşmak için tıklayınız.

Yeni çalışmalarım yakın zamanda sizlerle olacak.

Sevgiler.

.::Yüzlerce Yeşilçam Film Fragmanı Üçüncü Adam Arşivinde!::.

Sevgili dostlar, yanlış duymadınız! 🙂

300’e yakın Yeşilçam filminin fragmanı artık Üçüncü Adam arşivinde. İçlerinde neler yok neler…

Gülen Gözler‘den, Dikenli Yol‘a, Cüneyt Arkın’ın kült filmi Ölüm Savaşçısı‘ndan, Müjde Ar’ın Teyzem filmine kadar birçok önemli ve zor bulunur filmin fragmanı artık koruma altında.

Peki bu fragmanlardan niçin heyecanlanmalıyız? Fragman demek, çekilen filmden sahnelerin yer aldığı kısa bir tanıtım videosu değil mi? Neredeyse tüm filmlere de artık ulaşabiliyorken, bu fragmanları önemli kılan ne?

Yeşilçam’a dair birçok belge, fotoğraf, film ve afişin yanı sıra, mesleğimden kaynaklı da ayrıca ilgi alanım olan eski film senaryoları ile ilgili geniş bir arşive sahibim. Üstelik bahsi geçen bu senaryoların büyük bölümü sette kullanılan ve üzerine onlarca not alınmış senaryolar. Bu notlar üzerine yaptığım incelemelerde hep rastladığım durum, sahnelerin başında el yazısı ile şöyle notlar alınması:

Tekrar 1: Yumruk açık geçti.

Tekrar 2: FRG olur.

Tekrar 3: İyi.

Bu bahsi geçen 2. Tekrar’daki “FRG olur”un açılımı “Fragman Olur” demek. Yani Yeşilçam film fragmanlarında gördüğümüz plan ve sahnelerin büyük bir bölümü, filmde kullanılmayan eksik, hatalı ya da farklı oynanmış/çekilmiş parçalardan oluşmakta. Bu da demek oluyor ki, aşağıda gördüğünüz kutuların içinde, daha önce hiçbir yerde görmediğiniz ve göremeyeceğiniz binlerce film karesi, binlerce yüz, binlerce poz mevcut…

Bu kutulara saklı kareleri her fırsatta tarayıp, bilgisayar ortamında temizleyip sizlerle paylaşmayı planlamaktayım. Hatta imkan bulursam, çok özellerini telesine yaptırıp (yani dijital video haline getirip) paylaşacağım sizlerle. Gelişmeler için takipte kalın.

Yoğun ilginize sonsuz teşekkürler.

Sevgiler.

.::Yeliz Ergün, Babası Atilla Ergün’ü Anlatıyor: “Babam Atatürk’ü Oynamayı Çok İsterdi!”::.

Merhabalar sevgili dostlar,

Bu yılın başlarında değerli sanatçımız Atilla Ergün’ün kızı Yeliz Ergün ile babası üzerine kısa ama oldukça doyurucu bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Festivaller, işler derken ancak vakit bulabildim ve düzenledim. Şimdi sizlerle.

Keyifli okumalar dilerim.

Yeliz Hanım’a da içtenliği ve vakit ayırdığı için çok teşekkür ederim.

__________________________________________________

Çocukluk yıllarınızdan kısaca bahseder misiniz? Babanız Atilla Ergün ile ilişkiniz nasıldı?

Babamla ilişkilerim çok iyiydi. Çok sevgi dolu bir babaydı. Bir de ruhumuz çok uyuyordu. Yani aynı evlada geçmiş durumdaydı. O yüzden iyi bir ilişki yürüttük, tabii daha muhafazakar bir babaydı. Diğer arkadaşlarımın babalarına göre. Herhalde o çalışma ortamlarından gördüklerinden kaynaklanıyordu.

Babanızın sinema kariyeri öncesinde herhangi bir mesleği var mıydı ve sinema kariyeri nasıl başladı?

Babamın daha önce bir mesleği yoktu, zaten Ankara Devlet Tiyatrosu‘ndan mezun, tiyatro oyuncusuydu. Daha sonra bir teklifle sinemaya başlayarak orada devam etti. İlk filmi Sevim Tuna‘yla “Kocamdan Ayıramazsın” filmiydi, hatta Sevim Hanım anlatırdı; Filmi bitirmiş ve kocasından ayrılmış. Adıyla pek bağdaşmayan bir süreç olmuş.

Sinemada ne tür zorluklarla karşılaştı? Bu zorlukları sizlerle paylaştı mı?

Sinemada şöyle zorluklarla karşılaşılırdı; İlk zamanlar her şey iyiydi yetmişli yıllarda ama daha sonra bütün sanatçıların o seks filmi furyası denen dönemlerde başka işler yapmaya mecbur kaldılar. Sinema piyasası durdu. O süreçte bizim farklı gelirlerimiz devam etti ve başka bir sektöre geçmedi babam. O dönemi atlattık. Daha sonra zaten dizilerle birlikte renklendi. İşler açıldı. Sinemada karşılaşılan zorluklar tabii ki şu anda setlerde de aynı sorunlar var. Uzun çalışma saatleri O zaman tabi, çekler var, bonolar var, ödenmeyen paralar, şimdi de herkesin yaşadığı… Tabi dönem şartlarında tüm filmi bir anda bitirmek gerekiyor, geri dön çek filmi durumu olmadığı için. Daha hızlı hareket etmek zorunda kalıyorlardı ve yanlış yapmamak zorunda kalıyorlardı bildiğim kadarıyla.

Çalışma disiplini açısından babanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Oynadığı filmler üzerine detaylı çalışıyor muydu yoksa her şey sette başlayıp sette mi bitiyordu?

Zaten o, Ankara Devlet Konservatuarı’nın verdiği büyük oyunculuk eğitiminden sonra hazırlanma süreci daha kısa oluyordu. Öncesinde, tabii ki çalışıp role girmeye çalışıp daha sonra eve geldiğinde evde bitiyordu set. Yani hazırlık vardı ama setten eve gelip bana bir şey anlattığını hiç tutturamam. Sanıyorum ki set hayatını pek sevmiyordu. Pek de sevilecek bir yanı yoktu. Biliyorsunuz kıskançlıklar… Statü farklılıkları uygulanan tüm davranışlar falan… Bazı sanatçılarda çok farklı oluyor da çok ünlü olmasına rağmen çok efendi bulduğu sanatçılar da vardı mesela. Bunun başında İbrahim Tatlıses geliyordu. Sinemadan olmamasına rağmen… Babam zaten çok özel şarkı sözleri yazardı ama kimse vermezdi. Çok güzel şiir yazardı, çok iyi bir ozandı. İlk kez bir eserine kıyıp İbrahim Tatlıses’e verdi ve hit oldu. Bülent Ersoy, Semiha Yankı, Azer Bülbül ve Adnan Şenses okudu. Ama İbrahim Tatlıses’te en çok duyuldu. “Hesabım Var” şarkısı. Bir de Coşkun Sabah‘a “Adını Yoldaki Taşlara Yazdım”ı vermişti. Coşkun Bey’i de çok severdi.

*Şarkıları yazının sonunda dinleyebilirsiniz.

Yüzlerce filmde oynamış olan babanızın “keşke oynasaydım” ya da “keşke oynamasaydım” dediği filmler var mıydı?

Babamın oynamak istemediği bir filmi olduğunu düşünmüyorum ama Atatürk‘ün hayatında, Atatürk’ü oynamayı çok isterdi. Çok iyi bir Atatürkçü’ydü çünkü…

Sitemiz sinemamızın Üçüncü Adam’ları, emektarları üzerine bir site. Bizler çalışmalarımızda sıklıkla, onların hak ettikleri değeri göremediklerinden bahsediyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Valla yani ben böyle düşünmüyorum. Bütün sinema emekçileri daha önce düzgün yaşıyorlarsa, o düzgün hayatları devam ediyor. Ama işin içine tembellik, işin içinde alkol, işin içine şahsi çekememezlikler girdiği zaman kaçınılmaz son geliyor ve bunu meslek olarak yapmak için hakkaten insan ilişkilerinizin çok iyi olması ve en azından çok ciddi bir yeteneğinizin olması gerekiyor.

Babanızla diğer oyuncuların ilişkileri nasıldı?

Babamın en iyi arkadaşı Tanju Korel‘di. Bergüzar Korel ve Zeynep Korel‘in babası biliyorsunuz. Onun ardından ailecek görüşürdük; Erol Taş. Yine Yıldırım Gencer‘i çok severdi, Eşref KolçakHayati HamzaoğluKadir Savun…  Evet, en kıymetlileri aklıma gelenler bu isimler  ama hani Tanju Korel “ahretlik” denir ya, ahretlikti babam için. Zeten yakın bir arayla vefat ettiler.

Babanız Atilla Ergün olarak, sinemada hayal ettiği yerde miydi?

Sinemada hayal ettiği yerde miydi; Sinema zaten hayal ettiği yerde değildi ki… Kendi adına herkes elinden geleni yapmış ve ortaya hala keyifle izlenen filmler çıkmış, Kemal Sunal filmleri, Cüneyt Arkın filmleri babamın yoğun olduğu filmler. Yönetmen Natuk Baytan’la arası çok iyiydi. Eşi de benim ikinci annem gibiydi.

Sinemada şöyle: Dizilerin çok daha arttığı zamanlarda yani. Bir on yıl daha, yani 65 70 yaşına kadar bir ömrü olsaydı, 10 yıl daha, o dizi furyasında yer almasını isterdim. O da çok isterdi eminim. İlk başta “Tetikçi Kemal” olmak üzere Mahsun Kırmızıgül‘ün tüm dizilerinde rol aldı. Öyle de gidiyordu. Son, vefat ettiğinde de Kerem Alışık‘la dizi çekimindeydi.

Son olarak babanız ile ilgili unutamadığınız birkaç anınızı bizlerle paylaşır mısınız?

Babamla ilgili unutamadığım bir anı; Onun Zeybek oynayışını hiç bir zaman unutamam… En etkili görüntü, babamdan, bu kalan aklımda…

Teşekkürler.

*İlk fotoğraf Yeliz Ergün arşivine aittir.

Atilla Ergün’ün yazdığı ve bestelenen şarkılar aşağıdan dinleyebilirsiz;