Category Archives: HABER KÖŞESİ

.::Büyük Usta Münir Özkul Hayatını Kaybetti::.

Türk sinemasının usta isimlerinden Münir Özkul, 93 yaşında, evinde vefat etti. Canlandırdığı “Mahmut Hoca” ve “Yaşar Usta” karakterleriyle Türk izleyicisinin hafızalarında yer edinen Özkul, uzun süredir rahatsızlığı nedeniyle evinde tedavi görüyordu.

Münir Özkul, uzun yıllardır KOAH ve DEMANS hastalığı ile mücadele ediyordu.

Münir Özkul kimdir?

Münir Özkul, İstanbul Erkek Lisesi mezunudur. Sanat hayatına henüz lise öğrencisiyken 1940 yılında Bakırköy Halkevi’nde tiyatro ile başladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne ve Edebiyat Fakültesi’nin sanat tarihi bölümüne devam etti. 1948’de Ses Tiyatrosu’nda sahnelenen “Aşk Köprüsü” oyunuyla profesyonel oldu. Daha sonra Muhsin Ertuğrul’un yönetimindeki Küçük Sahne’ye geçti.[1] Bu dönemde John Steinbeck’ten Fareler ve İnsanlar (1951), John Millington Synge’den Babayiğit, George Axelrod’dan Yaz Bekarı (1954), John Patrick’ten Çayhane (1955) gibi oyunlarda oynadı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nda (1958-59), Ankara Devlet Tiyatrosu’nda (1959-60) ve Istanbul Aksaray’daki Bulvar Tiyatrosu’nda arkadaşlarıyla kurduğu kendi topluluğunda (1960-62) çalıştı. 1963-67 arasında çeşitli topluluklarla turnelere çıktı; zaman zaman sahneden uzak kaldığı dönemler oldu. Sahne aldığı özel tiyatrolarda Sadri Alışık, Cahit Irgat, Nevin Akkaya ve Şükran Güngör gibi oyuncularla çalıştı.

1978’de yeniden Şehir Tiyatroları’na döndü. 1983-84’te, daha önce kendi topluluğunda (1961) sahneye konan ve büyük ilgi gören, Jean Anouilh’in “Generalin Aşkı” oyunuyla Dormen Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. 1980’lerin ortalarında Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular topluluğuna katıldı, aralarında “İstanbul’u Satıyorum”un da yer aldığı dört oyunda rol aldıktan sonra sahnelere veda etti.

Özkul 1968’de Altan Karındaş topluluğunda oynanan Sadık Şendil’in Kanlı Nigar oyunundaki rolüyle İlhan İskender Armağanı’nı kazandı. Gene bu başarısı üzerine İsmail Dümbüllü, Kel Hasan’dan devraldığı 50 yıllık simgesel kavuğu Özkul’a verdi (Özkul bu kavuğu 1989’da Ferhan Şensoy’a devretti.). Daha önce de oynadığı Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1978) oyunundaki rolüyle Avni Dilligil (1978), Ulvi Uraz (1979), İsmet Küntay (1979) ve İsmail Dümbüllü (1980) ödüllerini kazandı.

Özkul 1950’lerden itibaren sinemada da rol almaya başlamıştır. İlk dönem filmlerinden dikkat çekenleri Edi ile Büdü, Balıkçı Güzeli ve Kalbimin Şarkısı’dır. 1965’ten sonra sinemadaki karakter rolleriyle övgü toplayan Özkul, özellikle 1970’li yıllarda, kalabalık kadrolu ve genellikle Ertem Eğilmez’in yönettiği filmlerde önemli roller aldı. En bilinen rollerinden biri onunla özdeşleşen Hababam Sınıfı serisindeki Özel Çamlıca Lisesi’nin tatlı sert müdür yardımcısı Kel Mahmut tiplemesi oldu. Özkul’un kadrosunda yer aldığı bu dönemde çekilen kalabalık kadrolu aile filmlerinden bazıları Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler, Gırgıriye ve Görgüsüzler olarak sayılabilir. Bu filmlerin büyük kısmında Adile Naşit’le beraber, Türk sinemasının unutulmaz ikililerinden birini oluşturmuştur. 1980 sonrası ise dönemin akımı olan video için çekilen pek çok filmde rol almıştır.

Kariyeri boyunca 200’den fazla filmde rol alan Özkul, Sev Kardeşim filmindeki oyunuyla 1972 Altın Portakal Film Festivali’nde “en iyi erkek oyuncu” ödülünü kazandı. “Bizim Aile” filminde canlandirdigi “Yaşar Usta” rolüyle de 1977 Azerbaycan Film Festivali’nde özel ödül kazandı. “Süt Kardeşler” filminde yönetmen yardımcılığı da yapmıştır.

Tarık Buğra’nın romanından televizyona aktarılan ve Naşit Özcan’ın yaşam öyküsünden bir kesiti canlandıran “İbiş’in Rüyası”nda canlandırdığı İbiş karakteri de unutulmazlar arasındadır. Televizyon dizilerinin yaygınlaşmaya başladığı 90’lı yıllarda dizi oyunculuğundan uzak dursa da Uzaylı Zekiye, Ana Kuzusu ve Şaban ile Şirin gibi dizilerde rol aldı. Son olarak 2000’li yılların başında, Hamdi Alkan’ın canlandırdığı “Yarmagül” karakterinin dedesini oynadığı Reyting Hamdi televizyon programında kamera karşısına geçti.

1980’de yapılan bir jübileyle 40’ıncı sanat yılı, 1996 yılında da Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen gecede 55’inci sanat yılı kutlandı. 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Münir Özkul’a “devlet sanatçısı” ünvânı verildi.

Özkul dört kez evlendi ve üç çocuğu oldu.[1] İlk eşi Şadan, ikinci eşi Suna Selen, üçüncü eşi Yaşar ve son eşi 1986’da evlendiği Umman Özkul’dur. Oyuncu ve sunucu Güner Özkul’un babasıdır. Güner Özkul’a göre babası “evlilikten korkmazdı ama boşanamamaktan korkardı”.

Hayatının önemli bir kısmını alkolle savaşarak geçiren Özkul, 1990’lı yılların ortasında alkolü tamamen bıraktı.

Demans hastalığı ile yaşayan Özkul, 2003 yılından bu yana evinden dışarıya çıkmak ve kimseyle görüşmek istememektedir. Hastalığı yüzünden geçmişe dair birçok şeyi hatırlayamamakta ve ölen arkadaşlarının yaşadıklarını sanmaktadır.

*http://www.hurriyet.com.tr

Reklamlar

.::Efsane Karakter “Tarkan” Geri Dönüyor!::.

İlk olarak 1967 yılında Hürriyet gazetesinde yayınlanmaya başlayan, bir süre ara verildikten sonra 1970’li yıllarda yeniden yayınına devam edilen etmiş Sezgin Burak’ın ölümsüz eseri Tarkan geri dönüyor!
1978 yılında hayata gözlerini yuman Sezgin Burak, Türk sinemasında klasikleşen Ağrı Dağı Efsanesi ve Tarkan gibi filmleri resimleyerek Hürriyet gazetesinde yayınlamıştı. Sezgin Burak’ın yarattığı karakterler yıllarca Türk okurları tarafından ilgiyle takip edilmişti. Tarkan filmi uzun yıllar seri halde Türk sinemasında yayınlanmış ve büyük ilgi görmüştü.
Sezgin Burak’ın yarattığı unutulmaz karakterlerden bazıları şöyle; 1964 yılında Bizimkiler (Hüdaverdi) adlı sevilen bant karikatür tipi, İtalya’da El-Cougar isimli western (kovboy) kahramanını, İtalyan bir ressamla beraber Kolosso adlı bir çizgi kahramanı ve Tarkan, Çoban Çantası, İnce Memed ve Ağrı Dağı Efsanesi romanlarının resimlenerek Hürriyet gazetesinde yayınlanması…
Sezgin Burak’ın oğlu Tan Burak, babasının ünlü çizgi roman karakteri Tarkan’ı yeniden yayınlamak üzere harekete geçti. Tarkan’ın hangi tarihten itibaren hangi maceralarının yayınlanması gerektiğini Tarkan dostlarına soran Tan Burak, tarkan.com.tr isimli site de okuyucuları için anket düzenledi.
“TARKAN’ın maceralarını yeniden yayınlamak için yola çıkmak üzereyiz. Hedefimize ulaşmak için sizlerden gelecek istek ve öneriler bizim için önemlidir” diyen Tan Burak’ın “yayın projesinin detayları netleştiğinde seçilen yayın formatı, başlama tarihi ve periyodu hakkında okuyucuya bilgi verileceğini” belirtiyor.
Biz de Üçüncü Adam olarak, Tarkan dostlarına seslenmek istiyoruz.; Tarkan dostları, http://www.tarkan.com.tr isimli web siteyi ziyaret ederek ankete katılsınlar. Bu çok önemli. Çünkü Tarkan’ın hangi formatta yayınlanacağı ve pek çok konu bu ankete bağlı. Eğer Tarkan’ın seviyorsanız ve yayınlanmasını istiyorsanız ankete katılarak görüşlerinizi belirtiniz.

Resim kaynağı: http://www.tarkan.com.tr

.::Değerli Sinema Emekçisi Günay Güner Hayatını Kaybetti::.

Sinemamıza yıllarca karakter oyuncusu olarak emek vermiş, çok kıymetli sanatçımız Günay Güner‘i kaybettik.

Vefat haberi, Güner’in facebook hesabı’ndan şu cümlelerle duyuruldu:

“Canımız babamız günay Güner hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Çarşamba günü öğlen namazında Antalya’da kaldırılacaktır.”

Değerli sanatçımızı, yakın dostu, sinema sanatçısı Ekrem Gökkaya‘da şöyle anlatmış kişisel hesabında;

“Dostlar, Yeşilçamlılar, yoldaşlar…

Yeşilçam bir kozasını daha toprağa düşürdü. Sadece rol aldığı zamanlarda değil, beni sık sık çalıştığı firmalara çağıran değerli arkadaşım Günay Güner’i kaybetmişiz.

Son görüştüğümde, düzene ve patronlara hakkını helal etmediğini söylemişti telefonda….

Ne diyelim… Rahmetler dileyelim…

Güle güle git Günay Güner… Aziz emekçi kardeşim!

Sıranı savdın, hepsi o kadar. Oradakilere selam…

Buluşacağız elbet!”

Ruhu şad, mekanı cennet olsun…

 

.::Yüzlerce Yeşilçam Film Fragmanı Üçüncü Adam Arşivinde!::.

Sevgili dostlar, yanlış duymadınız! 🙂

300’e yakın Yeşilçam filminin fragmanı artık Üçüncü Adam arşivinde. İçlerinde neler yok neler…

Gülen Gözler‘den, Dikenli Yol‘a, Cüneyt Arkın’ın kült filmi Ölüm Savaşçısı‘ndan, Müjde Ar’ın Teyzem filmine kadar birçok önemli ve zor bulunur filmin fragmanı artık koruma altında.

Peki bu fragmanlardan niçin heyecanlanmalıyız? Fragman demek, çekilen filmden sahnelerin yer aldığı kısa bir tanıtım videosu değil mi? Neredeyse tüm filmlere de artık ulaşabiliyorken, bu fragmanları önemli kılan ne?

Yeşilçam’a dair birçok belge, fotoğraf, film ve afişin yanı sıra, mesleğimden kaynaklı da ayrıca ilgi alanım olan eski film senaryoları ile ilgili geniş bir arşive sahibim. Üstelik bahsi geçen bu senaryoların büyük bölümü sette kullanılan ve üzerine onlarca not alınmış senaryolar. Bu notlar üzerine yaptığım incelemelerde hep rastladığım durum, sahnelerin başında el yazısı ile şöyle notlar alınması:

Tekrar 1: Yumruk açık geçti.

Tekrar 2: FRG olur.

Tekrar 3: İyi.

Bu bahsi geçen 2. Tekrar’daki “FRG olur”un açılımı “Fragman Olur” demek. Yani Yeşilçam film fragmanlarında gördüğümüz plan ve sahnelerin büyük bir bölümü, filmde kullanılmayan eksik, hatalı ya da farklı oynanmış/çekilmiş parçalardan oluşmakta. Bu da demek oluyor ki, aşağıda gördüğünüz kutuların içinde, daha önce hiçbir yerde görmediğiniz ve göremeyeceğiniz binlerce film karesi, binlerce yüz, binlerce poz mevcut…

Bu kutulara saklı kareleri her fırsatta tarayıp, bilgisayar ortamında temizleyip sizlerle paylaşmayı planlamaktayım. Hatta imkan bulursam, çok özellerini telesine yaptırıp (yani dijital video haline getirip) paylaşacağım sizlerle. Gelişmeler için takipte kalın.

Yoğun ilginize sonsuz teşekkürler.

Sevgiler.

.::Emektar Görüntü Yönetmenimiz Süha Kapkı Hayatını Kaybetti::.

Yeşilçamın değerli görüntü yönetmenlerinden Süha Kapkı hayatını kaybetti. Değerli sinema emekçimizin vefat nedeni ile ilgili henüz net bir bilgi sahibi değiliz. Ayrıntılı bilgi edinirsek haberimizi güncelleyeceğiz.

Ruhu şad olsun.

.::Değerli Sinema Emekçisi Kemal Sağlam Hayatını Kaybetti::.

Emektar karakter oyuncumuz Kemal Sağlam hayatını kaybetti. Sağlam’ın vefatı ile ilgili, yapımcı ve yönetmen Bülent Pelit aşağıdakileri yazdı;

“Yazacaklarım can sıkıcı aslında, ama Deli Kemal’in ölümü ile ilgili birkaç satır karalamadan rahat edemezdim. Birazda uzun olacak, onun için okumasanız da olur. Kemal Sağlam yıllarını sinemaya vermiş bir emekçi. Behçet’in yazıhanesinde ona uygun sürekli duran bir polis kostümü vardı, filmlerin kadrolu polisiydi, çatık kaşları, sert duruşu ile çok yakışırdı polisliğe. Nasıl Orhan Çoban kadrolu garson, soy adını hatırlayamadığım adı Fahri olan ağabeyimiz kadrolu baterist ise Kemal’de polisti. Bazen setlerde çalışırdı, genelde düşük bütçeli işlerdi bunlar, aslında faydalı bir elemandı ama isminin önüne gelen deli lakabı daha yukarı çıkmasına izin vermezdi. Arada alkol sorunu yaşadığı da olurdu. Ama pırlanta gibi kalbi olan sonuna kadar güvenebileceğiniz biriydi. Tabi ki sosyal güvencesi de yoktu. Hayattaki bu belirsizlik onu biraz agresif yapmıştı, alkolle birleştiğinde agresifliği iyice açığı çıkıyordu. O zaman kaçmak gerekirdi. Bizleri çok severdi, yolsuz kaldığında imkanımız varsa karınca kararınca yardım etmeye çalışırdık ama bazen bizimde ondan farkımız olmazdı ekonomik olarak. Birkaç yıl önce Adana’ya gelmişlerdi bir iş için. Orada hastalandı, hem para yoktu, hem sosyal güvence, doktor arkadaşım Can Mustafa Eren kendi imkanları ile tedavisini yaptırdı, ilaçlarını aldı, bu gibi şeyleri düşündükçe aklıma gelir hep, cennet kimler içindir diye, hiç tanımadığı birine sadece Yeşilçam emekçisi olduğu için cani gönülden koşan insandır bana göre. Kemal ağabeyi en son üç ay önce, çok kötü başlayan bir günün öğle saatlerinde gördüm. Aylar sonra istiklal caddesindeydim, aşağı doğru yürürken hiç param yoktu, aşağıda gelen bir havaleden bankamatikten para çekmiştik Levent ile, birkaç adım sonra Kemal ile karşılaştık, baston yardımı ile yürüyordu, ağır bir ameliyat geçirdiğinden bahsetti sakat kaldım dedi, boynumuza sarıldı biz onu o da bizi gerçekten özlemişti, o bizden bir şey istemeden biraz harçlık koyduk cebine, gözleri doldu, eşini sorduk, kadın mı kalır hasta adamın yanında diye cevap verdi, beni ihmal etmeyin arada arayın dedi vedalaştık tabi daha sonra arayamadık, birkaç adım sonra başka bir Yeşilçam emekçisi ile karşılaştık onunda durumu biliyorduk, Allahtan verebilecek birkaç kuruşumuz vardı cebimizde, yok dediğimde gerçekten çok üzülüyordum çünkü. Şimdi deli Kemal öldü, artık o köşelerden çıkmayacak, öldü kurtuldu diyecek kadar acımasız bir girdaptayız aslında. Ölüm kurtuluşsa niye yaşıyoruz? Saygılarımla.”

Kemal Sağlam’ın bizzat çektiğim fotoğrafları arşivimde. İlk fırsatta yayınlayacağım. Ruhu şad olsun.

Erhan Tuncer

.::”Ağustos Böcekleri ve Karıncalar” Filminin Senaryo Kitabı Çıktı!::.

Sevgili dostlar merhabalar,

Ağustos Böcekleri ve Karıncalar‘ın senaryo kitabı çıktı! 😊

İkinci kitabım bu ve yıllardır hayalini kurduğum bir proje çünkü senaryo kitapları zor bulunur ve kıymetli kitaplardır. Yıllar geçtikçe daha da değerlenir ve ilgilisine iyi ya da kötü örnek teşkil eder. Ben, senaryo kitapları kütüphaneme bizzat yazdığım bir senaryonun kitabını eklediğim için çok mutluyum ve bu yolda bana eşlik eden @reyhan.erdgn, @hashatunns ve @hdemiray34‘a çok teşekkür ediyorum. 😊

Yolu açık, okuyucusu bol olsun! 🙏