.::Ayten Erman::.

Sosyete komşu kadın…  Zengin ama vicdanlı köşk sahibesi… Mahallenin sevimli dedikoducu kadınlarının en kıdemlisi; Ayten Erman.

Onu hep, nazikçe kullandığı ellerini kaldırıp, boynunu kıra kıra konuşması ile hatırlıyorum. Şekerpare filminde canlandırdığı “erkek düşkünü evde kalmış kadın” tiplemesi ile hafızama yer etmiş Ayten Erman’ın, filmin bir sahnesindeki “Erkek mi?… Erkek mi?” sorusunu ne zaman duysam, dakikalarca gülerim. Üzerine bir de Şener Şen’in “Erkek, erkek… Tut ucundan…” cümlesi eklenince o sahneyi izlemeye doyum olmaz. :)

Son olarak Çiçek Taksi, Tatlı Kaçıklar, Çılgın Bediş –özellikle bu dizideki Mefaret karakteri ile izleyicinin beğenisini çokça kazanmıştır- ve Cennet Mahallesi dizilerinde canlandırdığı yardımcı kadın rolleri ile ne kadar kaliteli bir karakter oyuncusu olduğunu, bir kez daha izleyiciye kanıtlamıştır. Şimdiden yorumlayan ellerinize sağlık efendim…

Selam, sevgi, saygı ve sağlıklı bir yaşam dileğiyle…
Ömrün uzun olsun Ayten Erman!

.::Tayfun Çorağan: “Hiçbir zaman istemediğim bir prodüksiyonda yer almadım. Tiyatro ve sinema dahil, oyunculuk yaşamımda pişmanlığım olmadı…”::.

Sevgili Üçüncü Adam okurları, herkese merhaba… Bu soğuk kış günlerinde size keyifli dakikalar geçirtecek, yepyeni bir kategori ile sizlerle birlikteyiz: RÖPORTAJ KÖŞESİ.

Bu kategorimizde, sinemamıza emek vermiş değerli sanatçılarımızla yapmış olduğumuz röportajlara yer vereceğiz. Bizler sizin için sorduk, onlar da tüm samimiyetleri ile cevapladılar. Röportaj teklifimizi kabul eden tüm sanatçılarımıza sonsuz birer teşekkürü borç biliriz.

İlk konuğumuz 1953 doğumlu, Üşütük (1984) filmi ile sinemaya adım atan, tiyatro kökenli oyuncu Tayfun Çorağan

Milyarder, Sevimli Hırsız, Abuk Subuk Bir Film adlı sinema filmleri ve  Bizimkiler ve Yazlıkçılar adlı dizi filmler ile izleyicinin yakından tanıdığı Tayfun Çorağan, sorularımızı sizler için yanıtladı.

1) Çocukluk yıllarınızdan kısaca bahseder misiniz? Sanata ilginiz hangi yaşlarda başladı?

Tayfun Çorağan: 1953 yılında, Ankara doğum evinde doğdum. O zamanlar doğum evinde fareler yeni doğan bebekleri yiyorlarmış. Ben yırtmışım. Beş yaşındayken Ankara Devlet Tiyatrosu‘nda “Üç Sevgili” oyununa götürüldüm. Yaşım tutmadığı için öndeki yerimizi kaybedip, torpille locaya atılmıştık. O gün mesleğimi seçtim.

2) Sinema kariyeriniz nasıl başladı? Hatırlıyorsanız, ilk set gününüzü anlatır mısınız?

Tayfun Çorağan: Ne kadar kariyerim var bilemiyorum ama Yeşilçam’da çalıştığım ilk film, İstanbul’a göçtüğümüz ilk senelerde, rahmetli Orhan Ağabeyin (Orhan Aksoy, ışıklar içinde yatsın) “Üşütük” filmidir. Sene 84, ama gününü hatırlamıyorum.

3) Çalışma disiplini açısından kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Rolü üzerine düşünen bir oyuncu muydunuz yoksa her şey sette başlayıp sette mi bitiyordu?

Tayfun Çorağan: Tiyatrocu olduğum için rolümü düşünürüm. Sette başlayıp sette biten oyunculuğa inanmam.

4) İzleyicilerimiz sizi ağırlıklı olarak Bizimkiler ve Yazlıkçılar adlı dizi filmlerden tanıyor. Lakin Milyarder, Muhsin Bey, Kiracı, Abuk Subuk Bir Film adlı filmlerde de önemli karakter rollerini başarıyla canlandırdınız. Bu filmlerle ilgili anılarınızı ve sizin için ne ifade ettiklerini anlatır mısınız?

Tayfun Çorağan: Milyarder’de :Kartal Tibet,  Muhsin Bey’de: Yavuz Turgul,  Kiracı’da:Orhan Aksoy, Abuk Subuk Bir Filmde: Şerif Gören, Asiye Nasıl Kurtulur’da: Atıf Yılmaz,  Afife Jale’de: Şahin Kaygun (ışıklar içinde yatsın) ile çalışmam, Yeşilçam adına yeterli bir anıdır sanırım.

5) “Keşke oynamasaydım” dediğiniz ve “keşke o filmde ben de oynasaydım” dediğiniz filmler var mı?

Tayfun Çorağan: Hiçbir zaman istemediğim bir prodüksiyonda yer almadım. Tiyatro ve sinema dahil, oyunculuk yaşamımda pişmanlığım olmadı…

6) Sitemiz sinemamızın Üçüncü Adam’ları, emektarları üzerine bir site. Bizler çalışmalarımızda sıklıkla, onların hak ettikleri değeri göremediklerinden bahsediyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Tayfun Çorağan: Bu Türkiye genelinde bir problem… Hiçbir sektörde emektarlar hak ettikleri değeri görmüyorlar. Bunun için örgütlenip tek ses olma zorunluluğu var… Basındaki meczup görüntüler, insan onurunu zedeliyor…

7)Unutamadığınız, sizi üzen ya da gülümseten birkaç set anınızı bizlerle paylaşır mısınız?

Tayfun Çorağan: Aslında film setleri çok yorucudur ve sevimsizdir. Filmin en güzel yanı bittikten sonra izlenmesidir bence… İlk çalıştığım Üşütük filminde bir ayakkabı boyacısını oynuyordum. Bir sahnenin çekiminde taymingimi kaçırdım ve kameraya stop dedim. O an Orhan ağabeyin suratı hala gözümün önündedir. Set karıştı tabii… Filmin metresinin fiyatını, ilk orada öğrendim. Buna rağmen Orhan ağabey en ufak kırıcı bir söz söylemedi.

8) Türk Sineması’nın dününü ve bu gününü değerlendirir misiniz? Sizce sinemamız neredeydi, şimdi nerede?

Tayfun Çorağan: Türk Sineması gittikçe iyi yerlere doğru yol almakta. Eski ve yeni çok değerli yönetmenlerimiz var. Sinemanın gelişmesinde en büyük görev, yedinci sanata vâkıf prodüksiyon şirketlerine düşmekte. Senarist ve yönetmenlerin değerlerini bulması, sağlam prodüktörlere bağlıdır. Sinemada oyunculuk, sonradan gelen bir figürdür. Asıl olan yönetmendir…

9) Tayfun Çorağan olarak, hayal ettiğiniz yerde misiniz? Sitemiz aracılığı ile bu mesleği yapmak isteyen okuyucularımıza söylemek istedikleriniz var mı?

Tayfun Çorağan: Hayal ettiğim yer tiyatrodur ama mesleğimden kopalı çok oldu… Oyunculuk akademiktir.  Öncelikle bu işin eğitimini almalarında kendileri adına onulmaz faydalar vardır. Yetenek, bilgiyle birleştiği oranda, hem oyuncuya belirli teknikler adına zaman kazandırır, hem de yeteneğini katlar…

10) Yeni dizi veya sinema filmi projeleriniz var mı? Şu an ne yapmaktasınız?

Tayfun Çorağan: Şu anda herhangi bir proje yok… Köyde zeytin topluyorum…

26.1.2012, Perşembe

Bir sonraki konuğumuz: Suna Yıldızoğlu

Sinema Sanatçısı Ünsal Emre Hayatını Kaybetti.

Sinema sanatçısı Ünsal Emre hayatını kaybetti. Ruhu şad olsun.

Haberi ilk olarak internet ortamına taşıyan Tuğrul Meteer, son olarak şu açıklamayı yaptı: Keşke doğru olmasaydı yarım saat önce oğluyla konuştum, ya pazar akşamı ya da dün öldü dedi. Yarın otopsi yapılacak herhalde. Perşembe günü öğle namazında Hasköy Kırmızı Minare camisinden kaldırılacak. Hepimizin başı sağolsun.”

Haberin detayları:  Evde tek başına yaşayan sanatçının ciğerlerinden ve böbreklerinden rahatsız olduğu belirtildi. Ünsal Emre, geçen hafta oğlu Tansel Emre ile dün doktora gitmek için randevulaştı. Dün sabah telefonlara çıkmayınca oğlu Tansel Emre hemen polisi aradı. Çilingirin açtığı eve giren Emre, babasını yatağının üzerinde otururken buldu. Emre’nin öldüğü anlaşıldı.

Sinematik’e Uygulanan Sansürü Kınıyoruz!

Türk Sineması’nın geniş üretim alanının unutulmaması, içindeki değerlerin tekrar tekrar hatırlanması için uzun yıllardır çaba sarf eden, kardeş sitemiz Sinematik Yeşilçam‘a 2011 Aralık ayından beri sansür uygulanıyor! Biz, Üçüncü Adam ekibi olarak bu duruma tepki gösteriyoruz ve sorumlu herkesi kınıyoruz! Sinemamız adına yaptıkları çalışmalardan dolayı takdir yollayacaklarına, sansür yollamayı tercih eden kurumları ŞİDDETLE KINIYORUZ!!!

Sinematik Yeşilçam’ın sitesinde yer alan sansür bildirisini okumak için tıklayınız:

http://sinematik.blogspot.com/2012/01/sitemizi-sansur-yine-vurdu.html

.::Cevat Kurtuluş::.

Zengin ailenin uşağı, evin küçük çocuğunun türlü şakalarına maruz kalan, “ııyyyyeeee” ile başlayan cümleleri ve unutulmaz gülüşü ile, en komik üçüncü adamlarımızdan biri Cevat Kurtuluş…

Kendisini son olarak Beyoğlu’nun, Taksim’in ara sokaklarında görenler, durumunun iyi olmadığından, geçinemediğinden bahsediyorlardı. İnternet ortamında gördüğüm birkaç fotoğraf ve görüntü de bunu doğruluyordu. Kendisini rahmetle anıyor, internette gezinirken rastladığım çok hoş bir görüntü ile sizleri baş başa bırakıyorum. Hazırlayan arkadaşın ellerine sağlık.

Cevat Kurtuluş ve Mimikleri:

Türk Sineması’nın “En Sevdiğiniz Komedi Filmi Serisi” Hangisidir?

Tiyatro Ve Sinema Sanatçısı Evin Esen Hayatını Kaybetti.

Sinema ve dizi oyuncusu Evin Esen geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.

Akasya Durağı, Çiçek Taksi gibi dizilerin sevilen oyuncusu 53 yaşındaydı.

Evin Esen’in ölümünü yakın arkadaşı sanatçı Nilgün Belgün, Twitter’da “Hayatımın en zor ikinci perdesini oynadim.. Akasya Durağı’nda oynayan can dostum Evin Esen’in ölüm haberini aldım iki perde arasi. Başımız sağolsun” diye duyurdu.

.::Neyin Şerefine İçiyoruz?::.


Bir süredir işlerimin yoğunluğundan Not Defteri’ne yazamıyorum. Bu süre içerisinde ekip olarak, aylık yayınlanacak bir Üçüncü Adam Dergisi projesi üzerine çalıştık ve detaylı bir arşiv düzenlemesi yaptık. Aklımda onlarca yazı, fotoğraf, anket, araştırma dururken, arşiv düzenlenmesi esnasında bir kareye rastladım. 76’da Fikret Hakan’ın yönetip, İrfan Atasoy’un başrolünü oynadığı Hamal filminden bir kareydi bu, bizim Üçüncü Adam serüvenimizi başlatan karelerden biri… Heyecanla sizler için düzenledim ve üzerine birkaç cümle yazmak istedim.

Yukarıdaki karakterlerin tümü, filmin kötü adamları. Hayrettir ki Süleyman Turan’ı da kötü –hatta kötülerin elebaşı- bir karakter olarak izliyoruz. Filmde çok rolü yok. Esas kötüler, onun haricindekiler. Bir intikam hikâyesi olan bu filme televizyonda rastlamanız neredeyse imkânsız. Filmdeki tecavüz sahneleri ve kötü adamların cezalandırılma yöntemleri yüzünden olabilir bu. Bu sahnede de şerefine kadeh kaldırdıkları durum İrfan Atasoy’un kızına tecavüz edilmesi ve bu yolla onun cezalandırılması.

Ama tabii benim bu yazıyı yazmamın sebebi filmi anlatmak değil, bu karenin çekilmesi esnasında Süleyman Turan dışındaki “keyifli kötü adamları” oynayan sinema emekçilerinin -üçüncü adamların- gerçek hayatlarında pek de keyifli olmadıkları gerçeği… Düşündüm de, acaba eşleri dostları ile kaç kez böyle bir araya gelip, akıp giden parayı düşünmeden içebildiler, yarını düşünmeden kahkahalarla gülebildiler? Elbette bir şekilde yaşıyorlardı. Belki kendilerine göre keyifliydiler ama yarını herkesten çok düşünme zorunluluklarının, yürek sıkıştıran baskısı üzerlerinden hiç gitti mi? Beyoğlu’ndaki bir kahvehanede rol beklerken yudumladıkları çaydan, yukarıdaki karedeki kadar keyif alıyorlar mıydı?

Tahmin etmek hiç de zor değil. Beş sene önce vefat eden Karga Kemal’in (Kemal İskender) Beyoğlu/Gazeteci Erol Dernek Sokak’taki cenazesinde, soldan ikinci oyuncu Tarık Şimşek (1991 yılında vefat ettiğinden) ve ortadaki Süleyman Turan haricindeki tüm emekçilerin ellerini sıkmış, kısa bir sohbet etmiştim. Ağlayıp isyan etmiyorlardı ama mağdurdular. Sönmez Yıkılmaz, eski ama eskimemiş takım elbisesinin iç cebinden bir kart çıkartıp uzatırken bana yardımcı olamayacağını biliyordu. İnanmıyordu ama kendini önemsemem adına dik duruşundan hiçbir şey kaybetmiyordu. İçlerinde Battal Gazi filmlerinden “zıpzıp” rolü ile hatırlayacağınız Necdet Kökeş’in de bulunduğu 15-20 kişilik bir gurup ile cenaze sessiz sedasız cenaze arabasına konulmuştu. Gazetelerin üçüncü sayfalarında “Karga Kemal öldü” diye ufacık bir haber verildi ve konu onlar için kapandı.
Lakin konu benim ve ekibim için kapanmadı ve asla kapanmayacak. Üçüncü Adam bu yüzden var. Bu yüzden var olmaya da devam edecek. Nereden nereye geldi yazı yahu? diye düşünmeyin. Arşivden çıkan masum bir kare, birkaç sinema emekçimizi daha anmamıza sebep oldu, fena mı?

Ruhunuz şad olsun Kemal İskender ve Tarık Şimşek…
Yazıda adı geçen ve hayatta olan emekçilerimize ise sağlıklı uzun ömürler…

Yılmaz Güney Toronto’da Anılacak.

Yılmaz Güney‘in 8 filmi Toronto Uluslararası Film Festivali TIFF tarafından “The Way Home: The Films of Turkish Master Yilmaz Güney” başlığı altında Toronto’da gösterilecek. Filmlerin gösterimi TIFF Bell Lightbox- Reitman Square’de 26 Ocak-5 Şubat tarihleri arasında yapılacak.

Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Vakfı’nca organize edilen ve bu yıl ikincisi düzenlenen Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali etkinlik kapsamında Yılmaz Güney’in yapımcı, yönetmen, senarist veya oyuncu olarak yer aldığı 1968-1982 yılları arasında çevrilen Umut, Sürü, Yol, Zavallılar, Ağıt, Seyit Han, Aç Kurtlar ve Arkadaş filmleri gösterimde olacak.

Güney’in filmleri, 15 Ocak-15 Mart 2012 tarihleri arasında yapılacak olan 2. Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Türkiye’de ve dünyanın birçok kentinde sinemaseverler ile buluşacak. Festivalin gelirlerinin önemli bölümü Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Vakfı’nın çalışmalarına aktarılacak.

44. Siyad Ödülleri Sahiplerini Buldu.

44. SİYAD Ödülleri dağıtıldı ve Nuri Bilge Ceylan’ın bol ödüllü filmi Bir Zamanlar Anadolu’da SİYAD’dan da, aralarında en iyi film, yönetim, senaryo olmak üzere 6 heykelcik kazandı.İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen gecede Perihan Savaş, Erden Kıral ve Osman Şahin’e ‘SİYAD Onur Ödülü’ verildi.

EN İYİ FİLM: Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan)
EN İYİ YÖNETİM: Nuri Bilge Ceylan (Bir Zamanlar Anadolu’da)
CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI: Nazan Kesal (Saç)
EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI: Ayberk Pekcan (Saç)
MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan, Ercan Kesal (Bir Zamanlar Anadolu’da)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU: Asiye Dinçsoy (Press)
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU : Ercan Kesal (Bir Zamanlar Anadolu’da)
EN İYİ MÜZİK: Mircan Kaya (Kar Beyaz)
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ: Gökhan Tiryaki (Bir Zamanlar Anadolu’da)
EN İYİ SANAT YÖNETİMİ: Haluk Ünlü (Dedemin İnsanları)
EN İYİ KURGU: Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan (Bir Zamanlar Anadolu’da)
AHMET ULUÇAY UMUT VEREN SANATÇI ÖDÜLÜ: Atlıkarınca´nın genç oyuncusu Zeynep Oral
EN İYİ YABANCI FİLM: Bir Ayrılık (Ashgar Faradi/İRAN)
EN İYİ BELGESEL: Ekumenopolis: Ucu Olmayan Şehir

EN İYİ KISA FİLM: Birgünbirgünbir…Evedegelmişkimseyok

*www.siyad.org