Tag Archives: yeşilçam haberleri

.::Değerli Karakter Oyuncumuz Tevfik Şen Hayatını Kaybetti::.

Sevgili dostlarım,

Az önce, değerli sanatçımız Tevfik Şen‘in sevgili kızı Arzu Şen‘den üzücü bir mesaj geldi. Sinemamızın kavgacı-karakter oyuncularından Tevfik Şen, son 6 aydır karaciğer kanseri tedavisi görüyormuş ve maalesef dün gece vefat etmiş.

Cenazesi yarın (3.10.2017) öğlen namazına müteakip Tarsus – Kalenurcu Köyü‘nden kaldırılacakmış.

Kendisini saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Üçüncü Adam

.::Değerli Sinema Sanatçısı Leyla Sayar’ı Kaybettik::.

Sözcü gazetesindeki bu haber bizleri çok üzdü. Çok değerli bir sinema sanatçımız daha sessiz sedasız aramızdan ayrılmış.

Sözcü gazetesinin haberi;

Türk sinemasının bir dönemine imzasını atan, 60’lı yıllarda fırtına gibi esen ve Yeşilçam’da ikinci Cahide Sonku gözüyle bakılan ünlü oyuncu Leyla Sayar, yalnız yaşadı, yalnız öldü.

22 Temmuz Cuma günü saat 10.07’de Amerikan Hastanesi’nde sessizce hayata veda eden Sayar’ın ölümü sanat dünyası tarafından da bilinmedi. En son rahim kanseri teşhisi konulan Leyla Sayar’ı altı ay önce SESAM (Sinema Emekçileri Meslek Birliği) Başkanı Yılmaz Atadeniz ile aktör Cengiz Güçlü, İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi’nin Nisahiye Servisi’nde Dr. Haluk Bacanakgil’e tedavi ettirmek istemişti. Ancak tedaviyi kabul etmeyen ünlü yıldız, daha sonra köşesine çekilmişti.

SESAM Başkanı Yılmaz Atadeniz, Leyla Sayar, Dr. Haluk Bacanakgil, Cengiz Güçlü

Naaşının Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildiği söylenen, yıllardır sesi soluğu çıkmayan Leyla Sayar’ın 40 yıldır yalnız yaşadığı “Ölümümden sonra Kızılay’a bağışlayacağım” dediği Nişantaşı’ndaki evine ilk kez Sözcü Pazar girmişti. İşte bir yıl önce arkadaşımız Yüksel Şengül’ün onunla yaptığı son röportaj;

Önce sinemanın masum kızıydı Leyla Sayar. Özellikle 60’lı yıllarda fırtına gibi estiği Yeşilçam’da ikinci Cahide Sonku gözüyle bakıldı ona. Sonra vamp oldu, ardından sahnelerde oryantal yaptı, derken “Kendimi Allah’a adadım” diyerek köşesine çekildi, adeta inziva hayatı yaşamaya başladı. Yıllardır sesi soluğu çıkmayan bir dönemin ünlü yıldızı Leyla Sayar’ın 40 yıldır yalnız yaşadığı “Ölümümden sonra Kızılay’ın olacak” dediği Nişantaşı’ndaki evine ilk kez Sözcü Pazar girdi. Mutfağı ve banyosu olmayan, tuvaletinin kapısı çıkarılmış, eşyasız, giysisiz, bomboş bir dairede karşıladı bizi ünlü sanatçı.

Bütün hayatı salondaki yatakta geçiyor Leyla Sayar’ın. Günde bir simit ya da poğaça yiyor, musluk suyu içiyor. Emekli maaşıyla yarı aç yarı tok yaşasa da şikayet etmiyor bir dönemin ünlü yıldızı. Tek şikayeti hastalığı. Kulakları duymuyor, hemoroid’i var, midesi iyi değil ve elbise üzerinden bile belli olan sağ karın bölgesindeki şişlik nedeniyle feci ağrılar yaşıyor. Ancak tedaviyi kabul etmiyor.

İşte, 1957’de Duvaklı Göl filmiyle sinemaya adım atan, 1963’te tam 14 film çevirerek rekor kıran, 170 filmiyle bir dönemin zirvesine çıkan Leyla Sayar’la ölümünden altı ay önce konuştuklarımız.

Bu ev size mi ait Leyla Hanım?

Bu benim elimdeki son evim. 40 yıldır bu evde yaşıyorum, bugüne kadar içeri kimseyi almadım. Ben öldükten sonra da Kızılay’ın olacak.

Diğer evlerinize ne oldu?

Beş tane evim vardı, onları fakir fukaraya, ihtiyacı olanlara bağışladım.

Peki siz rahat mısınız, geçinebiliyor musunuz?

Emekli maaşım var ama yetmiyor.

Sağlığınız ne durumda?

Sağlığım hiç iyi değil. Geçen akşam hayatımda ilk kez komşulardan, kapıcıdan yardım istedim. Ağrılarım dayanılmaz boyutlara ulaştı.

Rahatsızlığınız nedir?

Kulaklarım duymuyor, hemoroidim var ve karnım ağrıyor. Bu yüzden ağrı kesici alıyorum sürekli (Elbise üzerinden bile sağ karın bölgesindeki şişlik belli oluyor.)

Size bakan, destek olan birisi var mı?

Yalnızım, kimsem yok. Ama Allah’ım beni yalnız bırakmıyor. O hep yanımda. Geceleri benden sonra insanları aydınlatacak kitaplar yazıyorum, ibadet ediyorum.

Yalnızlık zor değil mi?

Yalnızlığı ben hep sevdim. Yeşilçam dönemimde de gece dışarı çıkmazdım. 170 film çektim, birini bile izlemedim, birinin bile galasına gitmedim.

Efsaneydiniz…

Ne efsanesi ayol, yok öyle şey. Geldi geçti o yıllar, işte buradayım. Ben şöhreti de hiç sevmedim, sevemedim. Ben Allah aşığıyım, benim asıl sevdam o. Kitaplar yazdım, elimde hazır duruyorlar. Ben ölürsem onlar Kültür Bakanlığı’na emanettir. Hala günde 5-6 saat yazıyorum. Bol bol düşünüyorum.Sabahlara kadar düşünüyorum. İnsanlar düşünürse mutlu olur. Çözüm, düşünmekte.

Bu eve neden kimse giremiyor?

Yeşilçam yıllarımda da evime kimseyi sokmazdım. Ben yalnızlığı severim. Gördüğünüz gibi evim bomboş…

Eşyanız da yok…

Bir iki elbisem var, onları kovada yıkıyorum, kalorifer petekleri üzerinde kurutuyorum. Mutfağım yok. Simit, poğaça, haşlanmış patates getiriyorlar. Param varsa, dışardan yemek istiyorum. Musluk suyu içiyorum. Ben fakirliği çok seviyorum.

Arka odanın pencere camları kırık… Kışın burada kalamazsınız…

Bir şey olmaz… Allah beni korur.

Leyla Sayar kimdir?

Annesi Çerkez, babası Selanik göçmeni olan Leyla Sayar, 1939’da İstanbul’da dünyaya geldi. Üsküdar Kız Koleji’nde okurken filmcilerin dikkatini çekti. 1950’li yıllarda Caddebostan Plaj Güzeli seçildi. 1957’de Türkiye Güzellik Yarışması’nda ikinciliği kazandı. Ardından Duvaklı Göl filmiyle sinemaya adım attı. Kısa süreliğine Muzaffer Tema ile bir ilişki yaşadı. Bir ara sahnelerde oryantal yaptı. 1974’te Erdal Kasidecioğlu ile evlendi, bir yıl sonra boşandı. Ardından kendini dine verdi, örtündü ve köşesine çekildi. 170 filmi olan Sayar’ın önemli filmlerinden bazıları şunlardı: Aşk Hırsızı, Yangın Var, Ayşecik, Gümüş Gerdanlık, Şoförün Karısı, Dişi Örümcek, Şafak Bekçileri, Şehrazat, Suçlular Aramızda.

http://www.sozcu.com.tr

.::”Sizce Neden Karakter Oyuncularımızın Büyük Çoğunluğu Son Günlerinde Sefalet Çekti?” Başlıklı Anketimiz Sonuçlandı!::.

Değerli oylarınız ile sonuçlanan Sizce Neden Karakter Oyuncularımızın Büyük Çoğunluğu Son Günlerinde Sefalet Çekti? adlı anketimizde, en çok oy alan görüş, oyların %18.47’sini alan ‘Çok para kazanmadıkları için.’ olarak belirlenmiştir.

Kullanılan Toplam Oy: 1,435

1- Çok para kazanmadıkları için  18.47%  (265 oy)  

2- Birikim yapmadıkları için  17.07%  (245 oy)

3- Yapımcılar onları sigorta yapmadıkları için  15.19%  (218 oy)

4- Oynadıkları filmlerden telif haklarını alamadıkları için  13.31%  (191 oy)

5- Devlet desteği olmadığı için  11.43%  (164 oy)

6- Kötü alışkanlıklara sahip oldukları için (alkol, sigara, uyuşturucu maddeler, kumar vb.)  7.39%  (106 oy)

7- 60’lı-70’li yıllar sinemasının hep aynı hızda devam edeceğini düşündükleri için  7.25%  (104 oy)

8- Hepsi  5.16%  (74 oy)

9- Artık onların meslek disiplini ile filmler yapılmadığı için  1.67%  (24 oy)

10- Zor günler yaşadıklarını düşünmüyorum, herkes hak ettiği gibi yaşadı  1.11%  (16 oy)

11- Ezber yetenekleri olmadığı ve bu nedenle -yeni dönem- sesli çekilen filmlerde yer alamadıkları için  0.91%  (13 oy)

12 – Yeniliğe açık olmadıkları için  0.63%  (9 oy)

13-Yetenekleri sınırlı oluğu için  0.35%  (5 oy)

14- İyi oyuncu olmadıkları için  0.06%  (1 oy)

Böyle bir anket düzenlemeden önce, yaptığımız çalışmaların bir çoğunun altına ‘Devlet onlara yardımcı olmalı!’, ‘Niye bu insanlara bakılmıyor?’ gibi onlarca yorum alıyorduk. Lakin anket sonucunda gördük ki; okurlarımızın büyük kısmı onların çok para kazanmadıklarını bilmekle birlikte, birikim yapmadıklarını da düşünmekte. Yukarıda bahsettiğimiz ‘Devlet Desteği’ meselesi ile ilgili görüşleri ise anketimizin 5. sırasında yer almış durumda. Yani okurlarımızın büyük bir bölümü, ‘Çok kazanmadılar ama kazandıklarını da tutmadılar.’ demekte. Bizce oldukça şaşırtıcı bir sonuç bu. Daha doğrusu, bizim karakter oyuncularımıza bakış açımız için değil, anket öncesi okurlarımızın düşünceleri için şaşırtıcı bir sonuç. Bu tutumlarının değişmesinde ve meseleye farklı bir bakış açısından bakmalarında az da olsa bir katkımız olduysa biz görevimizi yapmış olacağız. Çünkü Üçüncü Adam’ın çalışmalarında ve özellikle de Bir Yadigar Ejder Kitabı’nda, ‘Ah yazık…’dan çok daha ötesi var. Bu nedenlerle bu anketimize oy kullanan tüm okurlarımıza teşekkür ediyor, çalışmamıza kazandırdıkları boyuttan ötürü heyecan duyduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Teşekkürler.

Üçüncü Adam