Category Archives: TÜRK SİNEMASI’NIN BİN BİR SURATLARI

.::Münir Özkul (15.8.1925)::.

Üstad ile ilgili kişisel hislerimi içeren çalışmamı iki gün önce yayınlamıştım. Ekip olarak bu haftayı, Münir Özkul‘a ayırmayı uygun gördük.

Yukarıda Türk Sineması’nın Bin Bir Suratları kategorimizin bu haftaki konuğu olan Münir ustamızın tam 53 adet fotoğrafı bulunmakta. Bu özenle hazırladığımız çalışmamızdan da bir kez daha anlaşılacağı gibi, kendisi tam bir bin bir surat. Her rolünde kendini yenileyen, canlandırdığı karakterlerin tipleri ve ruhları ile nefes almasını sağlayan büyük usta!

Bu haftaki “İki Fotoğraf – Bir İnsan” kategorimizin konuğu da kendisi olacak.

Kendisine ve değerli izleyicileri olan sizlere selam ve saygılarımızla…

..::Yadigar Ejder (5.10.1947 – 4.3.1991)::..

Türk Sineması’nın Bin Bir Suratları kategorisinde bu kez konuğumuz, sinemamızın Yadigar’ı, Yadigar Ejder…

Biz ekip olarak onu ne zaman ansak, gözlerimiz doluyor, ufacık bir tebessüm yerleşiyor dudağımızın kenarına. Bilen bilir, tertemiz, ufacık bir çocuk yüreği vardır Yadigar’ın. Riyavettir ki Taksim parkında donarak ölmüş, rivayettir ki yemek yedikten sonra girdiği lokantanın tuvaletinde ayağı kaymış, başını taşa vurarak oracıkta hayatını kaybetmiştir. Öyle ya da böyle tertemiz bir sinema emekçisi kayıp gitmiş sinemamızdan, ardında bir dolu film bırakarak.

Keşke şimdi “Mazlummmm!!” diye bağırsak da başı önünde sallana sallana gelse. Dövmek için değil, koşup sarılmak için kalksak ayağa. Sinemamıza kattığı güzellikler için teşekkür etsek kendisine.

Ruhun şad olsun Yadigar.

Son olarak, Üçüncü Adam‘ın ilk yazısını bir kez daha paylaşmak istedik;

Sinemanın “yıldız”ları vardır. Yakışıklıdırlar, güzeldirler, alımlıdırlar, bir bakışları ile insanı kendilerine aşık edebilirler. Bu yıldızların posterleri vardır. Her sinema severin odasında, en güzel yerde, en az bir tane bulunurlar. En güzel bakış ve duruşları ile bazen bize bakarlar, bazen de ulaşılmaz ufuklara. Öyle güzel ve yakışıklıdırlar ki, uğruna akrostiş şiirler yazılabilir, geceler boyu resimleri ile uyunabilir, hatta çoluğumuza çocuğumuza bile onların isimleri konabilir. Bir tutkudur yıldızlara bağlanmak. Onlar hep afişlerde en önde durur,isimleri en üstte yazılır. Paranın da,şöhretin de,sevginin de en fazlasını hep onlar alırlar. Çünkü buna hem layıktırlar hem de muhtaçtırlar. Başka türlü yaşayamazlar, var olamazlar. Başka türlüsünü düşünemezler dahi. Bu iniş çıkışları gözden kaçıran yıldızların bazıları kayar, düşer, yok olur. Yalnız asla değerlerini kaybetmezler. “Bir yıldız vardı bir ara…” diye başlayan cümlelerin de başrolleridirler hep. Kısacası hayat, kader, dünya -ne derseniz deyin-, onları zirveden indirmemekte karar kılmışlardır. Unutulmazlar, her daim hatırlanırlar…

Bir de “üçüncü adamlar” vardır. Bu üçüncü adamlar, her daim vardırlar, lakin nedense yokmuşçasına uzaklarda, kıyılarda, köşelerde dururlar da, yıldızlara bakalar. Yıldızlardan -rol icabı- devamlı dayak yerler, küfür yerler, öldürülürler, bağışlanırlar, sevilirler… Üçüncü adam olmak zordur, önce bunu bilirler. Hiç bir afişte isimlerinin yer almayacağını bilirler ama yine de bazen bir sevda uğruna, bazen de karın tokluğuna yıldızların gölgesinde yer alırlar. Bazı yıldızlar onları önemsemez, aynı evrende bulunmaktan dahi çekinirler. “Kestik!!” denildi mi, bir üçüncü adam ile yıldız hemen ayrılır başka masalara giderler. Ama yıldızların iyileri de vardır. Kendi yemez üçüncü adamlara yediririler. “Ben ısınıyorsam o da ısınacak derler”… Sevgileriyle ısıtırlar. Varlıklarıyla ısıtırlar. Ama bu türlü yıldız her daim gözükmez insana, her daim nasip olmaz üçüncü adama. Yıldız, yeni işlerde yine yıldız olmak için, elbette ki köprüden atlamacaktır. Öyleyse köprüden kim atlayacaktır? Tabii ki kolunun kırığı geçen ay düzelmiş, üçüncü adam… Üstelik kendisine sorulmadan “ben yaparım diyecektir…” Peki niye yapacaktır bunu üçüncü adam. Çünkü iki kuruş daha kazanacaktır. Çünkü bütün iş için aldığı ücreti, önceki gün kahvedeki borcuna saymış, yine cebi delik gelmiştir yıldızların yanına…

Sonra yıllar geçmiştir. Üçüncü adam yaşlanmıştır. Bedeni kendini taşıyamaz olmuştur. Hiç bir hayat güvencesi yoktur. Ve… Bir üçüncü adam terk ediverir alemi. Ki bu adam,üçüncü adamların en devi, en yufka yüreklisi, Yadiğarı… Bir kış sabahı, İstanbul’un bir parkında, donarak ölmüş bulurlar Yadigar’ı… Üçüncü adamların en kocamanı, terk eder yıldızlarını. Cebinden yeni rolü için giymesi gereken beyaz elbisesinin parası dahi çıkmaz. Bir kez dahi ısınamadan göçer, göçer gider sessizce. Kendi gider, adı kalır Yadigar… Üçüncü adamların kaderi budur. Üç kuruş için en olmadık filmlerde oynamışlardır. Zamanında kötü adamların en kötüsü olan üçüncü adamlar, 78′lerde anadan üryan soyunup, sönmüş yıldızlarla “kaçak” filmlerde oynarlar. Bazı yıldızlar renki kutu aracılığı ile onları eleştirdiklerinde de “mecburduk” dahi demezler. Diyemezler. Diyemeden göçüp giderler. Kimi bir kahve köşesinde, kimi bir otel odasında, kimi pis bir apartman dairesinde, kimi belediyelerin bakım(!) evlerinde, ilk ve son başrollerini oynayıp, hayatlarında ilk kez yıldız olurlar….

.::Macit Flordun (13.03.1939 – 1996)::.

Sevgili okurlarımız, yeni yazı dönemimizde yepyeni bir kategori ile sizlerleyiz;

Türk Sineması’nın Bin Bir Suratları…

Bu kategorimizde, uzun açıklamalara yahut araştırmalara gerek duymadan, usta karakter oyuncularımızın canlandırdığı birbirinden farklı karakterlere ait fotoğraflar bulacaksınız.

Aşağıdaki fotoğraflardan gördüğünüz üzere ilk konuğumuz, usta tiyatrocu, sinemamızın unutulmaz karakter oyuncusu Macit Flordun

Oynadığı 50 küsür filmin her birinde farklı doğrultuda karakterlere hayat veren, canlandırdığı karakterlerin karakteristik özelliklerinin yanı sıra tipleri ile de ilgilenen, farklı olmaya, her filminde yeni bir yüz olmaya özen gösteren usta aktörümüzü saygıyla anıyoruz…

Son söz olarak söylemekte fayda var; canlandırdığı tüm filmlerde kendi sesini kullanan aktörümüz, günümüzün başarılı oyuncularından Tardu Flordun‘un da babasıdır.

Sinemamızda çok az karakter oyuncusuna nasip olmuştur, farklı tiplerde karakterler canlandırmak. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi; tüm filmlerinde aynı saç modeli ile oynamış onlarca yıldızımız var bizim. Tüm bu yıldızların içinde bir üçüncü adam,  sinemada karakter oyunculuğunun ne denli önemli olduğunu anlatırcasına sivriliyor tüm filmlerinde. Ruhun şad olsun Macit Flordun…

Genseriko (Nam-ı Diğer Lüzumsuz Adam)