.::Sinemamızın Dev Karakter Oyuncusu Hayati Hamzaoğlu Anlatıyor: ‘Bir anne çocuğunu nasıl severse, ben de sinemayı öyle sevdim!’::.

Hayati Hamzaoğlu

Sevgili okurlarımız merhabalar,

İnternette Hayati Hamzaoğlu ile ilgili bir araştırma yaparken, aşağıda okuyacağınız çok kıymetli bir röportaja rastladık ve bunu hemen sizlerle paylaşalım istedik. Röportaj Hıdır Ali Bingöl beyefendi tarafından, 1998 yılında yapılmış. Böylesine güzel bir röportajı gerçekleştirdiği için kendisine sonsuz teşekkür ediyoruz…

Röportajda bol bol Yılmaz Güney adını duyacaksınız… İki sanatçımıza da selam olsun…

Keyifli okumalar.

________________________________________________________

Hıdır Ali Bingöl

 “15 Nisan 2000´de vefat eden, beyaz perdenin dev sanatçısı Hayati Hamzaoğlu ile, Temmuz 1998´de yaptığım söyleşi, ilk kez Haziran 1999´da Berlin´de yayınını sürdüren Merhaba dergisinde yayınlanmıştı. Daha çok okuyucuya gitmesi için tekrar yayınlanmasında fayda görüyorum.”

-Sizi Türkiye´de tanımayan az insan var. Son otuz yılda sinema denince ilk akla gelenlerden birisiniz. Sizi filmlerinizden tanıyoruz. Yakından tanımanın fırsatı doğduğu için mutluyum. Türkiye´de yaşayan bir çok insanın çocukluğu sizin filmlerinizi izlemekle geçmiştir. Bu konuda sizin değerlendirmenizi alabilir miyim?

Bir anne çocuğunu nasıl severse, ben de sinemayı öyle sevdim. Anne ve çocuk misalinde olduğu gibi, sinemada bazen çocuk, bazen baba oldum. Severek oynadım. Gençlik heyecanım, kendini usta olmaya çalışan bir oyuncu olmaya terk etti. Sosyal çelişkileri aktarmak zordu bizim dönemimizde. Bunca yıllık çalışmamdan sonra topluma verdiğimiz mesajların yerine ulaştığını görünce mutlu oluyorum. Türk sineması popüler bir tarihe sahip olmasa da, biz bazı güzel eserler bıraktık diye düşünüyorum.

-Genellikle karakter oyunculuk yaptınız desem eksik olur mu?

Eksik olmaz. Ben oyuncuydum. Senaryodaki yerim ve görevim belirlenir ona göre oynarım. Karakter oyuncunun dışında da oynadım. Fiziki yapım ve yaradılışım gereği en çok karakter oyuncusu olmamın avantajı vardı. Asıl olan herkesin oynayamadığını oynayabilmek. Oynadığını da kurallarına göre oynamak.

-Sinemada varlığını kuran bir “Yeşilçam” vardı. Sizi o döneme denk gelen her oyuncu gibi ilk kez orada gördük. Sonra “Yeşilçam” dışında kurulan “Güney Film”de gördük. Bu konuda bir şeyler söyleyebilir misiniz?

-Söylediğiniz gibi her oyuncu gibi bizim de yolumuz “Yeşilçam” dan geçti, daha doğrusu geçmek zorundaydı. Çünkü alternatifimiz yoktu. Güney Filmcilik, Yılmaz Güney´in kurduğu bir şirketti. Hocamız Atıf Yılmaz´ın desteğiyle beyaz perdeye, Yeşilçam dışında merhaba dedik.

-Söz Yılmaz Güney´den açılmışken, gerek Güney Filmcilik, ve gerekse de Yılmaz Güney hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

Yılmaz´la birlikte bir kadromuz vardı. Türkiye gerçeğini anlayan, objektif yorumlayan, ezene karşı ezilenleri sinemaya taşıyan çalışmalarımız taktir topladı. Türkiye´de yaşıyor olacaksınız ve Türkiye gerçeğine yabancı olacak, ya da görmemezlikten geleceksiniz, bu olmaz! Biz o tabuyu yıktık. Dönem dönem asayişte sorgulandık, ceza aldık ancak aldığımız cezaları, gerçekleri sunmanın mutluluğundan ötürü çalışmalarımızı kamçıladı.

Hayati Hamzaoğlu

-‘Yılmaz Güney, Türk sinemasında bir devrim yaptı…’ tespitine katılıyor musunuz?

Devrim sözcüğünden insanlar korkuyor. Devrim; eskisini yıkıp yerine daha yenisini, daha güzelini, daha sosyal olanı koymaktır. Biz de bunu yaptık.

-Siz bir ekiptiniz. Yılmaz Güney 1983 yılında Fransa´da vefat etti. Paris´in en büyük mezarlıkların birinde yatıyor. Bir ara naşının Türkiye´ye getirilmesi tartışılıyordu, siz bu konuda ne diyorsunuz?

Kişinin yaşaması, adından söz edilmesi, bıraktığı mirasa yani eserlerine bağlıdır. Örneğin, Nazım Hikmet gibi. Yani Nazım Moskova´da, Yılmaz Paris´de yatıyor. Ben o tartışmanın iyi bir tartışma olmadığını düşünüyorum.

Yılmaz Güney

-Yılmaz Güney, Türk sinemasını aştı mı? Mesela ‘Yol’ veya ‘Duvar’ filmlerini özgür olmadığı bir dönemde çekti. Bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz?

Yılmaz´ın “Yol” filmindeki bazı sahnelere eleştirisel bakıyorum. Mesela trende karı kocanın tuvalete girmesi bence hoş bir şey değil.

-Sizce bu gerçeği anlatmıyor mu?

Anlatmasına anlatıyor, ama her şeyin de çekilmesi diye bir kaide olamaz.

Cüneyt Arkın - Hayati Hamzaoğlu / Akrep Yuvası filminden.

-Aranızda dargınlıklar, kırgınlıklar oldu mu?

Sizin eşinizle, arkadaşınızla, dostunuzla kırgınlığınız olmadı mı? Bizde de oldu tabi. En çok Yılmaz´a kırıldığım yani kızdığım konu “Yedi Belalılar” filminden ötürüydü. Kurgu ortaktı. Oyun da ortaktı ancak, afişlere aynısı yansımadı.

-Sağlığınız nasıl?

Nerde o eski Hayati Hamzaoğlu, nerede o eski sağlık… Eskiden iki arkadaş oturur yarım kuzu, bir kaç şişe rakı götürürdük. Şimdi şu gördüğün sokaktan karşıya geçemiyorum. İki defa beynimden ur aldılar. Akciğer kanseri de mi var ne, durmadan yayılıyor. Şekerim yüksek… Senin anlayacağın üçüncü ayağım, yani bastonum olmadan yürüyemiyorum.

-Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Kendinize ait eviniz var mı? Emekli maaşınız var mı?

Bizde olmayanları soruyorsunuz. Olanlar hastalıklar. Sinema, daha doğrusu sanatçı ve aydınlar Türkiye´de aç kalmaya mahkumdurlar. Bir kaç yıl önce sağ olsun Ecevit´in yardımıyla Kültür Bakanlığı bizi düşünmüş ve biraz para yardımında bulunmuştu. Biz de Yalova´da küçük bir daire aldık. Başka da bir gelirimiz yok.

-Biz dediniz. Aileniz hakkında bilgi alabilir miyim?

Yalova´yı seviyorum. Temiz ve güzel. Karımla yalnız yaşıyorum. İlk karımdan olan oğlumun pek yardımı dokunuyor diyemem. İkinci karımdan bir oğlum daha var, okuyor.

-Nasıl geçiniyorsunuz? Yüzlerce filmde oynadınız. Filmlerden telif hakkı ya da ödüller verilen filmlerden size bir pay ayrılmıyor mu?

-Bak kardeşim, o söylediklerin Türkiye dışında olan haklar. Bizde buna benzer insan emeğine ve hakkına sahip çıkılmaz. Antalya Film Festivali´ne çağırdılar. Film ödül alıyor, bize lokanta harçlığı veriliyor. Bir kereye mahsus yardım aldım. Telif yasası, ya da bizleri koruyan bir yasa yok. Benim durumumdan daha kötü olan arkadaşlarım var! Hiç olmazsa benim evim var…

-Böyle bir ortamda zaman ayırıp söyleştiğiniz için teşekkür ederim.

 Hıdır Ali Bingöl-1995

http://www.vartositesi.com / VARTO’NUN ÇIĞLIĞI

*Kapak fotoğrafı Bülent Kıdır arşivinden alınmıştır. Kendisine sonsuz teşekkürler.

*Hayati Hamzaoğlu’nun mezar fotoğrafı Oğuz Berk Berkama adlı değerli okurumuz tarafından Üçüncü Adam için çekilmiştir.

*Yılmaz Güney fotoğrafı, kardeş bloğumuz Sinema Yıldızları’ndan alınmıştır.

Ve son olarak, Hakan Arslan’ın çizimiyle Hayati Hamzaoğlu…

Reklamlar

One response to “.::Sinemamızın Dev Karakter Oyuncusu Hayati Hamzaoğlu Anlatıyor: ‘Bir anne çocuğunu nasıl severse, ben de sinemayı öyle sevdim!’::.

  1. En beğendiğim oyunculardan biriydi Allah rahmet eylesin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s