.::Sinemamızın Efsane Kavgacısı Süheyl Eğriboz Anlatıyor: “Kaç filmim olduğunu bilmiyorum… Şöyle söyleyeyim, 60’larda yılda 200-250 film çevriliyordu, 100’ünde oynuyordum… Sen hesap et gerisini…”::.

6. Beyoğlu Sahaf Festivali’ne giderken, fotoğraf makinemi de yanıma almıştım. Amacım festivalin fotoğraflarını çekmek değil, festival çıkışı, 60’larda, 70’lerde günde onlarca çekim aracının kalktığı Gazeteci Erol Dernek Sokak’a gitmek ve orada rastladığım sinema emekçilerimiz ile röportaj yapmaktı. Dileğimi gerçekleştirmiş olmanın ve sizlerin şu an okumakta olduğu çalışmayı yazıyor olmanın mutluluğu gerçekten tarif edilemez…

Gezimi bitirip yukarıda bahsi geçen sokağa geldiğimde gözlerim, aralıklarla yol üzerinde rastladığım emektar sinema sanatçılarımızı aradı ama hiçbirine rastlayamadım. İçimden ‘galiba bugün kimseyi bulamayacağım’ diye geçirirken, üst tarafı sarmaşıklarla kaplı, sağlı sollu masa ve sandalyelerle dolu sokakta yürümeye başlamıştım. Sokağın eskilerinden olduğunu hissettiğim, 50’li yaşlarda bir beyefendinin yanına gittim ve sinema sanatçılarını nerede bulabileceğimi sordum. Kendisi ‘Ben de sinemacıyım evlat… Eski sinemacıyım…’ diyerek iki dakikalık bir girizgah yaptıktan sonra –ki kendisini çok tanımak isterdim, çok konuşamadan yanından ayrılmak zorunda kaldım- aradığım sanatçıların bu saatlerde buralarda olduğunu, lakin bir süredir buralara pek uğramadıklarından bahsetti ve ekledi: ‘Geldiklerinde şu mavi kapılı kahvehanede otururlar… Eskiden orası çok kalabalık olurdu ama şimdilerde kimse kalmadı… Bulursan anca orada bulursun… Oktay (Yavuz), Süheyl (Eğriboz) falan hepsi Çınarcık tarafında diye duydum…’

Ümitsizce bahsettiği yere doğru yürüdüm. Sağlı sollu masada oturanlardan gözüme çarpanları tanımıyordum. (Belki de sinemamıza emek vermiş, yıllarca set kurmuş, ışık taşımış, setlere servis çekmişlerdi…) Az önceki beyefendinin bahsettiği kahvehanenin kapısından başımı uzatıp içeri baktığımda, yine tanıdığım kimseye rastlamadım. Belki gelirler ümidi ile içeri girdim ve içerideki ikinci bir kapının önünde oturan iki kişiye doğru yürüdüm. Bana yakın olanına, aradığım kişileri sordum ve ‘belli olmaz, belki gelirler’ cevabını aldım. Tam geri dönüyordum ki diğer adam ardımdan seslendi; ‘Ne yapacaksın onları?’ Dönüp baktım, durumu izah etmek için yanına yürüdüm ve dikkatlice baktığımda bana seslenen kişinin, sinemamızın emektar karakter oyuncularından Hakkı Kıvanç olduğunu gördüm. Kendisini fark edip elini öpmem ve heyecanla karşısına oturmam bir oldu.

Yaşlanmıştı… Orada öylece oturup eski günleri yâd ediyordu… ‘Buraya gelirler mi?’ diye sorduğumda, ‘Eskindendi onlar evladım… Eskiden… Onlarca araba kalkardı buradan… Bir buradan, bir de aşağıdaki Yeşilçam sokağından… Ama artık burada kimseler kalmadı… Artık arabalar AKM’nin önünden kalkıyor… Geçti o güzel günler…’ Yüzünde yıllara sitem edercesine sert bir ifade vardı ama duygulandığı belliydi. Ben de duygulanmıştım. Çok geçmeden kendimi tanıttım, sitemizden bahsettim ve ardından ben sordum, o anlattı…

Kendisi ile görüntülü bir röportaj yaptığımdan onu önümüzdeki günlerde yayınlayacağım. Onunla röportaj yaparken omzuma ‘kolay gelsin’ manasında dokunup geçen kişinin Necdet Kökeş olduğunu, Hakkı Kıvanç abimin ‘Eyvallah Necdetciğim…’ dediği an anladım. Çünkü o an pür dikkat, elimdeki fotoğraf makinesi ile Hakkı Kıvanç’ın anlattıklarını kaydediyordum. Necdet Kökeş ile yaptığım röportajı da görüntülü kaydettiğimden, o da önümüzdeki günlerde sizlerle olacak. İşlerimizin yoğunluğu ve eldeki görüntünün bir dizi işlemden geçmesinden kaynaklı bu gecikme için anlayışınıza sığınıyorum…

Hakkı Kıvanç ile yapmış olduğum görüntülü röportajı bitirdikten sonra, ısrarla Sönmez Yıkılmaz, Hasan Yıldız, Oktay Yavuz, Süheyl Eğriboz ve Mehmet Uğur gibi sinemamızın onurlu savaşçılarını, kavgacılarını nerede bulabileceğimi sordum. İçeri girmeden rastladığım beyefendinin verdiği cevabı söylediğimde, ‘Oktay’ı bilmiyorum ama Süheyl buralarda, Samatya’da’ cevabını verdi ve ekledi; ‘Arada bir uğrar ama belli olmaz… Ben de 10-15 günde bir geliyorum bu taraflara…’

Bu cevabı verdikten sonra çok geçmeden, aklına bir şey gelmiş gibi durdu. ‘Süheyl’le görüştüreyim seni ister misin?’ diye sordu. Uzun zamandır peşinde olduğum, Beyoğlu taraflarında neredeyse hiç rastlamadığım –bir kez Kemal İskender’in  (Karga Kemal) aynı sokaktaki cenazesinde görmüştüm.- Süheyl Eğriboz ile görüşme ihtimali, benim için müthiş heyecan verici bir olaydı. Hakkı ağabeyciğim sağ olsun o an Süheyl Eğriboz’u aradı ve nerede olduğunu öğrendi. Söylediği gibi, Samatya’da bir çay bahçesinde oturuyordu. Benden ve onunla görüşme isteğimden bahsetti. Onay aldıktan sonra telefonu kapattı ve oraya nasıl gideceğimi dahi tarif etti. Elini öpüp kalktım. Kırk beş dakika sonra Samatya’da, tarif ettiği çay bahçesindeydim… Hakkı Kıvanç ağabeyimin bu ilgisi ve alakasını unutmam mümkün değil… Bu vesile ile kendisine hem kendi röportajı için, hem de Süheyl Eğriboz röportajına sağladığı katkı için sonsuz teşekkür ederim…

Çay bahçesine girdiğimde, çektiğim fotoğraflarda gördünüz mavi takım elbisesi ile oturuyordu. Elinde sigarası vardı. Hürmetle eğilip elini öptüm ve izniyle yanına oturdum. Çay bahçesinin sahibi Cengiz (Güçlü) ağabeyi de, orada oturduğum müddetçe göstermiş olduğu ilgi ve nezaketten ötürü anmam ve sonsuz saygılarımı sunmam gerekir.

Kısa bir tanışmanın ardından fotoğraflarını çekmek için izin aldım. Müthiş heyecanlıydım. Yıllardır beklediğim önemli anlardan birini yaşıyor, benim gözümde bir sinema devi olan, kavgacıların en kıdemlisi Süheyl Eğriboz’un fotoğraflarını çekiyordum. O, yılların değer kattığı, birbirinden manalı çizgilerle dolu yüzü öylesine sinematografik duruyordu ki, haricen kadraj ayarlamaya, ışık ölçmeye gerek dahi duymuyordum. Hafifçe bana doğru dönüp verdiği pozlardan sonra oturuşunu değiştirip, direkt fotoğraf makinesine doğru döndü. Bir iki kare de öyle çektikten sonra eli ile ‘dur’ manasında bir hareket yaptı. Makineyi indirip minnetle yüzüne baktım. ‘Tamam, git artık.’ deseydi, içimde gram ukde kalmadan kalkar giderdim ve onu ömrüm boyunca minnetle anardım. Yüzüme dikkatlice baktı. Sağ gözünü seğirtmeye başladı ve ‘şimdi çek’ dedi. Hemen makineye davrandım ve çektim. Bakışları filmlerindeki gibi korkutucu bir hal almıştı. Makineyi indirdiğimde gülümsedi: ‘Nasıl?’ diye sordu… Ne cevap verebilirdim ki… Mükemmeldi…

İlk kareler bittikten sonra çaylarımız geldi ve üstat ile sohbete başladık. Bir süre sonra, müthiş bir tesadüf eseri, yıllarca Çetin İnanç’a görüntü yönetmenliği yapmış olan, Sedat Ülker geldi masamıza. Selamlaşmalardan sonra oturdu ve kendini tanıttı. Bu durum beni çok şaşırtmış ve mutlu etmişti. Ben de saygı ile kendimi tanıttım ve sohbetimiz bir kez daha –bu kez daha derin bir şekilde- başlamış oldu.

Bu sohbet esnasında, ne zaman görüntü kaydetmeye kalksam, Süheyl Eğriboz başını kameraya paralel bir şekilde çeviriyor, ileri doğru bakıyordu. Konu Yadigâr Ejder’e gelmişti –daha doğrusu ben getirmiştim-. Kendisinin nasıl vefat ettiğini, en yakın arkadaşlarından biri olduğunu bildiğim Süheyl Eğriboz’a sormayacaktım da kime soracaktım… Soruma cevap verirken hemen makinemi hazırladım. Ama öncesinde Yadigâr Ejder’in gerçek soyadının ne olduğunu sordum ve ‘Koyun’ cevabını aldım. ‘Kuzu’ olarak bildiğimi ve sanırım yanlış hatırladığını söylediğimde ‘Kuzu değil, Koyun’ diyerek noktaladı. Şaşırmam gerekiyordu belki ama şaşırmadım. Yadigâr’ın bir tane soyadı yoktu ki… Yadigâr Kuzu, Yadigâr Dağdeviren, Yadigâr Ejder… Hatta bazen, sadece Yadigâr…

Makinenin son ayarlarını yapıp kayıt tuşuna bastığımda, yukarıda bahsettiğim gibi başını ileriye doğru –karşısında oturmakta olan Sedat Ülker’e- çevirip anlatmaya başladı;

Kaydı bitirdiğimde Sedat Ülker; ‘Fark ettin mi, eski oyuncular kameraya asla bakmazlar…’ dedi. O an anlamıştım, makineyi elime her alışımda, Süheyl Eğriboz’un başını niye başka tarafa doğru çevirdiğini… Sedat Ülker lafını bitirdiği an Süheyl Eğriboz ekledi: ‘Kameraya baktığın an yandın… Hem sen yandın, hem film yandı…’ Filmlerindeki gibi sinsice güldü; ‘Kameraya bakan adamı setten anında kovarlardı…’ O an heyecanla: ‘Birkaç anınızı kaydedebilir miyim ağabeyciğim?’ diye sorduğumda, ‘Boş ver… Konuşuyoruz işte…’ dedi ve yine hafifçe gülümsedi; ‘Ne yapacaksın anıyı…’ Anlamıştım. Kontrollü konuşmaktan, yani istek üzerine anı anlatmaktan yılmıştı. Yaşının ve –maalesef- sigaranın da vermiş olduğu yorgunluk, konuşmasına da yansımıştı. Makineyi kapattım ve çantama koydum. Muhabbetin ilerlemesini ve anıların kendiliğinden gelmesini bekliyordum. O esnada Cengiz (Güçlü) ağabey, iki dosya halinde, kendisine ait sinema fotoğraflarından oluşan, dünyalar güzeli arşivini getirdi ve bir süre fotoğraflar üzerine konuştuk. Çok geçmeden yine laf lafı açtı ve o an geldi… Görüntüye kaydedilmemiş, ama ömrüm boyunca unutmayacağım anılar dökülmeye başladı ustanın ağzından…

O günü, o sohbeti asla unutmayacağım…

Bu arada, usta ile bir “Kavgacılar Belgeseli” üzerine çalışmak için sözleştik. Uygun bir zamanda yanına gidip detaylı bir röportaj daha yapacağız ekip olarak.

Sohbetimiz boyunca ilgi ve alakasını hiç eksik etmeyen, Cengiz Güçlü ağabeyime, sürpriz yaparcasına gelip muhabbetimize katılan, görüntü yönetmeni Sedat Ülker ağabeyime –onun ağzından dinlediğim anıları da yakın zamanda sizlerle paylaşacağım- ve en önemlisi, büyük usta Süheyl Eğriboz’a, eşsiz sohbeti, içtenliği ve tüm babacanlığı için, sinemamıza kattığı tüm güzellikler için, sonsuz teşekkür ediyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum…

Ömrünüz uzun olsun…

Şimdi sizi, sinemamızın unutulmaz kavgacılarının en kıdemlilerinden Süheyl Eğriboz’un birkaç sinema anısı ile baş başa bırakıyorum;

“…‘Bir gün Adana’da bir festivalde, Bilal İnci ile birlikte en iyi yardımcı oyuncu ödülü aldık. Bilal başladı sızlanmaya ‘İşsiz kaldık…’ diye… ‘Niye öyle diyorsun?’ dedim, ‘Bunlar şimdi ödül aldı ya, çok para isterler’ diye düşünürler dedi. Nitekim öyle de oldu. İşsiz kaldık. Başladık kapı kapı dolaşmaya, ‘Çok para istemeyiz, bize iş verin’ diye…”

“…Kavgacılık baletlik demektir… İzle benim sahnelerimi, bale yapar gibiyimdir… Kavgacılık yapacak olan kişi esnek olacak… Yumruk yemeyi bilecek ama yumruk atmayı da bilecek… Biz Cüneyt’le (Arkın) sahneye başlamadan önce en az dört-beş prova alırdık… Zaten kavga sahnelerini konuşarak, bağırarak çektiğimizden her şey kontrol altında olurdu… Ama Cüneyt’in bir huyu vardır; Mesela aramıza yeni bir kavgacı mı katıldı, önce provalarda beraber çalışırız. Yumruk almasını öğretiriz. Kayıt sesi ile Cüneyt hepimizi döver, son olarak aramıza yeni katılan kavgacıyla kalır, ona vurur ama o yumruğu alamaz. Bu bir olur, iki olur. Üçüncü tekrarda Cüneyt gerçekten vurur…”

“…Cüneytli sahnelerde hiç zorlanmadım… Tamam, bazen denk geliyordu gerçekten vuruyordu ama an geliyordu ben de gerçekten vuruyordum… O esnada film akıyor, film pahalı… Tekrar şansın yok… En fazla iki tekrar… Olsun olsun üç… Üçüncü tekrara sebep olanı o an setten atarlar… Bir tek Kadirle (İnanır) çalışırken zorlanırdım… Yani hepimiz zorlanırdık… Çünkü nereden vuracağı belli olmazdı… Sağ çalışırdık provalarda, sol vururdu… Kafa beklerdik, tekme atardı…”

“… Bir gün surlardan atlama sahnesi çekiyorduk, atladım brandaya… Branda yırtıldı güm diye düştüm… Gözümü hastanede açtım…”

“… Günlük 250 lira alırdık… Set bitti mi yevmiyeciler gelir, paramızı dağıtırdı… Set işçileri haftalık ya da film başına çalışırdı… 250 lira ile başladım, 500 oldu, 1000 oldu, 2000 oldu, 5000 oldu… Şöyle düşün; 250 lira alırdık, dört beş arkadaş meyhanede sabahlardık, üzerine para kalırdı… Özlüyorum o günleri…”

“… Aydın Haberdar… Öyle güzel adamdı, öyle güzel adamdı ki, ne sen sor, ne ben anlatayım… Cebinde 10 lirası olsun, iste, 9’unu verir… Gerekiyorsa hepsini verir, evine yürüyerek giderdi… Öyle güzel adamdı… Allah rahmet eylesin…”

“… Kaç filmim olduğunu bilmiyorum… Şöyle söyleyeyim, 60’larda yılda 200-250 film çevriliyordu, 100’ünde oynuyordum… Sen hesap et gerisini…”

“… Bir gün bir yapımcıdan paramı almaya gittim… Dört beş film içeride bırakırdım paramı bazen, toplu alırdım… Gittim ofisine, oturdum… Hesap ettim, 400 lira alacağım… Ama ona söylemedim… O da biliyor tabii ne kadar alacağımı… Tam parayı sayarken, dönemin önemli kadın oyuncularından biri girdi içeri… Bunun aşığı… Otururken frikik verdi… E ister benim de ister istemez gözüm takıldı… Yapımcı parayı uzattı, saydım, 350 lira çıktı… Baktığımı görmüş galiba, hemen 50 liramı tırnaklamış… Paramı alıp aşağıya indim, kadının da işi varmış ardımdan çıktı… Tuttum kolundan, dedim ‘50 lira verir misin?’… Beni çok iyi tanırdı, çıkardı verdi… ‘Ne için istiyorsun?’ dedi… ‘Yukarıda gözüm kaydı diye 50 liramı tırnakladı seninki, onun parası bu’ dedim…”

“… Fünye patladı mı ruhun bile duymaz… Ama her zaman kendi fünyemi kendim yaptım, kendim de patlattım… Asla başkasına yaptırmazdım… Fünyenin vücuda yapıştığı yerin arkasına kauçuk koyardık, bizi korurdu o… Ama bazı acemiler naylon gömlek giyerdi, fünye patladı mı gömlek üzerilerine yapışıverirdi… Fünyenin içine eczaneden şurup alırdık, onu koyardık…”

“… Tecavüzcü karakterlerini oynadığım yıllarda karımla dolaşamazdım… ‘Yine birini tuzağına düşürmüş ahlaksız adam’ derlerdi arkamızdan…”

25.9.2012 – Salı
Samatya

Genseriko (Nam-ı Diğer Lüzumsuz Adam)

Reklamlar

21 responses to “.::Sinemamızın Efsane Kavgacısı Süheyl Eğriboz Anlatıyor: “Kaç filmim olduğunu bilmiyorum… Şöyle söyleyeyim, 60’larda yılda 200-250 film çevriliyordu, 100’ünde oynuyordum… Sen hesap et gerisini…”::.

  1. Elinize Ayağınıza Sağlık Gerçekden Nefes Almadan Okudum Okurken Büyük Bir Heyecan Ve Zevkli Bir Şekilde Okudum Çok Teşekkürler

  2. Üçüncü Adam

    Rica ederiz efendim. Yorumunuz için biz teşekkür ederiz.

  3. bu siteyi çok seviyorum gerçek bir tarih yatıyor burada, elinize sağlık her gün siteye uğramadan röportajlara bakmadan geçemiyorum başarılarınızın devamını dilerim ,yeşilçam sevdalısı bir zat….

  4. Gerçekten çok özel ve güzel bir çalışma olmuş sağolun.Buna benzer çalışmaların devamını bekliyoruz.Yeşilçam sevenlerden biri olarak emekçi sanatçılarımızın vermiş olduğu ropörtajları ve yazılmış olan kitapları okumak ayrı bir önem taşıyor benim için.Bu değerli insanlarden öğrenilecek çok şeyler olduğuna inanıyorum.Oyunculuğun ve rol yapmanın şimdiki kadar kolay olmadığı teknik araçların ve maddi imkanların kısıtlı olduğu o dönemlerde çekilmiş filmlerin bir başka havası olmuştur.Eleştirilecek taraflar olsa da hepsinde de sanatçılarımızın kendilerine has rolleri olmuştur.Gülüşleri,bakışları,hüzünleri,duruşları ile;işte Süheyl Eğriboz duruşu ve bakışlarıyla yüzündeki çizgileriyle yeşilçamın dev aktörlerinden biri, fotoğraflar zaten belli ediyor her şeyi.Bir kere daha emeğinize sağlık.Sanatçımıza da sağlıklı ve huzurlu ömürler dilerim.Halen bir çok filmde zevkle izliyorum hepsini de.

  5. Üçüncü Adam

    Çok teşekkür ederiz efendim. Takdirleriniz bizleri şevklendiriyor. Sağ olun.

  6. CENGİZ GÜÇLÜ

    SEVGİLİ ERHAN KARDEŞİM EMEKTAR SANATÇI BÜYÜKLERİMİZE VERDİĞİN ÖNEM VE DEĞERDEN DOLAYI ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.SAYENDE BİLİNMEDİK OLAYLAR DA GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR.

  7. Üçüncü Adam

    Ben teşekkür ederim ilgi ve alakan için Cengiz ağabeyciğim. Çok teşekkür ederim. Bu röportajda ve sinema emekçilerinin hatırlanmasında senin de emeğin çok büyük. Çok selam ederim ağabeyciğim.

  8. Güzel, tatlı dille anlatmışsınız. Keyifle okudum ama bahsi geçen videoları da bekleyeceğim.

    -Özellikle Yadigâr Ejder mevzusu gerçekten çok bilinen bir mevzu değil.Olayı detaylı aktarabilirseniz çok iyi olur.

    Aynen devam Üçüncü Adam 🙂

  9. Üçüncü Adam

    Çok teşekkürler efendim, devamı gelecek 🙂

  10. Çok güzel bir uğraşı emeğinize çok teşekkürler üçüncü adam ekibinde gönüllü olarak yer almak istiyorum benimde yeşilçam için açığa vurulmamış duygularım ve projelerim var çok güzel şeyler yapacağımıza inanıyorum mail yoluyla haberleşirsek sevinirim saygılar

  11. Üçüncü Adam

    Kısa zamanda sizinle iletişime geçeceğiz. İlginiz için çok teşekkürler.

  12. halit çevirgen

    SÜHEYL EĞRİBOZ TÜRK SİNEMASININ TARİHİ DEĞERLERİNDEN BİRİSİDİR ONUN ANILARINI YAZSANIZ HER HALDE BİR KAÇ KİTAP ÇIKAR..MÜTAVAZİ VE SEVECEN KİŞİLİĞYLE TAKDİR TOPLAMIŞTIR..KENDİSİNE SAĞLIKLI UZUN YILLAR DİLER TÜRK SİNEMASINA YAPTIĞI KATKILAR İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM..

  13. BİLAL SARIGÜL

    SEVGİLİ SÜHEYL EĞRİBOZ İLE İLGİLİ BENİMDE ŞÖYLE BİR ANIM OLDU 1982 YILI İDİ KUMKAPI TREN İSTASYONUNDA DAYIMIN KIZIYLA GEZİYORDUK BEN 12 YAŞLARINDA BİR ÇOCUKTUM DAYIMIN KIZI BAK ŞU ADAM FİLİMLERDE OYNAYAN KÖTÜ ADAM HATIRLADIN MI DEDİ BENDE DİKKATLİCE YÜZÜNE ÖYLE BAKIYORDUM YANINDA EŞİ VARDI GÜNEŞ GÖZLÜKLERİNİ ÇIKARIP NE BAKIYORSUN LAN DİYE BİR GÜRLEDİ EŞİDE ÇOCUK O KIZMA DEDİ SÜHEYL BEY İSE O KAPKAÇ SOKAK ÇOCUĞU BİZİ KESİYOR DEDİ BENDE BEN SOKAK ÇOCUĞU DEĞİLİM SADECE SİZİ MERAK ETTİĞİM İÇİN BAKTIM DEDİM İNANIRMISINIZ O KADAR ÜZÜLDÜM Kİ ONUN HER FİLMİNİ İZLEDİĞİMDE BANA SÖYLEDİĞİ O KIRICI SÖZLER AKLIMA GELİR YANILMIYORSAM SÜHEYL AĞBİNİN BABASI SİNEMA İŞLERTMİŞTİR VE HATTA SABA MELİKESİ BELKIS FİLMİNİ TÜRKİYEYE GETİRTİP OYNATMIŞTIR NETİCESİNDE BENDE KENDİSİNİ SAYGIYLA HATIRLIYORUM

  14. ayaginiza agziniza yureginize saglik gercekten ilgiyle okudum cok guzel bir yazi olmus. sitenizi yeni buldum dun aksam saatlerce facebook grubunuzdaki fotoraflara baktim.
    sizlere basarilar diliyorum.
    eren samat. avustralya

  15. teşekkürler… bu site bu bilgiler öyle kıymetli ki… ellerinize sağlık kolay gelsin.

  16. servet salih gören

    Sizi uzun süredir izliyorum.Diğer söyleşiler gibi bu da;eski aktörlere gösterilmesi gereken saygı ve verilmesi gereken önem anlamında kayda değerdi.Ben araştırmacı-yazar olarak,sözlük çalışmalarım dışında,25 yıldır Sinema ve TV,Tiyatro’yla,geniş anlamda sahne sanatçılarının biyografilerini topluyorum.Geniş boyut klasörlerim 65-70 arasını buldu.Bu söyleşi çalışmasında dikkatimi çeken YADİGAR EJDER’in “soyadı çeşitliliği” oldu.Neden bir kesinlik yok?..Sağlığında kimliğini-şaka yollu da olsa-bir aktör arkadaşı görmüş,veya bu konuda bir sohbet gelişmiş olmalı…diyorum…Yanı sıra bir ricam olacak.Sağken tanıdığım,çok uzaktan da aile dostumuz olan CEVAT UZ konusunda yeterli biyografik bilgilerim yok.Olan bilgiler de çok “cılız”.Ben,onu tanıdığımda çocuk yaşlardaydım.Cevat Uz’un Silahlı Kuvvetler’den emekli olduğu bilgisi,doğum yılı ve oynadığı filmler dışında çok ayrıntıya ulaşamadım.Cevat Uz,biraz Hulusi Kentmen’vari bir karakteri andırsa da,daha çok mahkeme sahneleri,doktor vb.rollerde göründü.Site yönetimine birikim dolu içerik ve değerli bilgilendiriciliği için tekrar saygı ve hürmetlerimle…..Servet Salih Gören/Araştırmacı-yazar ve şair

    • Üçüncü Adam

      Merhabalar Servet Bey, ilginiz için çok teşekkür ederiz. Yadigar Ejder’in farklı isim ve soy isimleri ile gerçek isminin ve yaşantısından daha önce hiçbir yerde yazılmamış anekdotlarla birlikte, geniş bir Yadigar Ejder dosyası hazırladık. Dosyamız Pazar gecesi 24:00’da okuyucu ile buluşacak. Orada tüm bu bilgileri okuyabileceksiniz. Cevat Uz ile ilgili henüz bir çalışma yapmadık ama ilk fırsatta ilgilenmek isteriz. Çok selam.

  17. Çok Güzel Bir Site

  18. gerçekten çok faydalı ve güzel olmuş emegınıze sağlık

  19. Geri bildirim: .::Günün Röportajı::. | Üçüncü Adam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s