Sinema Araştırmacısı Agâh Özgüç’ün Hazırlamış Olduğu ‘Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü’, Önümüzdeki Hafta Okuyucu İle Buluşuyor.

 
Haberi hazırlayan ve röportajı gerçekleştiren;
Eyüp TATLIPINAR
eyup.tatlipinar@aksam.com.tr
 

1960 yılından bu yana çalışmadığı mecmua, gazete kalmamış Agâh Özgüç’ün. İlgi ve çalışma alanı Türk sineması. Bugüne kadar Türk sinemasının yakın tarihini anlatan pek çok kitaba imza atmış. Bu kitaplardan en yenisi ve en hacimlisi bu hafta çıkıyor. ‘Horizon İnternational’ isimli film şirketinin yayınladığı kitabın adı, ‘Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü’.

50 yıllık birikimiyle sözlük yazan Agâh Özgüç aynı birikime dayanarak, Türkân Şoray’ın anılarını yazamayacağını, Hülya Avşar’ın sinema âşığı olduğunu söylüyor.

2000’LERDEKİ DEĞİŞİM 

-Kitapta yer verdiğiniz filmleri nasıl seçtiniz? 

1900 – 2000 arasında çekilen her film vizyona giriyordu. Onların hepsini aldım kitaba. 2000’den sonra durum biraz değişiyor. Filmler dijitalleştiği, çekmek kolaylaştığı için herkes bu işe merak saldı. Gökten zembille inen yönetmenler görüyorsunuz neredeyse. Cep telefonuyla bile film çekiliyor artık. Bu nedenle 2000’den sonraki bölümde yalnızca sinema salonlarında gösterilen filmleri kitaba aldım. Filmler hakkında yazılmış yazılar, görseller, perde arkası bilgileri bulunuyor.

-Memnuniyetsiz gibisiniz; bu bahsettiğiniz durumu dönüm noktası olarak görüyor musunuz? 

Evet, sinemanın tanımı değişiyor artık. Çok yakında 35 milimetrelik kameralarla çekilen filmler olmayacak. Dijitalle çekilenlerin 35 milimetreye aktarılması da bitecek. Stüdyo işlemleri kullanılmayacak. Gerekli her şeyi bilgisayarın başında yapacaksınız.

-Bu durum sinemanın tanımını neden değiştiriyor? 

Dijital kamerayla filmi çekiyorsun. Sinema salonlarında gösterebilirsen sinema filmi oluyor. Yok, olmadı televizyona satıyorsun, o zaman da televizyon filmi oluyor. Videosunu çıkarınca da video filmi… Eskiden bunların hepsi farklı şeylerdi. Şimdi aynı kamerayla bir sürü film çekiliyor; hangisine sinema filmi diyeceksin ki?

ADI DEĞİŞEN FİLMLER 

-1980 öncesinde de çok film çekildiğini biliyoruz… 

Evet, o zaman hepsi salonlarda gösteriliyordu ama… Hatta bir film farklı isimlerle, afişlerle tekrar tekrar gösteriliyordu.

-Neden öyle yapılıyordu? 

Seyirciyi aldatmak, daha fazla para kazanmak için. 1970’lerde oluyordu daha çok. Seks filmleri furyası varken. Zerrin Egeliler 20 film çekmiş mesela, bakıyorsunuz 40 olmuş.

-Bu durum seks filmleri dışındakiler için de geçerli miydi? 

Evet, normal filmlerde de vardı. Mesela ‘Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım’ adıyla bir film görüyorsunuz. Afişinde Türkân Şoray ve Kemal Sunal var. Ama aslında böyle bir film yok. Ediz Hun ve Türkân Şoray’ın oynadığı ‘Güllü Geliyor Güllü’ filmi var. Kemal Sunal da orada figüran. Daha sonra Kemal Sunal popüler olunca aynı filmi başka adla, başka afişle tekrar çıkardılar. ‘Keşanlı Ali’yi çekiyor biri mesela, film popüler olunca hemen aynı dönemde başka biri ‘Keşanlı’ filmini çekiyor. Görüntü yönetmeninin adı da Ali, onun adını Keşanlı’nın altına büyük harflerle yazıyor. Millet de ‘Keşanlı Ali’yi izlediğini sanıyor. En çok Yılmaz Güney’in filmleri bu şekilde gösterilmiştir. Benim arşivimde var bunlar, bu çıkacak kitapta da göreceksiniz.

-Geniş bir arşiviniz var, isteyen herkese açıyor musunuz? 

İsteyen öğrenciyse, her zaman yardım etmeye hazırım. Ama ticari bir amaç varsa ücret istiyorum. TRT’den, belgesel çeken kişilerden talep alıyorum.

-Para kazanabiliyor musunuz arşiviniz sayesinde? 

Türkiye’de bu işten ciddiye alınabilecek para kazanabilmek mümkün değil. Mesela ben bu kitabı Fransa’da yapmış olsaydım, geliriyle aşağı yukarı bir ev alırdım.

‘SULTAN’ ANI YAZAMAZ 

-Arşivinizdeki bilgiler bir fikir veriyordur size; anılarını yayınladığında ‘olay olacak’ kişiler kimlerdir? 

Müthiş anıları olan kişiler az değil. Mesela sinemamızın Sultan’ı Türkân Şoray var. Fakat anılarını yazması mümkün değil. Bugünlerde yazdığını söylüyorlar; bilemiyorum, belki de NTV kanalında ünlü isimleri konuk ederek eski günleri konuştuğu programını kitaplaştırıyordur. O kitap çıkınca bizim de sözümüz olacak elbette. Tahmin ediyorum suya sabuna fazla dokunmayan bir kitap olacaktır. Türkân Şoray’ın çocukluğundan bugüne kadar yaşadıkları benim arşivimde.

-Nasıl oluşturdunuz o kadar geniş arşivi? 

Çalışmadığım magazin dergisi, gazete, gitmediğim film seti yoktur. Örnek vereyim: En çok film çekilen yıl 1972’dir. 310 civarında film çekilmiş ve ben hepsinin setine gitmişimdir.

-Türkân Şoray anılarını yazamaz dediniz… 

Anı yazmak kolay bir şey değildir. Yazılacak şeyler var yazılamayacak şeyler var. Bazı şeyleri anlatması mümkün değildir. Mesela Cüneyt Arkın hayatını yazsa roman olur ama yazamaz. ‘Adını Unutan Adam’ adıyla bir kitap çıkardı. Bir anı kitabı fakat suya sabuna dokunmamış. Ben de o günlerde ‘Kızının Adını da Unutan Adam’ diye bir yazı yazdım mesela. Çünkü hiçbir şekilde kızından bahsetmez. Ben Ses mecmuasında çalışırken onun fotoğrafını kızı kucağındayken çekmiştim.

HÜLYA AVŞAR’I TEKRAR İYİ FİLMLERLE GÖRECEĞİZ

-Bu hafta Antalya Film Festivali’nin jürisinde istifalar yaşandı. Ne düşünüyorsunuz? 

Bunun hakkında konuşacak durumda değilim. Jüriyi oluşturanların tasarrufu. İstifa edenler için de diyebileceğim bir şey yok. Ama Antalya Film Festivali’nin tarihinde bu tür olaylar vardır. Popüler isimlerle yürütülen bir festival. Mesela İstanbul Film Festivali gibi değil. Öyle olması da gerekmez zaten. Şu sıralarda ‘Antalya Film Festivali’nin Gizli Tarihi’ adıyla bir kitap hazırlıyorum.

-Kitapta neler anlatıyorsunuz? 

Şimdi bahsetmeye gerek yok. Gelecek yıl, festivalin 50. yaşında çıkacak.

-Hülya Avşar’ın bu yılki jüri başkanlığına nasıl bakıyorsunuz? 

Geçen yıl Müjde Ar’ın başkanlığının sorgulandığını hatırlamıyorum… Hülya Avşar da çok iyi filmleri olan biri. Mesela ‘Berlin In Berlin’ filmindeki mastürbasyon sahnesinde herkes oynayamaz. Sahneyi Sinan Çetin’e kendisi önermiştir. Bazen bu durumlar reklâm olarak değerlendiriliyor ama ilgisi yok; sinema sevgisinden… Müjde Ar da öyledir mesela. Kimseye benzemez, sinema sevgisi büyüktür.

-Hülya Avşar’ın sinemaya yeterince önem vermediğini düşünenler var… 

Onun talihsizliği kafasına göre filmlerde oynayamaması. İlgisinin sinemadan başka yerlere kaymasında bunun da nedeni var. Hâlen setlerde görüştüğümüz oluyor. Sinemadan kopmadığını biliyorum, tekrar iyi filmlerle göreceğiz onu.

*http://www.aksam.com.tr

Reklamlar

3 responses to “Sinema Araştırmacısı Agâh Özgüç’ün Hazırlamış Olduğu ‘Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü’, Önümüzdeki Hafta Okuyucu İle Buluşuyor.

  1. Sitenizin tasarımını ve içeriğini çok beğendim. Başarılarınızın devamını dilerim.

  2. Teşekkür ederiz efendim. Sağ olun.

  3. Muhakkak okunması ve sinema severlerin evinde bulunması gereken bir kaynak kitap olacaktır.Sayın Agah Özgüç’ün şimdiden emeğine sağlık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s