.::”Gizlice” İzlenen Sahneler::.

     90’ların başında çocuk olanlar bilirler, televizyonda yayınlanan filmlerin büyük bir bölümü kesilmeden, orijinal halleri ile yayınlanırdı. Müjde Ar’ın Güneşin Tutulduğu Gün adlı filminin, neredeyse “erotik” olarak nitelendirilecek birçok sahnesini hiç kesilmeden izlediğimi hatırlıyorum. Keza Kemal Sunal’ın Köşeyi Dönen Adam filmindeki rüya sahnesinde Kemal Sunal’ın eline bir avuç pislik düşerken, para babalarını simgeleyen bir el, bir kadın göğsü elliyordu. Bu sahne de olduğu gibi yayınlanmıştı. Üstelik bu filmler, gece 12’den sonra yayınlanan cinsten filmler de değildi. 17:00 gibi başlar, ana haber bültenine kadar sürerdi. Hakan Ural, Ünsal Emre, Erdal Tosun ve Tecavüzcü Coşkun’dan oluşan ekibin Harika Avcı’yı kaçırdığı ve bir dağ evinde sırayla tecavüz ettikleri Alışırım adlı filmi izlediğimde saat 13:00 gibiydi, çok net hatırlıyorum.

     Elbette bahsi geçen filmlerde izlenilmeyecek derecede, halk tabiriyle “açık” sahneler yoktu ama şimdilerde televizyon dizilerinin ilk bölümünde sansasyon yaratmak için çekilen sözde tecavüz sahnelerinden aşağı kalır yanları da yoktu. Sanırım insanlar onun film olduğunu, yaşananların “rol icabı” olduğunu anlayabiliyorlardı. Bu yüzden o filmler günlerce konuşulmuyor, tecavüz olayları artmıyor, çocuklar arkadaşlarını taciz etmiyor, kimse küfre ve sigaraya alışmıyordu…

     Anlayacağınız herkes izlediğinden zevk alıp diğer kanala geçiyor, ardından haberleri ve Bizimkiler’i izleyip yatıyordu. Herkes halinden memnundu ve Kemal Sunal’ın “eşek oğlu eşek”i masumluğunu koruyordu. Kimse Şener Şen‘in “Ulan ağanın poku üstüne pok olur mu loo!” cümlesini duyduğunda “Aaa.. Ne kadar ayıp, evladımın terbiyesi bozulmasın…” demiyor, anneler Tosun Paşa’daki hamam sahnesinde Adile Naşit çıkınca çocuklarının gözlerini kapatmıyor, kimse bu sahneden tahrik olmuyordu. Kısacası belirli kurumlar duruma müdahale edene kadar, algılarımız karışmadan yaşıyorduk ve izlediğimizden almamız gerekenleri biliyorduk. Mutluyduk yahu… Akşam Kibar Feyzo oynasa da şöyle doyasıya izlesek…

    Şimdi bu girizgâhtan sonra esas meseleye gelelim. İşte bu yıllarda yayınlanan filmlerimizin çoğunda gizem, merak ve biraz da tahrik duygusu uyandırmak için, karakterler birilerini ya anahtar deliğinden gizlice izler ya da dürbünle takip ederdi. Sizi bilmem ama bu durum beni çok heyecanlandırır, röntgenci karakter anahtar deliğine eğildiği andan sonraki planda gözüken anahtar deliği efektini ve o efektin arasından görünen görüntüyü dikkatlice incelerdim. (Hatta bazen “Acaba ben de anahtar deliğinden baksam aynı mı görürüm” diye düşünür, koşar odamın kapısı önüne eğilir içeriye bakardım ve bambaşka bir görüntü ile karşılaşınca çok üzülürdüm). Çünkü birazdan içeride yaşananları gizlice öğreneceğimi düşünürdüm ve televizyona daha da yakınlaşırdım. Genelde içeride ya bir kavga olduğunu görürdüm, ya da birilerinin soyunduğunu…

    Sinemamızda bu efektler 70’lerin sonuna doğru erotik bir çağrışım aracı için kullanılsa da (Feri Cansel’in Anahtar Deliği adlı erotik/komedi bir filmi dahi vardır) ilk örneklerinde durum biraz farklıydı. Yeri geldiğinde ufacık bir çocuk katillerden kaçıp saklandığı dolabın anahtar deliğinden anne ve babasının öldürüldüğü görüyor, bazen de cinayetin esas sebebini bildiğini söyleyen kişi olayı o an anahtar deliğinden gördüğünü iddia ediyordu. İşte bu durumdu beni heyecanlandıran; çözülmesi güç bir olay üzerine kurulan filmin tüm gizeminin, o anahtar deliğinin ardında olması. Ama şu da bir gerçek ki, akılda kalıcı “gizlice gözetleme” sahnelerinin büyük çoğunluğu, izleyiciyi tahrik etmek amacı ile çekilen sahnelerdir. Bu durumun psikolojik açıdan da birçok açıklaması yapılmıştır. Merak duygusu, insanı tahrik eden ve heyecanlandıran unsurların belki de en önemlisidir…

     Şimdi en çok kullanılan efekt çeşitlerini ve ne amaçla kullanıldıklarını, bizim isimlendirdiğimiz haliyle bir hatırlayalım;

Anahtar Deliği:

     Yerli yabancı tüm anahtar deliğinden gözetleme sahnelerinde kullanılan, artık izine pek rastlanmayan bu efekt, gözetleme efektlerinin başında gelir. Gördüğünüz üzere, eski moda büyük anahtarların gireceği şekilde açılmış bir anahtar deliğinin kıvrımlarına sahiptir. Aşağıdaki kareler Adile Naşit’in Hapishane Gelini Hayroş adlı filminden alınmıştır. Bu sahnede Asuman Arsan, yakın arkadaşı Adile Naşit’in aldatılmasına sebep olduğunu düşündüğü kadını gözetliyor.

Röntgen Deliği:

     Bu “yuvarlak” efekt genellikle yakınlaştırıcı bir nesne kullanılmadan yapılan gözetlemelerde kullanılır. Gözetlenen yerin rengine göre renk değiştirebilir. Bir kütüphanede kitapların arasındaki bir delikten izleniyorsa farklı, aşağıdaki gibi duvara açılan bir delikteyse faklıdır. Aşağıdaki kareler Hülya Avşar’ın Sekreter adlı filminden alınmıştır. Bu sahnede sapkın patron, duvarına açtığı elektrik prizi deliğinden, sekreterinin soyunma odasını gözetliyordur.

Dürbün Gözü/Gözleri:

     Bir dürbünden baktığınız zaman, merceklerin etrafında yer alan kararmalar baz alınarak yapılmış bir efekttir. Uzaktaki karakterin ne yaptığını öğrenmeye çalışan karakterin, tek gözlü ya da iki gözlü bir dürbünü eline aldığı an, zoom (yakın/yakınlaştırılmış) objektif ile çekilen sahnelerde kullanılır. Aşağıda gördüğünüz ilk iki kare, Mete İnselel’in Ye Beni Mahmut adlı erotik/komedi filminden alınmıştır. O sahnede Mete İnselel’in arkadaşı iki gözlü bir dürbünle, dans eden bir kadını gözetlemektedir.

     Bu üç kare de Yılmaz Güney’in Arkadaş filminden alınmıştır. Bu sahnede arkadaşları, Kerim Afşar ve ailesini tek gözlü bir dürbünle gözetlemektedir. Az önce karısı ile kavga eden Kerim Avşar içkisini yudumlamaktadır.

 Genseriko / Nam-ı Diğer Lüzumsuz Adam

Reklamlar

2 responses to “.::”Gizlice” İzlenen Sahneler::.

  1. Güzel ve vurgulayıcı bir yazı olmuş emeğinize sağlık.Ben televizyonda oynayan Kemal Sunal ve benzeri komedi filmlerini izlerken sansürlenen sahnelerden dolayı zevk alamıyorum.Oysaki ben bu söz de ahlak bozan küfür sahneleri olan filmleri izleyerek büyüdüm ve birilerinin düşündüğü,sandığı gibi ahlaksız olmadım.Para için her türlü soytarılığa onay verip alkış tutan bazı yarışma programlarının oynatılması yine buna benzer şeyler kötü örnek olmuyor ama filmlerimizde içilen sigara,içki ve yapılan ufak küfürler kötü örnek teşkil ediyor…! İnanın ağlayalım mı? gülelim mi?

  2. Üçüncü Adam

    Sizin de ellerinize sağlık efendim. Sağ olun. Televizyon artık tam bir afyon halini aldı. Umarım birileri buna dur der. Eşek oğlu eşek’ten korkup, milletin pantolonunun sıyrıldığı yarışma programlarına pirim veren, paranın kölesi zihniyet utansın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s