.::Sinemamızın Unutulmuş Mesleği: Kavgacılık::.

Günümüz sinema filmlerinde, eski filmlerimizde olduğu kadar kavga sahnelerinin olmadığı aşikâr. Bunu bir eksiklik anlamında söylemiyorum. 60’larda, 70’lerde sinema bir şenlik gibi izlendiğinden, -hatta bir nevi yaşandığından- dolayı kavgası gürültüsü bol filmlerimiz perdeden eksik olmamıştır. Dönüp geriye bir bakın, hafızanızı karıştırın. En romantik aşk filmlerimizde bile illaki sudan sebeplerden dolayı bir kavga çıkmış, ortalık bir anda şenlik yerine dönüvermiştir.

Bu sahneler elbette ki, dönem senaristlerimiz tarafından filmlerin senaryosuna bir katkıda bulunması için değil, filmin süresini uzatmak ve ana karakterimizin ne kadar kahraman bir adam olduğunu göstermek için yazılan sahnelerdir. Bir anda birileri yan masadan, ana karakterimizin sevdiği kadına –kadın ana karaktere- laf atar ve ortalık birden karışıverir. Tabii ki ana karakterimiz hepsinin cezasını oracıkta verir. Sıkı mıdır başrolün sevgilisine laf atmak? Hele bir de ana erkek karakterimizin yanında, bir erkek yan karakter varsa ve adam onun “can yoldaşım, kardeşim” dediği adamsa, o kavganın gürültünün seyrine doyum olmaz. Biri üçüncü adamımıza vurur, adamımız sallana sallana ötekinin önüne düşer, öteki vurur bizim adamımız önce masanın üzerine düşer -ve mümkünse masayı kırıp masayla birlikte düşer-. Ama masa sağlamsa ya orada ölü gibi yatıp kalır, ya da keskin bir hareketle kendini yere atıverir. Dayak yemek önemlidir. Yumruk yemek her babayiğidin harcı değildir. Hele de sinemada yumruk yemek, yermiş gibi yapmak hiç kolay değildir.

Küçüğünden büyüğüne birçok sinemasever bilmektedir ki, kavgacılarımızdan çoğu burunlarına yedikleri yumruğa rağmen sahneyi bozmamış, kavgaya devam etmişlerdir. Nedeni çok basittir: negatif film pahalıdır ve sahnenin kesilmesi demek, bir tekrar daha alınması demektir. Yani para gitmesi demektir. Bu yüzden böyle ufacık (!) bir olay için sahne kesilmez. Kesilmemelidir. Ah benim gönlünü bu işe vermiş, sinema sevdalısı canım üçüncü adamlarım… Canım emektarlarım…

Zamanında Beyoğlu/Kavgacılar Kahvesi’nde oturup iş bekleyen bu emektarlarımızın hayatta olanları, şu anda dizi piyasasından ekmek yemekte. Şimdilerde sinema yahut dizi filmlerde dayak yiyen yeni oyuncuların çoğu ajanslardan gelen ve bu işlerle uzaktan yakından alakası olmayan, para kazanma derdinde olan insanlar maalesef ki. Biz biliyoruz ki, yukarıda sözünü ettiğimiz emektarlarımız bir filmin yapımının her aşamasında yer alan ve bunu aşkla yapan insanlardı. Kendilerine sorduğumuz zaman, o günleri dolu dolu gözlerle anlatmaktalar. Tüm jönlere, tüm yıldızlara sonsuz saygıyla selam göndermekte “ah o günlere dönebilsek, o şenlikli günlere” diye iç geçirmekteler. Onlar bizim bloğumuzun hazırlanma sebebiler. Ne kadar kıymetli insanlar olduklarını az da olsa anlatabiliyorsak ne mutlu bizlere. Bloğumuzu biraz da bu yüzden şenlik yerine çevirmeye özen gösteriyoruz. Üçüncü Adam’larımızı anlatırken, onların yaşadıkları o büyülü zamanları, aynı tatta gözlerinizin önüne getirmeye çalışıyoruz. Başımızın tacı üçüncü adamlarımız ve sinemamızı var eden herkese yer var bloğumuzda. Her daim dediğimiz gibi: Hatırlanmaya değer herkes için…

Şimdi geçen zamanlarda anketini düzenlediğimiz kavgacılarımızdan bazılarına dair kısaca bir şeyler söylemek istiyorum.

Süheyl Eğriboz: Sarı saçları ve sarkık bıyıkları ile kavgacılarımızın arasında belki de en karizmatik olanı. Vurulduğu yahut yumruğu yediği anda sallanan o sarı saçları, gerçekten vücuduna bir darbe aldığı izlenimini başarılı bir şekilde vermesindeki en büyük yardımcısıdır.

Kudret Karadağ: Sert yüz hatları ve pala bıyıkları ile başta Cüneyt Arkın olmak üzere, bir çok jönden en çok dayak yiyenlerden.

İhsan Gedik: Kara kuru mizacı ve çevikliği ile avantür filmlerin de vazgeçilmez kavgacısı. Eğer bir kötü adam gurubu varsa, onun elebaşısı olarak kendini gösterir. Tüm pis planlar kendisine aittir.

Yadigar Ejder: Bir dönem Kemal Sunal’lı komedi filmlerinde tek başına canlandırdığı “filmin kötü adamı” rolleri ile izleyicinin gönlünde yer etmiş, sinemamızın yadigarı, koca yürekli, koca cüsseli emektar sanatçı. Şark Bülbülü’nün Mazlum’unu kim unutabilir?

Sönmez Yıkılmaz: Turist Ömer Uzay Yolunda filmindeki, sırttan kurmalı efsane robot. O da, biçimli vücudu ve esrarlı bakışları ile Cüneyt Arkın’dan en çok dayak yiyenlerden.

Kadir Kök: Cüneyt Arkın’ın son dönem aksiyon-komedi filmlerinde her türlü muameleye maruz kalmış, keskin komik hareketleri ile izleyiciyi güldüren önemli kavgacılarımızdan.

İbrahim Uğurlu ve Mehmet Uğur: Cüneyt Arkın’dan arada derede mutlaka birkaç yumruk almayı beceren, kalabalık kavgacı gurubundan kendini sıyırıp ön plana çıkmaya başarmış kavgacımız. Mehmet Uğur aynı zamanda bir akrobattır.

İbrahim Kurt, Çetin Başaran ve Oktay Yavuz: Dayak yiyen kötü adamdan, tecavüzcü kötü adama doğru yol almış üç emektar kavgacımız.

Tevfik Şen, Cevdet Balıkçı, Yusuf Çetin ve Yılmaz Kurt: Çoğunlukla son dönem Cüneyt Arkın’lı aksiyon-komedilerde yer almış, üstattan bolca dayak yemiş, kavgacı-komiklerden. Yılmaz Kurt’u, Kemal Sunal komedilerinden hatırlamak da mümkün.

Her birinin ortak yer aldığı Battal Gazi, Kara Murat, Tarkan gibi avantür filmlerimizi de unutmamak gerek.

Üstte yer alanlar, sinemamızın kavgacılarından birkaçı. Diğer tüm kavgacılarımızı da aynı saygıyla anıyor, sevgiyle selamlıyoruz. Her birinin emekleri tartışılmaz derecede büyük. Bu vesile ile onları biz kez daha anıyor olmanın mutluluğu ile siz değerli okuyucularımıza da selam ediyorum.

Genseriko (Nam-ı diğer Lüzumsuz Adam)

Reklamlar

2 responses to “.::Sinemamızın Unutulmuş Mesleği: Kavgacılık::.

  1. *Konuk Yazarlar sayfasındaki yorumunuzu buraya aktardım.

    “Beyoğlu’nun arka sokaklarında (film kafe mesela) ölümü bekleyen biri gelsinde bir çay ısmarlasın diye beklenti içinde olan tek göz evlerinde susuz elektriksiz yaşayan figüranlar yeşilçamı yeşilçam yapan emektarlar için sosyal paylaşım sitelerinde bir araya gelip maddi destekte bulunmamız için neler yapabiliriz .(veya şuan yapılıpda haberimiz olmayan örgütlenmeler neler)”

    cevdet abinin durumu perişan ölmeden önce yardım edilmesi gereken insanlardan beyoğlu karakolunun karsısında fılm kafeye takılır genelde ölünce bi emektar öldü demesi kolay

  2. Üçüncü Adam

    Yorumlayan ellerinize sağlık efendim. Bir önceki yorumunuzu “Konuk Yazarlar” kısmından silmek zorundayım. Orada sadece yazı çalışmaları yayınlanmakta. Orada sorduğunuz soruya buradan yanıt vereyim, en güzeli bu olacak sanırım. Müjdat Gezen’in sinemamızın emektarları için kurduğu bir huzur evi var. Düşkün sanatçılarımızın bir çoğu orada, ücretsiz şekilde bakılmaktalar. Yukarıdaki yazıda da belirttiğiniz gibi bir çoğunun hali perişan. Kimsesi olmayan ve bahsettiğiniz şekilde yaşamakta olan sanatçılarımızdan ulaşabildiklerimizi Müjdat Gezen’in huzur evine yönlendirmekte fayda var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s