Altın Portakal’a Dair..

*Sabah gazetesinin internet sitesinde rastladığımız bu haberi yayınlamamızın nedeni, bu konudaki görüşlerinizi almak istememizdir. Geçmişten bugüne Altın Portakal Film Festivali ödülleri hakkındaki görüşlerinizi bekliyoruz.

Antalya Film Festivali sona erdi, ama bir haftadır Müjde Ar başkanlığındaki kadınlar jürisinin kararları tartışılıyor. Genel kanı Ümit Ünal’ın Nar filminin hakkının yendiği yönünde. Antalya tarihinde hakkı yenen filmler arasında Hudutların Kanunu, Seyyit Han, Bereketli Topraklar Üzerinde gibi klasikler var

ANTALYA Film Festivali’nin kadınlardan oluşan Ulusal Yarışma Jüri Başkanı Müjde Ar, en iyi film ödülünün Güzel Günler Göreceğiz’e verildiğini açıkladığı an, acaba kararlarının bu kadar tartışılacağını öngörebilmiş miydi? Büyük ihtimalle hayır. Ama bir haftadır jürinin kararları tartışılıyor. Tartışmalar, Güzel Günler Göreceğiz filmine verilen en iyi film, en iyi senaryo ödülü ile Zenne filminde başrol oynayan Erkan Avcı’ya verilen en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülleri üzerinde yoğunlaşıyor. Güzel Günler Göreceğiz, 13 filmin yer aldığı Ulusal Yarışma’da Zenne, Geriye Kalan, Seni Kalbime Gömdüm ve Nar gibi filmlerle sinematografik olarak kıyaslandığında daha zayıf bir filmdi. Erkan Avcı da Zenne’de tartışmasız başrol oynuyordu. Kararlar sonrası, birçok sinema yazarı sonuçları yadırgadıklarını, seçkideki en iyi filmin Nar olduğunu, filmin yönetmeni Ümit Ünal’ın hakkının yendiğini açıkladı. Ünal da sert bir açıklama ile jüri kararlarına tepki gösterdi ve “Bu sonuç ya jürinin sinemayı herkesten fazla bildiğini ve ödül verdikleri filmde çok özel cevherler keşfettiğini ya da sinemadan zerre kadar anlamadığını gösteriyor,” diyerek jürinin ‘ehliyetini’ tartışmaya açtı. Müjde Ar başkanlığındaki jüri, yönetmen Handan İpekçi, oyuncu Bergüzar Korel, Şevval Sam, yazar Ayşe Kulin, sendikacı Yaşar Seyman, sanat yönetmeni Annie Geelmuyden Pertan, sinema yazarı Melis Behlil, Prof. Dr. Serpil Kırel ve gazeteci Çiğdem Anad’dan oluşuyordu. Elbette sinema konusunda yeterli oldukları düşünülmese, jüri olarak görevlendirilmezlerdi. Ama jürinin bütün üyelerinin Türk sinemasındaki son yıllardaki anlatım zenginliğini ve sinematografik gelişimi takip edecek kadar, çekilen filmleri izleyip izlemedikleri de merak konusuydu. Çünkü kimi üyeler sinemacı değil, kimi üyeler de bir veya iki filmde oynayan oyunculardı. Sonuçlar sonrası, kadınlar jürisi “Tarihi bir fırsatı değerlendiremedi,” eleştirileri yapıldı. Oysa ‘sinemayla ilişkisi’ tartışmalı salt erkeklerden oluşan bir jüri de böyle kararlar verebilirdi. Burada asıl iş “İyi bir jüri nasıl oluşturulmalı?” sorusunu sormak. Altın Portakal’ın geçmişinde kimi jüri başkanları tartışmaların önüne geçmek için kararlarının gerekçelerini kamuoyuyla paylaşmayı tercih etti. İki örnek: 1984’te Altın Portakal’da jüri başkanı olan Lütfi Akad, Prof. Dr. Alim Şerif Onaran’la yaptığı söyleşide kararların nasıl verildiği anlatmıştı. Türev‘e en iyi film ödülü verildiği 2005’te jüri başkanı Ferzan Özpetek benzer bir açıklama yapmıştı. Müjde Ar jürisinin de benzer tavır göstermesi yerinde olur. Çünkü 2011 Türkiye’sinde her türlü karar tartışılırken, jüri kararlaranın sorgulanmaması düşünülemez.

KADINLAR, KADINI ANLADI MI?
Jürinin kadınlardan oluşması ayrı bir sorumluluk da yüklüyordu sırtlarına. Jüri de sonuçlarda sorumluluk sahibi olduğunu gösterdi. Güzel Günler Göreceğiz’in temalarından biri (filmin beş altı teması var) töre cinayeti idi, en iyi yönetmen seçilen Çiğdem Vitrinel’in filmi Geriye Kalan da kadınların başrol oynadığı, yönetmeninin kadın olduğu bir filmdi. Ama anlaşılan jüri iki filmde de kadına yaklaşımın erkek bakış açısı taşıdığı farkedememişti. Feminist bir okumayla bu iki filmin ‘sorunlu’ olduğu, kararlarda eleştirilen noktalardan biriydi.

PORTAKAL JÜRİLERİNDEN TALİHSİZ KARARLAR
Festivalin başladığı 1964 yılından bu yana jüri kararları hep tartışılagelmiştir. Sinema yazarı Erman Şener’in Festivaller kitabı bu tartışmalara ışık tutan en önemli kaynaktır. Geçmişe doğru yapılan yolculukta Altın Portakal jürilerinin sicilinin pek parlak olduğu söylenemez. Bunun sebebi festivalin görevlendirdiği hem ön jürinin hem de ana jürinin yaptıkları kritik hatalar.
1965’te en iyi film ödülü, Turgut Demirağ’ın yönettiği Aşk ve Kin filmine verilir. Artık unutulan bu filmle birlikte yarışan filmler arasında Karanlıkta Uyananlar‘ın olduğunu söylersek, kararın vahimliği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
1965’te Halit Refiğ’in Harem’de Dört Kadın‘ın gösterimi, bir grup sağcı genç tarafından protesto edilir. Antalya Emniyet Müdürü gençleri sakinleştirmek için “Endişeye mahal yok. Jüri sizin protesto ettiğiniz filmi birinci seçmez,” açıklaması yapar. Gençler de Ben Öldükçe Yaşarım, Muradın Türküsü, Toprağın Kanı‘nı da protesto edeceklerini açıklar. Jüri istifa etmek yerine, şimdilerde adı bile unutulan Bozuk Düzen‘i en iyi film seçer.
1967’de ise Lütfi Akad’ın Hudutların Kanunu filminin hakkı yenir. O yıl dram, tarihi ve komedi dallarında üç ayrı en iyi film seçilir. Jüri, en iyi dram filmi olarak Zalimler‘i seçer.
1968’de ise sinemamızın klasiklerinden Yılmaz Güney’in yönettiği Seyyit Han ön jüri tarafından elenir.
1981’de jüri en iyi film seçemedi. Seçemedi diyoruz, çünkü yarışmadaki filmleri görünce, sorunun filmlerden değil, jüriden kaynaklandığı anlaşılıyor: Ah Güzel İstanbul, Bereketli Topraklar Üzerinde, Gül Hasan, Hazal, Derya Gülü.
2005 yılında Tanju Gürsu’nun Köpekler Adası filmiyle en iyi erkek oyuncu ödülü alması, Haluk Bilginer’in ise Zeki Demirkubuz’un yönettiği Masumiyet‘teki performansının en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü ile değerlendirilmesi tartışma çıkardı. Gürsu’ya giden ödül iki noktada eleştirildi. Gürsu dublajla oynamıştı ve Haluk Bilginer Masumiyet‘te başroldeydi. Şimdilerde Gürsu’nun performansını hatırlayan pek yok, ama Bilginer’in Masumiyet‘teki performansı hâlâ konuşulur.
2007’de Ümit Ünal’ın yönettiği Ara filmi ön jüri tarafından elendi ve Ulusal Yarışma’ya alınmadı. Ara‘nın, aylar sonra gösterime girmesiyle, Altın Portakal’da yarışan kimi filmlerden daha iyi olduğu anlaşıldı ve ön jürinin kararı hatalı bulundu.

SON 10 YILDA ÜÇ TARTIŞMALI KARAR
Son 10 yılda Antalya’dan üç tartışmalı karar çıktı. İlki 2005’te… Ferzan Özpetek başkanlığındaki cesur davranarak 2 Genç Kız, Korkuyorum Anne, Gönül Yarası gibi filmleri değil de, Türev’i en iyi film seçti. Karar tartışıldı. Ama Ferzan Özpetek “Genç sinemacıları destekledik,” diyerek kararın arkasında durunca tartışmalar söndü. Zaman içerisinde bu karar, farklı jürilerin ilk filmini çeken yönetmenlere en iyi film ödülü verilmesinde elinin güçlenmesine neden oldu. Ama ödülün Türev’in yönetmeni Ulaş İnaç’a iyi gelmediği de bir gerçek. İnaç hâlâ ikinci filmini çekmedi. İkinci tartışmalı karar ise 2008’de Pazar- Bir Ticaret Masalı’nın en iyi film seçilmesiydi. Tuncel Kurtiz jüri başkanıydı. Jüride, konvansiyonel sinemaya yakın isimler yer alıyordu. Yarışmada ise Hayat Var, Üç Maymun, Pandora’nın Kutusu, Süt gibi yenilikçi sinemanın önemli yönetmenlerinin filmleri vardı. Jürinin, klasik anlatıma sahip Pazar – Bir Ticaret Masalı ödüllendirmesi, ‘yenilikçi sinemayı’ görmezden gelen bir tavır olarak yorumlandı. Ama yıllar içerisinde Pazar-Bir Ticaret Masalı’dan ziyade, özellikle Hayat Var ile Üç Maymun daha çok hafızalarda yer etti. Üçüncü tartışmalı kararı ise bu yıl Müjde Ar başkanlığındaki jüri verdi. Önceki yıllara göre bu kararda, jürinin sinema anlayışından kaynaklanan tavrı değil, yarışma filmlerine karşı adil davranmaması sorgulanıyor.

*www.sabah.com.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s