.::Bir Fotoğrafa Ağıt::.

Sevgili Üçüncü Adam okurları…

Ekip olarak uzun bir çalışma süresinin ardından, yeniden sizlerle beraberiz. Sizlerden ayrı kaldığımız bu süre içerisinde, blogumuza karşı göstermiş olduğunuz yoğun ilgi bizleri çok mutlu etti. (Ekip olarak siz okurlarımıza minnettarlığımızı sürekli olarak dile getirmekten asla usanmayacağız…)

Bizler sinemamızı seviyoruz… Bizler sinemamızı çok seviyoruz ve sizlerden bu desteği gördükçe, yaptığımız işin ne kadar doğru olduğunun bir kez daha farkına varıyoruz… *Oğuz Atay’ın bir hikâyesinin başlığı, “Ben buradayım sevgili okur, sen neredesin?” idi. Bizler sizlerin her daim bizimle olduğunuzu biliyoruz. Sağ olun, var olun, iyi ki varsınız…

Bugün sizlerle, -her paylaşımımızda olduğu gibi- yine hiçbir yerde yayınlanmamış bir fotoğrafı paylaşacağız. Aşağıdaki fotoğraf, SODER (Sinema Oyuncuları Derneği) in, kırkıncı sanat yılını dolduran sanatçılara Onur Plaketi verme töreninden bir kare.

Yıl: 1992

Yer: İstanbul Açıkhava Tiyatrosu

Buradan göremiyorsanız, fotoğrafı bilgisayarınıza kaydedip yakınlaştırarak bakabilirsiniz… Kimler var, kimler yok…

Bir Fotoğrafa Ağıt

Yazımızın başlığı “Bir Fotoğrafa Ağıt”. Çünkü bu fotoğrafı sadece beğenmek, gülümseyen gözlerle incelemek, belki bir Cahit Berkay parçası eşliğinde incelerken ağlamak yetmez. Bu fotoğrafa ağıt yakmak, bu fotoğraf üzerine uzun uzun düşünmek, bu fotoğrafı sahiplenmek, özümsemek gerekir. Bu fotoğraf Türk Sineması’nın her döneminde, her tür filmde oynamış karakter oyuncularımızın/sanatçılarımızın, hemen hemen tümünün bir araya geldiği nadir anlardan birine tanıklık etmektedir.

Kimler yoktur ki bu fotoğrafta; Nubar Terziyan, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Suna Pekuysal, Nevzat Okçugil, Sami Hazinses, Neriman Köksal, Turgut Özatay, Kenan Pars, Erol Taş, Engün Köknar, Behçet Nacar, Necdet Kökeş, Muharrem Gürses, Senarist Bülent Oran, Aliye Rona ve diğer tüm değerli sanatçılar…

Bu sanatçılarımızı anlatacağım şimdi sizlere. Bir oyuncu düşünün ki, dahili olduğu ülke sinemasının tüm dönemlerine tanıklık etsin. Bir sanatçı düşünün ki, günde 4 filmin setine gidip ekmek parasını kazanmak için harıl harıl çalışsın. Bir senarist düşünün ki, iki yüzün üzerinde senaryo yazsın ve birçoğunu hatırlamasın bile… Tüm bu söylediklerim, müthiş bir hızla ilerleyen 50-60 ve 70’li yıllar Türk Sineması’nın çarkları arasında yaşamaya çalışan sinema emekçilerimizin hayatlarının kısa bir özetidir. O yıllarda halk, sinemamızı içten içe benimsemeye başlamış olduğundan ve artık sinemamız kendi yıldızlarını yarattığından, senede 200-300 film üretildiği zamanlar olmuş, bu fotoğrafın büyük bir bölümünde yer alan emektar karakter oyuncularımız da, yıldızlarımızın yanında boy göstererek o filmlerde var olmuşlardır. İçlerinden birkaçı sinemamızın 80 sonrasını göremeden hayata veda etmiş, birçoğu da buhranlı zamanlarda video filmlerde oynayarak hayatlarını sürdürmeye çalışmış, zirvede iken dahil oldukları sinemamızın, can çekiştiği zamanlara da tanıklık etmişlerdir. Örneğin Hulusi Kentmen… Sinemamızın en babacan karakter oyuncusu… O, sinemamızda iyiliğin, adaletin ve tertemiz kalmışlığın en büyük simgesi. Bir hakimi oynadığı hemen hemen bütün filmler, tüm suçlular cezalandırılarak, masumlarsa özgürlükleri ile ödüllendirilerek sonuçlanmamış mıdır? İşte Hulusi Kentmen, sinemamıza girdiği 50’li yıllardan, TRT için 80’li yıllarda çekilmiş, televizyon filmi haline getirilmiş tiyatro oyunlarına kadar her filmde, bir fiil “iyiyi ve doğruluğu” temsil etmiştir.

Hulusi KentmenCüneyt Arkın

Bu, üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Çünkü oyuncu, her karakteri başarıyla canlandırabilmelidir. İyiyi de oynamalıdır, kötüyü de…Kel de olmalıdır, uzun saçlı da…Bıyıklı da olmalıdır, bıyıksız da… Şimdi siz okuyucular, Hulusi Kentmen’i hiçbir filminde bıyıksız gördünüz mü? Hemen cevap verdiniz eminim ve cevabınız; Hayır… Hulusi Kentmen’i bir yana bırakıp, ana karakterlere, yıldızlara bir değinelim. Hiçbir filmde Cüneyt Arkın’ı kel gördünüz mü? Ya da saçları her daim taradığı gibi arkaya doğru taralı olmadan? Bu sorulara da cevabınız aynı: görmediniz. Görmedik. Bunun nedeni ne peki? Bu yıldızlarımızın kabiliyetsiz olmaları mı? Tabii ki de değil. Tüm bunları tek nedeni, yapımcıların izleyici üzerinde oluşturduğu “heykel yüzlü Cüneyt Arkın” modelini kaybetmek istememeleridir. Aynı şey Hulusi Kentmen için de geçerlidir. Şimdi dahi aklımıza onun kötü bir karakter oynayabileceğini getirmek bir hayli güçtür. Osman F. Seden’in Ayhan Işık ile ilgili bir anısını anlatacağım şimdi sizlere; Osman F. Seden Ayhan Işık’la bir film yapıyor ve filmin sonlarına doğru Ayhan Işık, karakter oyuncularından temiz bir dayak yiyor ve finalde ölüyor. Film izleyici karşısına çıkınca sinemada olaylar oluyor ve koltuklar havalarda uçuşuyor. Çünkü hiç kimse Ayhan Işık’ın dayak yemesini hazmedemiyor. Bunu gören yapımcı, Osman Seden’i yanına çağırarak yapması gerekeni söylüyor. Film gösterimden kaldırılıyor ve Osman Seden, Ayhan Işık’lı sahneleri bir daha çekiyor. Bu kez Ayhan Işık başlarda yine dayak yiyor lakin, sonradan toparlanıp tüm karakter oyuncularını bir güzel dövüyor. Film bu hali ile vizyona giriyor ve izleyiciden olumlu tepkiler alarak hem yapımcısını, hem de Ayhan Işık’ın “yenilmez” imajını kurtarıyor.

Yukarıda bahsettiğim olay, Hulusi Kentmen ve Cüneyt Arkın üzerinden örneklendirdiğim durumun en somut kanıtıdır. Sinemamız, karakter oyuncularının ve yıldızlarının tiplerinin istikrarına, izleyici kaybetmemek adına fazlasıyla özen göstermiştir. İşte bu fotoğraftaki tüm emektar karakter oyuncularımız, meslek hayatlarının hemen hemen tümünü, hep aynı tip ile geçirmişlerdir. Bu durum onları herkesin hemen tanıyabilmesi adına çok iyi bir durum olarak gözükse de, arka planında esaslı bir trajedidir. Bir çoğunun hayat hikayelerini bildiğimizden ve ekip olarak verdikleri röportajları bulup okuduğumuzdan, bu durumdan onların da muzdarip oldukları kesin. Ama “para kazanmalıydık” diyorlar. Haksızlar mı? Haklılar. Hayatlarını sürdürebilmeleri için sinemamızın kurallarına uymak zorunda kaldılar ve uydular da.

Şimdi o fotoğraftakilerin yüzde doksanı hayatta değil. Nubar Terziyan, Öztürk Serengil, Suna Pekuysal, Nevzat Okçugil, Hulusi Kentmen, Erol Taş, Sami Hazinses, Turgut Özatay, Kenan Pars, Engün Köknar, Neriman Köksal, Muharrem Gürses, Senarist Bülent Oran, Aliye Rona ve -fotoğrafta arkalarda olduğundan gözükmüyor ama biz orda olduğunu biliyoruz- Kadir Savun artık gökyüzünde birer yıldızlar. Farklı hayatlar yaşadılar ve bir kaçı acı ve sefalet içinde, bir kaçı huzur evlerinde, şanslı olanlar ve ellerinde para tutmasını bilenler aileleri ve torunları ile beraberken hayata veda ettiler. Sinemamız onlara çok şey borçlu. Biz ekip olarak elimizden geleni yapıp, gücümüzün yettiğince, kelimelerin sonsuz gücüne sığınarak o yıldızlara bir kez daha bu blogumuzu ve bu yazıyı armağan ediyoruz…

Mekanları cennet, ruhları şad olsun…

Genseriko (Nam-ı Diğer Lüzumsuz Adam)

*Cüneyt Arkın fotoğrafından faydalanabilmeniz adına bir süreliğine logolamıyoruz.

*Oğuz Atay: Yazdığı romanlarında ve öykülerinde kullandığı “bilinç akışı” yöntemi ile diğer yazarlardan farkını belli eden, romanlarının ilk basımlarında (1970’lerde) halk ve entellektüel kitle tarafından pek anlaşılamamış büyük Türk yazarı. Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar, Türk Edebiyatı’nın nadide eserleridir. Ekip olarak, bu önemli yazarımızı okumanızı ve keşfetmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

*Fotoğrafta yer alan ve arkalarda olduğu için gözükmeyen sanatçılarımız; Şener Şen, Kadir Savun, Sadri Alışık, Çolpan İlhan, Eşref Kolçak, Perran Kutman, Emel Sayın, Tarık Akan, Tanju Gürsu, Serdar Gökhan, Ediz Hun. Fotoğrafta bulunan genç sanatçılar (Şener Şen, Perran Kutman, Emel Sayın gibi) ödül aldıkları için değil, kendilerinden yaşça büyük ustalarına ödül verdikleri için oradalardı.

*SODER (SİNEMA OYUNCULARI DERNEĞİ) YÖNETİM KURULU ÜYELERİ-1992: Serdar Gökhan (Başkan Yardımcısı), Hülya Koçyiğit (Başkan), Ekrem Bora (Başkan Yardımcısı), Hülya Avşar (Üye), Tanju Korel (Üye), Tanju Gürsu (Genel Sekreter), Yusuf Sezgin (Sayman), Gülsen Tuncer (Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu), Fikret Hakan (Üye)

*Yüzlerini tam seçemediğimiz için isimlerini çıkartamadığımız tüm sinema emektarlarımızdan özür diler, saygı ve sevgilerimizi sunarız…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s